İslam dini garip geldi garip gidecek derler. İlk zamanlar Mekke’deki müşriklerin baskıları neticesinde çok çile çektiler Müslümanlar. Medine’ye hicretle birlikte biraz nefes alır gibi oldularsa da müşriklerin saldırıları yüzünden bir türlü rahata kavuşamadılar. Pek çok savaş yapıldı ve neticede Hak nasip eyledi ve Mekke fetholundu.

Daha sonra Müslümanlar kendi aralarında fitneye düştüler. Müslüman yine işkence görüyordu ama bu sefer işkenceyi yapan müşrik değil de kendi inancından olan insandı. Üstelik olmadık zulüm ve baskı yapılıyordu tek gayesi Allah’ın dinini yaşamak olanlara. Zulmedenle zulmedilen aynı kıbleye yöneliyor ve aynı duaları okuyorlardı beş vakit namazda.

Allah’a inanan insanlar sürekli eylem içerisinde olan insanlardı. Sabrı çok iyi biliyorlardı. Her bela ve musibet karşısında sabretmeyi öğrenmişlerdi çünkü. Fakat sürekli mücadele de ediyorlardı dindaşlarla, zalimlerle, haksızlarla, isyankârlarla.

Mütemadiyen mücadele ile geçen bir tarih vardır İslam’ın evveliyatında. Zira “fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnızca Allah’ın oluncaya kadar” mücadele de devam etmek zorundaydı. Allah’ın emriydi bu! Bu emir çerçevesinde Müslümanlar sırf Allah’ın rızasını kazanmak için daima mücadele içerisinde olmuşlardı. Eliyle, diliyle mücadelesine devam etmiş güçsüz kaldığında da kalbiyle buğz etmişlerdi.

Ülkemizde 90’lı yıllarda iki tane eylem yapıldı. Sistemin ödünü koparan iki eylem! Birincisi başörtüsüne özgürlük için el ele insan zinciri oluşturuldu. Binlerin, on binlerin, yüz binlerin katılımıyla. Sistem o kadar tedirgin oldu ki bu eylemden, sonrasında günlerce kızlarımız ve eylemciler işkencelere maruz kaldılar. İkincisi ise Ankara’da imam hatipler için yapılan 5+3 eylemiydi. Yine on binlerce insan üşenmemiş ve Ankara’nın trafiğini bir gün felç ederek miting yapmışlardı.

Ülkemizdeki Müslümanlar dünyadaki tüm haksızlıklara karşı sürekli eylem halindeydiler. Kimi zaman Gazze için kimi zaman Çeçenistan için kimi zaman da başörtüsü için. Evet, sürekli eylem vardı. Beyazıt’ta Cuma eylemlerini duymayan kalmamıştı tüm dünyada. Sabahları Eyüp Sultan’da seherle birlikte eller semaya yürekle Mevla’ya yönelirdi. Ne bir Müslümanın ne bir hocanın ne de bir kanaat önderinin-müridin dünyayla, dünyevi işlerle alakası olurdu. Onların tek derdi Allah’ın rızasını kazanmaktı ve buna göre bir hayat sürmeyi hedefliyorlardı.

Son yıllarda Müslümanlar eylem yapmaz oldular. Pek çoğu dünyevi uğraşıların içine daldıklarından olsa gerek ne hocalar ne kanaat önderleri ne de Müslümanlar İslam’a aykırı birçok olay olurken seslerini çıkarmıyorlar artık. Çocuklarının geçimini, kurslarının giderini, talebelerinin iaşesini, tabi olanların hal ve hareketlerini geçmişte dert edinenler şimdilerde pek bir rahatlayıverdiler. Zira akçeli işler onlara da bir şekilde sirayet etti ve kolay yoldan gelen akar ile rahat bir şekilde o işleri halletmeye başladılar. O kadar dünya malına tamah etmişler ki İslam coğrafyası kan ağlarken bir iki kınamanın, tivit ve beğeninin ötesinde tepki gösteren kalmadı ülkemizde. Ne Beyazıt’ta Cuma eylemleri kaldı ne Eyüp Sultan’da sabah namazları. Ne başörtüsü sorunu (!) kaldı ne de başörtüsüne yapılan zulmü dert edinen. Kendilerine sunulan imkânı son raddesine kadar kullanan mı ararsınız, oğlunu kızını şef, müdür yapmak için dualar eden mi! Artık listeler savaşı yaşanır oldu Müslümanlar arasında. Açılacak olan kadrolara daha çok adam sokma derdi, tasası kapladı benlikleri. Kimi devlet arazisine konarak yurt, okul, dergâh yaptı; kimi bir süt, et, un fabrikasına hibe kredi alabilmek için olmadık taklalar attı. Neticede bir ulufe için eylemci Müslüman eyyamcı oldu. Sonra Gazze boynu bükük, Mısır öksüz, Arakan yetim, Suriye sahipsiz kaldı…

Günün birinde Müslümanlar cihad için çağrıldıklarında korkarım kimse rahatını bozup da o çağrıya uymayacak!

Minik bir tebessüm

Hangi Makine

Koca göbekli, şişman yaşlı bir adam teknolojik makinelerin olduğu spor salonuna gider ve görevliye;

-Genç ve güzel bir kadına âşık oldum. Onu etkileyebilmek için hangi makineyi kullanmamı tavsiye edersiniz

Görevli yaşlı adamı baştan aşağı süzer ve:

-Spor salonumuzun hemen girişinde bir ATM var. Onu kullanmanızı tavsiye ederim.

İlgilisine Notlar:

•“Cenabı Hak bize faiz haramdır alan da veren de günahkârdır diye konuşmamızı değil faiz sistemini değiştirmemizi emretmektedir” Prof. Dr. Necmettin Erbakan

•Bu ülkenin insanı tekel bayiinden sakız almayacak derecede takvalı ama o bayie ruhsat vereni destekleyecek kadar şuursuzdur.

•Öküzün altında buzağı aramayın artık çünkü hepsinin altında son model araba var.

•Yeni basılan “Tanınma korkusu” ve “Ses Ayrıcalığı” kitaplarını hediye eden Cafer Keklikçiye, kitapların satışı ve okuru bol olsun temennisiyle teşekkürler.