Erbakan Hoca, ülkesine ve insanlığa hizmet etmeyi ibadet bilen bir liderdi. İhtiyaç gördükçe halkı ve hükümetleri uyarır, onların doğru karar vermelerini isterdi. Ülkemizin tehlikeli bir mecraya sürüklendiği bugünkü noktada Erbakan Hoca’nın fikirlerinin topluma ışık tutacağına inanıyorum.

Hoca’nın 42 yıllık siyasî hayatı kayıt altında. Her şey milletimizin gözü önünde yaşandı. TBMM konuşmaları, mitingleri, diğer sözleri belki 100 ciltten fazla bir külliyat oluşturacak nitelikte. Onun söz ve uyarılarını incelediğinizde tutarlılık ve isabetli çözüm önerileriyle karşı karşıya bulunduğunuzu görürsünüz. Bülent Arınç’ın ifade ettiği gibi “Hocam, sen ne kadar haklıymışsın!” demekten kendinizi alamazsınız. Evet, o hep haklı çıktı.

Bugün Türkiye’yi 2 büyük tehlike beklemektedir:

1. BDP’liler, “Seçimden sonra özerkliğimizi ilân edeceğiz” söylemini seslendirmekte; hatta bu konuda Başbakan’dan söz aldıklarını ifade etmektedirler. Türkiye’nin bölünmüş haritası sosyal medyada dolaşmaktadır.

2. Rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ülkemizi çökertecek bir boyuta ulaşmıştır. Güven kaybolmakta, ülke hızla itibarsızlaşmaktadır.

Çok ciddi olan bu 2 problem âcil çözüm beklerken; Hükümet, bir grupla amansız bir kavgaya tutuşmuş bulunmaktadır. İnsan, yoksa bu da oyunun bir parçası mı, diye düşünmekten kendini alamıyor.

Başbakan, söz konusu grubun dış güçler tarafından yönlendirildiğini ifade ediyor ve pek çok suçlamalarda bulunuyor. Ne hikmetse, aradan aylar geçmesine rağmen iddialarla ilgili tek işlem yapılmış değil.

Nasûhî Güngör; Recep Tayip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün dış bağlantılarını anlatan “Yenilikçi Hareket” adıyla bir kitap yazmıştı. Daha sonra yaşananlar da yazılanları doğruluyordu.

Yaşananlardan hareketle Sait Nursî’nin, “Avrupa oradan üfler, bizimkiler burada oynar” sözünün hâlâ geçerliliğini koruduğunu düşünmeye başladım.

Tarihȋ Tespitler

Millî Görüş gömleğini çıkaranlar, küresel güçlerin onayını alıp içteki uzantılarıyla da uzlaştıktan sonra AKP’yi kurdular. Erdoğan, Millî Görüşçü iken okuduğu şiir yüzünden hapse girdiği günlerde medya, “Muhtar bile olamaz” diyerek sevincini ilân ettiği halde; Millî Görüş’ü terk ettikten sonra tam destek vermiş ve AKP’yi iktidara getirmişti.

Oynanan oyunu ve işin nereye varacağını çok iyi bilen Erbakan Hoca, AKP’nin Hükümet olduğu günlerde, “Yazın bunu bir yere!” diyerek şunları söylemişti: “Bunların tecrübesi yok, müktesebâtı yok, birikimi yok. Bakınız, bunlar tarihî tespitlerdir. Göreceksiniz, bir müddet sonra, ‘Sahi ya, neydi o günler, çoluk çocuk elinde kalmıştık’ diye herkes söylenmeye başlayacak.”

Erbakan Hoca, bu uyarıları yaparken halkın da demokratur oyununa nasıl alet olduğunu hatırlıyor musunuz Çok kimse olup bitenden içi yanan Türkiye sevdalısı bir liderin sözlerini dikkate almıyordu. Bugün gelinen nokta herkesin gözü önünde. Buna rağmen ihtiras ve menfaatlerinin esiri olup iç kavgaya tutuşanların bir tarafında yer alarak onların mıknatıs alanına girenlerin sayısı hiç de az değil. Türkiye ciddi bir tehlike ile karşı karşıya iken onların gündemleri farklı.

Dikkat ettiniz mi Millî Görüş’ü bölme oyunlarından sonraki her seçimde Erbakan Hoca, “Her seçim önemlidir, ama bu seçimler hepsinden önemli” deyip bunun gerekçesini açıklardı. Niçin Okulda ders sırasında arka kapıdan kaçanları çok iyi biliyordu da onun için. Çoban, güttüğü koyunu bilmez mi

Halkı da şöyle uyarmıştı: “Ey aziz milletim! Nasıl olsa Millî Görüş’e geleceksiniz, hiç değilse ağzınızı gözünüzü parçalamadan, yara bere içinde kalmadan gelin. Millî Görüş ihtiyarî bir seçim değil, mecbûrî istikamettir.”

Çözüm İçimizde

Erbakan Hoca’nın Türkiye’ye bıraktığı manevî miras güzel bir fırsat olarak önümüzde durmaktadır. Yetiştirdiği idealist kadrolar hizmete hazırdır. Onlar, 45 yıllık tecrübeleriyle imtihanlarını yüz akıyla vermişler, sadakat ve vefakârlıklarını ispat etmişlerdir.

Ülkenin zarar görmemesi için Millî Görüşçülerin gösterdikleri hassasiyet herkesçe bilinmektedir. Erbakan Hoca, karşılaştığı engellere rağmen devlet kurumlarının itibarını zedelememek için özel bir gayret sarf etmiştir. O, hep yanlış zihniyetleri eleştirmiştir. Devlet ve milletimizin bütünlüğünü korumayı her işin önünde tutmuştur. Kadrolarına da, milletimizin yapısı dikkate alınarak ülke bütünlüğünün nasıl korunacağını öğretmiştir. O, ülkemizi hep şehitlerin emaneti olarak görmüştür.

Devlet ve milletimizi çökerten, insanımızın birbirine olan güvenlerini yok eden rüşvet ve yolsuzlukların asıl ilâcı Millî Görüş’tür. Millî Görüşçüler, hem merkezî yönetimde, hem de belediyelerde önemli görevler üstlenmişler; hiç birinde rüşvet ve yolsuzluğa prim vermemişlerdir. Uyguladıkları çalışma yöntemi rüşvetin kökünü kurutmaktadır. “Rüşvet alan da, veren de mel’ûndur” levhasını belediyenin görülebilecek yerine asmaları; Seçtiklerin Denetle (SE-DE) Projesi; Beyaz Masa ve Halk Meclisleri uygulamaları bunlar arasındadır.

Erbakan Hoca, milyonluk mitinglerde katılımcılardan söz aldı: “Milletimizin saadet ve selâmeti için… Saadet Partimizin en büyük zaferi için… Bütün gücümle çalışacağıma…”

Şimdi, o söz verenlerin ailesi ve çevresinden 10’ar kişiyi Saadet Partisi’ne oy verdirdiklerini düşünebiliyor musunuz Bir ülkenin kurtuluşu, millet fertlerinin el birlikte ortak bir hedefe yürümekte kararlı olmalarına bağlıdır.