Ağustos ayı yaklaşırken AK Parti nin Cumhurbaşkanı adayı
netleşmeye başlamış görünüyor. Aslında başından beri Başbakan Erdoğan
Cumhurbaşkanı adayı olmak istediği takdirde önünde bir engelin bulunmadığını
görmek için çok şey bilmeye gerek yoktu. Çoktandır kulislerde bu konu
konuşuluyor ve genellikle Erdoğan ın Köşk e çıkmak isteyeceği hususunda görüş
belirtiliyordu. Son olarak AK Parti milletvekilleri arasında yapılan ankete
verilen cevaplarda da büyük çoğunluğun, Cumhurbaşkanlığı sizin hakkınız
şeklinde cevap verdiği belirtiliyor. Bu sonuç yukarıda da belirttiğim gibi
anket öncesinde zaten belliydi. Şimdi belli bir prosedür uygulanıyor, bir
bakıma formalite tamamlanıyor. Çünkü Başbakan Erdoğan Köşk e çıkmayı kafasına
koymuş ise AK Parti içinde buna fazla karşı çıkılmayacağı belliydi. Kısacası,
Köşk için AK Parti adayını Başbakan Erdoğan ın kararı belirleyecek. Bunun için
asıl cevabı aranan soru bize göre kimin başbakan olacağı ve önümüzdeki günlerin
esas tartışılan konusu bu olacak. AK Parti yi de, ülke gündemini de en fazla bu
konu meşgul edecek. Başbakan Erdoğan Köşk e çıkma hususunda kesin karar
vermişse başbakanı da belirler mesele hallolur demek çok kolay değil. Elbette,
ülke başbakansız kalmaz ve Başbakan Erdoğan ın işaret edeceği isim Başbakanlık
koltuğuna oturur ama daha şimdiden bazı gazetelere yansıyan, Köşk e çıkarsam
tüm yetkilerimi kullanırım, halkın Cumhurbaşkanı olurum sözleri aslında
Başbakan Erdoğan ı tanıyanlar için sürpriz değildir. Zaten anayasa değişikliği
ile cumhurbaşkanını halkın seçmesi hükmü yarı başkanlık sistemini fiilen
getirmişti. Başbakan Erdoğan ın gönlünde başkanlık sisteminin yattığı, bu
hususta bir anayasa değişikliği gerçekleştirilemediği için yarı başkanlık
sistemi ile yetinilmek zorunda kalındığı biliniyor. Aslında eski hali ile de
cumhurbaşkanlarının geniş yetkileri vardı ve bu yetkilerin bir bölümünü eski
cumhurbaşkanları fazlaca kullanmadılar. Bunun çeşitli sebepleri olmakla
birlikte esas sebep yürütme ile çatışmaya girmemek geliyordu. Özelliklede
Parlamento tarafından seçilmiş cumhurbaşkanları bulundukları konumu devleti
temsil eden protokol makamı gibi değerlendiriyorlardı. Ayrıca halktan kopuk bir
noktada bulunuyorlardı. Şimdi ise doğrudan halkın oyları ile o makama
gelineceğine göre halktan uzak kalmaları mümkün olmayacaktır ve Başbakan
Erdoğan ın ifadesi ile Halkın cumhurbaşkanı olunacaktır. Ancak bu durumunda
yeni çatışmalara yol açacağını söylemek zor değildir. Eğer yeni cumhurbaşkanı
halkın cumhurbaşkanı olacağım diye yürütmenin başı gibi hareket eder ise bu defa
cumhurbaşkanı ile yürütmenin başının sıkça karşı karşıya gelmesi sürpriz olmaz.
Bu sebeple de Erdoğan ın cumhurbaşkanlığında başbakan olmayı isteyeceklerin
sayısı azalacaktır. Söz gelimi tüm uyumlu yaklaşımına rağmen Cumhurbaşkanı
Gül ün Erdoğan ın cumhurbaşkanlığında başbakanlığı kabul etmesi bana zor
görünüyor. O zaman parti içinde başka arayışlara girilecektir ki, bu da
gündemin ana maddesini başbakanlığın meşgul edeceğini gösteriyor. Ayrıca, AK
Parti nin üç dönem sınırlandırmasının değişip değişmeyeceği de başbakanlık
konusundaki isimlerin belirlenmesinde etkili olacaktır. Söz gelimi eğer üç
dönem sınırlandırması devam ederse AK Parti içindeki pek çok isim önümüzdeki
seçimlerde Meclis te olmayacak demektir. Yok bu sınırlandırma kaldırılacaksa o
zaman da Başbakan adayı sayısı artmış olacaktır. Bu noktada da bir takım
sıkıntılar söz konusudur. Eğer Başbakan Erdoğan Köşk e çıkmak konusunda kararlı
ise üç dönem sınırlandırmasının kalkmasını yeni başbakana bırakılması uygun
olacaktır. Çünkü Cumhurbaşkanlığı na çıkan kişi yasa karşısında tarafsız olmak
durumundadır. Elbette gönülde tarafsız olunamayacaktır. Uygulamada Köşk e
çıkmış bir Erdoğan ın partinin nasıl hareket edeceğine dair doğrudan
belirleyici müdahalelerde bulunması sıkıntı doğuracaktır. Sözün özü, ne olursa
olsun Köşk e çıkmak isteyecek Erdoğan ın önünde muhalefet hariç partisi içinde
engel görünmüyor. Eğer parti içinde bir çatlak söz konusu olmazsa. Bu bakımdan
gelecekte siyasi yapıyı şekillendirecek olan yeni başbakan olacaktır.