Bilgisayar başında olmak artık klasik bir sorun.
Alaadin in sihirli lambasından daha hünerli bir lamba var. Led ekranın ışığı
yüzleri aydınlatırken, ilişkileri karartıyor. İnternet erişim hızının artması,
hikâyelerde ki büyüleri geride bıraktı.
Mobil telefon takıntısı sınır tanımıyor. Hayra mı yormalı
bilmiyorum ama şaka gibi sanal gruplar oluşuyor: Hastane salonunda beklerken koyulaşan sohbet,
cepte bir mesaj grubuna dönüşebiliyor. Bu arada mesaj gruplarına üyelik
arttıkça azalan aile iletişimine yeni çözümler var: Aile içi kurulan mesaj
grubuyla, eksilen diyaloğu tamamlamak
Elektronik aletlerin benliği dönüştürdüğü bir gerçek.
İnsan insana kurulan iletişim yerine, insanın daha samimi bir şekilde cihazla
zaman geçirmesi normal karşılanabilir mi TV, aile üyeleriyle birlikte
izlendiğinden mobil telefonlar ve bilgisayardan elbette daha sosyal olma
özelliği taşımakta.
Dünden bugüne çocukların çokça bilgisayar oynaması
başlıca sorundu. Sorun çocuklar üzerinden tartışılınca ebeveynlerin mobil
takıntıları öne çıkmıyordu. Eşler arası huzursuzluk sebepleri arasına girince
konu gündeme girmeye başladı.
İnterneti problemli kullanan ergenlerle yaşanan
gerilimler aile üyelerini gerilime soktuğu malum. Fakat şimdi ki sorun eşlerin
aşırı teknoloji kullanımları. Bu sorun birkaç noktada uç veriyor. İletişimin
azalması günün gerilimini paylaşarak sakinleşme imkanını yok ederken, öte
yandan aileyi sarsacak sorunlara kapı aralıyor.
Birçok kullanım biçimi arasında başlıca sorun, popüler
kullanım tarzı. Zira uzun süre bilgisayar başında kalan araştırmacı ve
yazarların da evlerinde bu türden tartışmalar var. Ne var ki sanal kimlik tartışmalarının
yaşandığı bir dönemde benlikler diyotlar arasında filizleniyor.
İnternet bağımlılığı ya da dijital aletleri aşırı
kullanım, artık boşanma nedenleri arasında. Konuyla ilgili oranları abartılı
bulmakla birlikte, konunun üzerinde yeterince durulmadığı bir gerçek. Bugün
internetten online boşanma imkânları, konunun ne kadar sıradanlaştırıldığına
iyi bir örnek.
İletişimi azaltan bir sorun olarak dijital aletler, ciddi
aile krizlerine neden olmakta. Bağımlılık düzeyinde kullanımla eşe karşı ilgi azalması,
karşı cins takipçi sorunları, yoğun kullanım nedeniyle sevgi sunumunda
yetersizlik, iş görüşmeleri ve mesajlaşması nedeniyle iletişim eksikliği eşler
arasında bitmeyen tartışmalara neden olmakta.
İnternet ve mobil telefonların kullanıma başlandığı
doksanlı yıllarda dünyaya gelen çocuklar bugün evlilik çağında. Evlilik yaşı
uzamış olsa da, bugünün çiftlerin evlilik öncesinde dijital ortamda paylaşım
geçmişleri var.
Eşler arası internete takılma sorunları bir bekârlık
alışkanlığı. Evlilik planını sanal ortamda kurgulayan gençler, özveri
duygusundan yoksun bir şekilde evliliğe adım atıyorlar.
Eşler arasında elektronik cihaz kullanım kültürü
gelişmediği bir gerçek. Buna engel olan başlıca nedeni benlik yapısında
aramalı. Muhabbeti azaltan mobil telefonu kullanım sorunu bir ego sorunudur.
İnternet mesaj grupları ve sosyal medyaya karşı ego merkezli bir yönelim var.
İradeye ipotek koyan nefsten başkası değildir. Egonun yüzeysel talepleri
internet yoluyla karşılanırken daha derinde kalbin beklentisi boş kalmakta.
Ego kontrolünde bir bilgiye sahip olmayan modern insana
göre şekillenen bir kültür var. Sanal flört kültürünün yaygın olduğu modern
anlayışın filtre edilmeden bizim kültürümüze yansıması eşler arası sorunda uç
vermektedir.
DEĞİŞEN EVLİLİK
BEKLENTİLERİ
Teknoloji aletlerinin kullanım biçimlerine baktığımızda
bir kurgu yapabiliriz. Yakın gelecekte insanlar yalnız yaşamaktan
kurtulacaklar. Evlilik beklentilerini karşılayan dijital aletler farklı
boyutlarda karşılayacak!
Düne kadar boşluk duygusunu bastıracak belki bir robot
beklentisi vardı. Beklenen olmadı ve hareketsiz ekranlarla insan, kendine yeni
bir yaren edindi. Ancak hiçbir icat
insanın derinliğine, ihtiyaçlarına ve beklentilerine karşılık vermeyecektir. Bu
bakımdan beklentilerimizi yeniden ele almalıyız.
Prof. Dr. Berksun, evlilikte beklentinin değiştiğine
vurgu yapıyor. Evli, mutlu, çocuklu olabilme belli bir yaştan sonra kadın ve
erkek için özlenen, beklenen, istenen bir durumdur. Evli ve çocuklu olmak çoğu
zaman mümkün ve kolay görünmektedir. Mutluluğun ise hem evlilik öncesinde hem
de evlilikte öyle kolay sağlanabilir bir beklenti olmadığı açıktır. Oysa
günümüzde, mutluluk, mutlu edilme biçimiyle evliliğin sürdürülmesinde eşlerin
birbirine dayattığı öncelikli koşullardan biri haline dönüşerek karşımıza
çıkmaktadır. Mutluluğun şükretmeye, kanaatkârlığa, kısaca temel ihtiyaçların
doyuruluşuna dayalı yapısı değişmiştir, yeni dünya düzeninin vaatleri, sonradan
yaratılan ihtiyaçların karşılanmasını mutluluğun ön koşulu haline getirmiştir.
Artık ihtiyaçlar da temel ihtiyaçlarla sınırlı değildir. İnsanlar evlenmeden
önce bulamadıkları veya yaşayamadıkları mutluluğu bile evlilik içinde aramaya
hakları olduğunu, bulamazlarsa da sorumluluğu eşlerinde görmeyi bir tutum
olarak ortaya koymaktadırlar. *
DİJİTAL AŞERME
Genç kuşak için cihazı yanında tutmak, ağa bağlı kalmak
ve yeni model edinmek, anne adaylarının masum aşermesi kadar dayanılmaz bir
tutku. Bu takılmalar genç annelerin tutumuna yansımış durumda. Bir elleriyle
çocuk bakımıyla uğraşırken, öteki elleriyle mobil cihazda ileti kontrolü
yapmaktalar.
Sorunun temelinde sanal bağımlılık yok aslında. Sorun,
ruhsal yapıyı besleyen dayanaklardan uzaklaşmak. Modern insanın donanımı
anlamlı bir bütün görünümünde değil. Parçalı, dağınık ve kabullenmeyi dayatan
bir buyurganlık içinde. Ürettiği doğru»ya bir amentü gibi tutunarak, güncel ilişkilerde baskın çıkma telaşında.
Olup biteni hızlı okumak zorunda. Zira yoğun bir gündemi var; çıtası yüksek ve
hayranlık uyandıran bir saygınlık için her alanda boy gösteriyor. Donanımlı
modern insan olmak için kazanmak istediği becerilere bakılırsa, gelişmiş
özelliklere sahip bilgisayarlarla yarışıyor sanki. Geliştirdiği bu ucubelik
içinde, önüne yığılan ne kadar imaj aracı varsa onlara sımsıkı tutunarak
güvenli bir bariyer oluşturuyor.
Doğrusu, hem şaşkınlık hem hayranlık uyandıran bir durum
var; modern çağın insanı her geçen gün açıkları kapatan yeni yamalar buluyor.
Yanından ayırmadığı minik ekranları avucuna aldığında, dünyayı komuta eden bir
panelin önüne geçiyor sanki. Tıklama
hızında saliselerle yarışırken, elindeki kamçıyla atını doludizgin koşturan bir
süvari gibi.
Bir bakıma elindeki mobil cihazla insan, sanki masaj
aleti ile ruhuna masaj yapmakta. Eksik ve açık kalan alanları bu cihazlarla
doldurma telaşında. Açlığını bastırmak için yemek yerine sürekli çikolata
yiyerek içi harap olmakta. Yaşanılan
gerçek; aşerme nesnesi bile değişen bir kuşağın ayak sesleridir.
Prof. Dr. Oğuz E. Berksun, Dr. Gökben Hızlı Sayar,
Aile ve Eş Terapileri, Detay Yayınları. 2013