ABD ve koalisyon ortakları ile Rusya’nın uzun süren görüşmelerin ardından vardıkları anlaşma tam manasıyla Esad’ı kurtarma anlaşmasıdır. Böyle olunca da iki yılı aşkın bir süreden beri işlediği cinayetlerin hesabı sorulmayacak, Esad’ın yaptığı yanına  kalacak demektir. Sadece elindeki kimyasal silahların yeri ile ilgili bir listeyi verdiği takdirde Suriye’ye müdahale edilmeyecekmiş. Yani katil belki cinayetlerine devam edecek. Zaten Rusya ile ABD arasındaki görüşmelerde gelinen nokta genellikle “Esad paçayı kurtardı”, “Esad’ı kurtarma planı” ya da “Esad’a bir katliam yılı daha sunuldu” şeklinde değerlendirildi ki, hafif bile kalmış nitelendirmeler.

Bu arada görüşmelerin ardından ABD ve Rusya Dışişleri Bakanlarının yaptığı açıklamaların ciddi bir farklık gösteriyor olması da ayrı bir dikkat çekici nokta. Belli ki anlaşmanın içeriğinde tam bir mutabakat olmamakla birlikte Suriye’ye müdahalenin gelecek yılın ortalarına ertelenmesinde anlaşılmış durumda. Bu arada kimyasal silahların yerini de bildirecek olan Esad. Komik değil mi

Esad’a bir yıllık süre tanımak kimyasal silahlarla olmasa bile klasik silahlarla katliamını sürdürme veya karşılıklı ateşkes süresi de olabilir. Ama görünen o ki, Esad muhaliflere karşı saldırılarını durmaya hiç niyetli değil. Her gün bir şehir bombalanıyor, yeni katliam haberleri geliyor. Bu sebeple Suriye’ye müdahalenin kimyasal silahların yerini bildirir bir liste vermek şartıyla ertelenmesi iki yılı aşkın bir süreden beri işlenmiş cinayetlere ABD ve Rusya ortak olduğu gibi bundan sonra işleneceklerinde baş sorumlusu konumunda olacaklardır. Kısacası Suriye’de işlenmiş olan cinayetlerin hesabının sorulmasını engelleyecek sonraki cinayetler konusunda da bu ortaklığın devam edeceği anlamına gelir. Bu bakımdan varılan anlaşma Suriye’de işlenmiş olan cinayetlerin hesabının sorulmasını engelleyecek, önümüzdeki dönemdeki cinayetler içinde Esad’a zaman kazandıracaktır. Yaşananlar güçlülerin sergilediği eşkıya mantığını aksettiriyor. Bu sebeple diyebiliriz ki dünya üzerinde eşkıyalar hüküm sürüyor. Peki eşkıyadan hesap sorulamaz mı Onların yaptığı soygunlar, işledikleri cinayetler hep yanlarına mı kalacak Hemen belirtelim ki hiçbir zaman zalimler hükmünü fazla sürdürememiş, bir başkası ortaya çıkıp onları tahtından indirmiştir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, bir zalimin yerini başka bir zalimin alması değildir. O takdirde zulüm devam edecek sadece zalimler yer değiştirmiş olacaktır. Peki, hem güçlü hem adil olmak mümkün değil mi Mümkün elbette… Önemli olan güç ile birlikte o gücü elinde bulunduranın davranışlarını belirleyen ölçülerin ne olduğudur Eğer hem güçlü hem de İslam’ın emirleri doğrultusunda hareket ediliyor ise fert, ister ülkeler planında o güç yer yüzünde hakkı ve adaleti hakim kılar ama materyalist bir anlayışın temsilcisinin sahip olduğu güç oranında zulmü artar.

Ne var ki bu gün gelinen noktada dünya hem güçlü hem de zalim olanların kontrolündedir. Esad’a hesap sorulmasını engellemek için başta Rusya ve ABD olmak üzere İngiltere, Fransa ve Çin’i sergilediği tavır bu sebeple ibretliktir.

Adaletin hâkim olduğu bir dünyada ve özellikle de yer yüzünde barışı ve adaleti tesis ettirmek için kurulduğu ileri sürülen uluslararası kuruluşlar böylesine güçlülere teslim olur muydu Daha kuruluşunda 5 ülkenin borusunu öttürmek üzere dizayn edilmiş bir BM ile yer yüzünde biz Müslümanlar olarak adaletin hâkim olmasını, cinayetlerin son bulmasını nasıl bekleyebiliriz

Bu noktada başından beri Türkiye’nin Suriye konusunda sergilediği tavrın hiçbir sonuç vermemiş olduğuna, yapılanın ABD’nin  tavrını sessizce beklemek ve aldığı kararları sineye çekmekten öteye gitmediğini irdelemeye bile gerek yok diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye’nin tavrı Suriye’deki katliamı eşkıyaların durdurmasını beklemekten ibarettir.