Fotoğrafı bir okurum gönderdi bana. Çok ilginç bir detay var fotoğraf karesinde.

Şimdi sıkı durun!

Daire içindeki kişiyi tanıyabildiniz mi

Tanıdınız ya da tanıyamadınız!

Zaten birazdan ismini ve özelliğini okuduğunuzda anlayacaksınız.

Önce, yoğun bir seçim çalışmasından çıktıktan sonra yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’daki “1 saati”nden bahsedeceğim.

***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz cuma namazını, çalışma ofisinin yakınında bulunan Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nde kıldı.

Bazı detaylar vermek istiyorum, ardından da bu “1 saate” ilişkin şu ana kadar hiç konuşulmayan bir ayrıntıya dikkat çekeceğim.

Başbakan, Cuma namazına 10 dakika kala evden çıktı ve doğrudan Cuma namazına geçti.

AKP iktidarını çok zor duruma düşüren Gezi Parkı olayları sırasında göstericilerin sığınmasıyla gündeme gelen camide Başbakan Erdoğan, daha önce sık sık cuma namazı kılıyordu.

Erdoğan, Gezi Parkı olayları sırasında camiye sığınan göstericilere “camiye ayakkabı ile girdiler, içki içtiler” şeklinde tepki göstermişti

Gezi Parkı olayları sonrası ilk kez Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’ne gelen Erdoğan en son 10 Mayıs 2013’te burada cuma namazı kılmıştı.

Erdoğan’a Cuma namazında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul  Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da eşlik etti.

Başbakan Erdoğan cuma namazının ardından vatandaşlarla bir süre sohbet etti. Gazetecilere açıklama yapmayan Başbakan, daha sonra camiden ayrıldı.

***

Buraya kadar her şey normal…

Şimdi, fotoğraftaki o daire içindeki “sürpriz ziyaretçi”ye dikkatinizi çekmek istiyorum.

Daha yakından görebilesiniz diye o kişinin bir portresini de kareye koydum.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın o sürpriz ziyaretçisi, Gezi Parkı esnasında gündeme gelen tarihi Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nin müezzini Fuat Yıldırım’dan başkası değildi.

Biliyorsunuz, Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin sert müdahalesinden kaçan protestocular Dolmabahçe Bezmi Alem Valide Sultan Camii’ne sığınmıştı.

İçlerinde çok sayıda yaralının da bulunduğu protestoculara burada hekimlerce tıbbi müdahalede bulunulmuş ve ilk tedavileri yapılmıştı.

Protestocuların caminin kapısını kırdığı, camiye ayakkabıları ile girdiği, camiyi adeta mezbeleliğe çevirdikleri, hatta içki içtikleri kamuoyuna yansımıştı.

Başbakan Erdoğan o günlerde, protestocuların “camiye ayakkabıyla girdikleri ve camide içki içtikleri”ni ifade etmişti.  Erdoğan, miting meydanlarında da bu görüşünü defalarca tekrar etmişti.

Başbakan Erdoğan’ın bu iddialarının ardından, polis de yaralı protestocuların camiye sığınmasına izin veren müezzin Fuat Yıldırım’ı emniyete götürerek ifadesine başvurmuştu.

Ancak müezzin Yıldırım, protestocuların camiye sığındıkları gece, “içlerinde yaralılar bulunduğunu ve o durumdaki insanların ayakkabılarını çıkarmalarının beklenmelerinin” doğru olmadığını söylemiş ve camide içki içildiğine de rastlamadığını söylemişti.

Bu ifadenin ardından Yıldırım hakkında soruşturma başlatılmış ve bu sırada da Dolmabahçe Camii’ndeki görevinden alınarak Kayabaşı Köyü’ne atanmıştı.

Yıldırım daha sonra da yine Beyoğlu/ Karaköy’de bulunan Galata Arap Camii’nde görevlendirildi.

Yaşananların ardından Caminin imamı Halil Necipoğlu Zeytinburnu’na, Beyoğlu Müftüsü Recai Albayrak ise Karadeniz Ereğlisi’ne tayin edilmişti.

***

Benim merak ettiğim şu;

Başbakan Erdoğan, camiden çıkarken kendisine meraklı gözlerle bakan ve “acaba göz göze gelebilir miyim” düşüncesinde olduğu anlaşılan müezzin Fuat Yıldırım’la bir şekilde görüştü mü, görüşmedi mi

Görüştüyse, Fuat Yıldırım Başbakan’dan “af ve özür” diledi mi, dilemedi mi

O GENEL MÜDÜR İSTİFA METNİNİ NEDEN İMZALAYAMADI

17 Aralık soruşturması veya 2013 Türkiye Yolsuzluk ve Rüşvet Skandalı…

Eylül 2012 ve Şubat 2013’teki bir dizi ihbarla başlayıp, 17 Aralık 2013 günü Cumhuriyet Savcısı Celal Kara’nın gözaltı talimatları ve ilgili mahkemelerin arama kararlarının yerine getirilmesi ile kamuoyunun duyduğu operasyon…

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve Mali Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen, aralarında iş adamları, bürokratlar, banka müdürü, çeşitli düzeyde kamu görevlileri ve 61. Türkiye Hükûmeti kabine üyesi 4 bakan ile 3 bakan çocuğunun olduğu kişiler hakkında “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma...

***

Her şey bu soruşturmadan sonra değişti…

12 yıldır süren ve sorunsuz olarak devam eden “ince denge” aniden alt üst oldu.

Kimse kimseyi tanıyamaz hale geldi.

Ankara’da, 17 Aralık 2013 tarihine kadar aynı masada gece yarılarına kadar kahkaha atan, muhabbet eden bürokratlar ne olduysa o günden sonra bir daha bir araya gelemediler.

Çok sayıda kamu kurumunda üst düzey yöneticiler görevden alındı, işten el çektirildi.

İşte bunlardan birinde yaşanan bir fotoğraf dışarı hiç sızmadı… Kurumun adını vermek istemiyorum.

Fotoğraf şöyle;

O kamu kurumunun Genel Müdür dahil en üst düzey yöneticileri oval masanın etrafında “acaba neler olacak ” endişesiyle beklerken, birden o Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakan beyin elinde “beyaz bir sayfa” belirir.

Beyaz sayfa esasen bir istifa dilekçesidir.

İmzaya, imzalanmaya muhtaç bir pulsuz dilekçe.

Bakan dilekçeyi, tüm üst düzey yöneticilerin gözü önünde Genel Müdür’ün önüne koymaz, adeta fırlatır.

Tıpkı, Ahmet Necdet Sezer’in, Hüsamettin Özkan’a anayasa kitapçığını fırlattığı gibi…

Genel Müdür bir anda önünde bulduğu dilekçeye şöyle bir bakar. Ama sadece “bakar”.

Kıpkırmızı olur, ortam buz kesilir.

Fakat ne bir imza, ne de bir tepki gelir, Genel Müdür’den…

***

Merakınızı gidermek için söyleyeyim;

O Genel Müdür halen görevde…

NOT:  Bugün 14 Nisan 2014 Pazartesi... 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!