Avam ve havam tabir ve terkibiyle ilk kez Katip
Çelebi nin Mizanu l Hak fi İhtiyari l Ehak adlı eserinde karşılaştım. En
doğruyu seçmekte rehber anlamına gelen kitap mühim değerlendirmelere havi.
İnsana içinden çıkamadığı ihtilaflar konusunda ölçü veriyor. Kafası karışıklara
rehberlik yapıyor. Lakin bugün de bu tür eserlere ihtiyaç var. Mizaniyat
diyebileceğimiz tarz eserler insana muhakeme kabiliyeti bahşediyor. Kitapta
halkı hafife alan bazı deyimler veya tabirler yeriliyor. Bunlardan birisi el
avammu kelhavam/halk haşerata benzer tabiridir. Haşerata ne yaparsınız Temizlersiniz.
Bu deyim veya ifade insanı sinek gibi görmenin bir sonucudur. Maalesef
günümüzde mükerrem olan insanın değeri hafiflemiştir. Allah bu kevni ve kainatı
insana musahhar olarak yaratmış. Yani emrini ve dizginlerini insana vermiştir.
Cinsi beşer olarak halifetullah olduğu için bütün kainat yani canlı ve cansız
varlıklar (ontolojik düzeyde) insana musahhar kılınmıştır. Varlık mertebesinde
ve ontolojik düzeyde insan ve beni beşer Allah ın yeryüzündeki halifesidir.
Onun adına tasarrufta bulunur. Hem ontolojik hem siyasi hem de şer i düzeyde
halifelerden birisi Hazreti Davud aleyhisselamdır. Bu açıdan siyasi halifeler
genellikle Hazreti Davud un kademi üzerinedirler. Süleyman Aleyhisselam kral
peygamberdir. Davud un halefidir. Hazreti Davud ise isamidir yani tabir caizse
peygamberliğe değil ama yönetime tırnaklarıyla kazıyarak gelmiştir. Onun
ötesinde Davudi orucu ile bilinen Davud aeleyhisselam zırh yaparak geçimini
temin etmiştir. Mali anlamda da kimseye minnet etmemiş ve yük olmamıştır.
Siyaseten kimse elinden tutmadığı gibi mali olarak da kendi kazancıyla
geçinmiştir.
İnsan varlıkların en kâmilidir. Varlıklar içinden
süzülmüştür. Onun içinden seçilenler de peygamberlerdir. İnsanları idare
ederken peygamberlerin yöntemini esas alan yöneticiler de halife olarak
bilinirler
*
Cezayir en garip seçim kampanyalarından birisine sahne
oldu. Neredeyse canlı cenaze Abdulaziz Buteflika dördüncü dönem için aday oldu.
Lakin ne hareket kabiliyeti ne de konuşma yeteneği var. Bu yüzden Buteflika nın
seçim kampanyasını eski Başbakan Abdulmalik Sellal yürüttü. Haliyle kadavra
gibi olan Buteflika nın aday olması seçim üzerine büyük bir şaibe gölgesi
düşürdü.
Halkın ve siyasilerin itirazlarıyla karşılaştı. Bu kadar
da olmaz ki serzenişlerine neden oldu. Pes dedirtti. Halkın homurdanması
üzerine onlar da halkı haşerata benzettiler. Mısır daki Kifaye hareketine
benzer Berakat hareketi kuruldu ve Buteflika ya kırmızı kart gösterdi. Bunun
üzerine Abdulmalik Sellal halkı suçlu ilan etti. Arap Baharıyla hesaplaşma
sadedinde. Kim estirdiyse Arap Baharı rüzgarlarını estirdiler. Bahar dedikleri
haşerat çıktı. Lakin Cezayir buna şerbetli ve kapımızı çalacak olursa; kapımız
ona kapalı ve gelirse tedbirliyiz, elimizde haşerat yok edici ilaçlarımız var
(http://www. alquds.co.uk/ p=143939 ) Sellal ın konuşmasında dikkat çeken
iki unsur var. Bunlardan birisi, halkın haşerata benzetilmesidir. İkincisi de
Arap Baharının çakma bir bahar olduğu ve estiren tarafın ne idüğü belirsiz
olduğudur! Genellikle solcu veya ulusalcı kesimlerde Arap Baharının Amerikan
imalatı olduğu kanaati yaygındır.
*
Cezayir rejimi de sapına kadar ulusalcı bir rejimdir. Ama
sözde mi özde mi sorusunun net bir cevabı yok. Varsayalım ki Arap Baharını
estiren çevrelerin başında ABD geliyor. O takdirde, Cezayir rejimi ona karşı
mesafeli olmalı değil mi Seçim takvimine çok az bir zaman kala Amerikan
Dışişleri Bakanı John Kerry Cezayir e damladı. Durduk yerde eniştem beni neden
öptü deyimini hatırlatırcasına Kerry nin ziyareti Cezayirliler nezdinde destek
ziyareti olarak algılandı. Bu ziyaret dolaylı olarak Buteflika nın dördüncü
dönem için adaylığına verilmiş bir destek mesajı olarak telakki edildi
(http://elections. echoroukonline.com/articles/articles/196962.html ). Bu bir
ihsas-ı rey ve dolaylı bir destekti. Nitekim, sadece basın camiasında değil
siyaset aleminde de bu böyle algılandı ve yorumlandı. Daha sonra John Kerry suç
bastırır gibi kem küm etti. Sisi darbesine de arka çıkmış ve Pakistan ziyareti
sırasında darbeyi demokrasiyi güçlendirme çabası olarak selamlamıştı. Demek
ki bahara değil darbelere taraftar. Sisi ye model olan Cezayir, 1991, 2004 ve
2009 seçimlerinde olduğu gibi 17 Nisan (2014) seçimlerine de tezvirat gölgesi
altında girmiştir! Buteflika nın rakibi Ali Benflis 2004 ve 2009 seçimlerinin
hile ile alındığını ve 2014 seçimleri için de böyle bir ihtimalin varit
olduğunu söylemiştir. 1991 yılında Amerikalılar Cezayir demokrasisine çalım
atmışlar ve Abbas Medeni ye ters dönmüşlerdi. Onun Washington Temsilcisi Enver
Haddam ı da içeri atmışlardı. Şimdi, 1991 yılında yaptıklarını Mısır ile bir
kez daha Cezayir de tekrarlıyorlar. Sorgulanan Cezayir demokrasisi değil,
darbelere destek veren Amerikan demokrasisidir. Nasıl bir demokrasi anlayışı
ise hep kesintilerden hep atanmışlardan ve hilebazlardan yana oluyor! Çıkarları
hep kötü adamları tercih ettiriyor. ABD, demokrat mı yoksa demokrasi katili mi
Cezayir deki cunta kalıntısıyla adı Demokrat olan Obama idaresi, birlikte avama
havam muamelesi çekiyorlar!