Kavurucu yaz sıcakları bastırdıkça göl, baraj ve nehir kenarları serinlemek isteyen vatandaşların akınına uğruyor. Ancak piknik sevinciyle girilen o sular, çoğu zaman telafisi olmayan acı kayıplarla sonuçlanıyor. Son haftalarda peş peşe gelen kahredici haberlerin ardından sahaya inen uzmanlar, suyun şakası olmadığını bir kez daha acı gerçeklerle yüzümüze çarpıyor. Türkuaz Arama ve Kurtarma Derneği Operasyon Sorumlusu Deniz Temel, saniyelerin bile hayatta kalmak için kritik olduğu o anlarda yapılan ölümcül yanlışları tek tek sıraladı.

YASAKLI SULARA GÖZ GÖRE GÖRE GİRİLİYOR
Piknik alanlarındaki en büyük tehlikenin denetimsizlik ve aşırı özgüven olduğuna dikkat çekildi. Hafta sonu kaçamağı yapan ailelerin, hiçbir güvenlik önlemi almadan debisi yüksek suların kenarında rahatça hareket ettiği kaydedildi. Mevcut kanun ve yönetmeliklerle girilmesi kesinlikle yasaklanan bölgelerin fütursuzca ihlal edildiğini hatırlatan Temel, “Yasak olan bölgeler kanun ve yönetmeliklerce belirlenmiştir” dedi.
Uyarı tabelalarının hiçe sayıldığını aktaran uzman isim, “Serinlemek ve oyun amaçlı girilmemelidir” diyerek özellikle ebeveynleri çocukları konusunda uyanık olmaya çağırdı. Nehirlerin şu anki tehlikeli su seviyesine işaret eden Temel, sahadaki o vahim tabloyu şu sözlerle aktardı:
“Şu anda ırmağın su miktarı çok yüksek ve dere yatağının dışından akıyor. Suyun akış hızı çok sert olduğu için suya kapılma durumları çok yüksek. Bu sulara girmek tehlikelidir. Bu tür sulara serinlemek ve oyun amaçlı girilmemelidir”

TATLI SUYUN ACI GERÇEĞİ: KALDIRMA KUVVETİ YOK!
Deniz suyuna alışkın olanların gölet ve akarsularda yaşadığı en büyük yanılgı ise suyun kaldırma kuvveti. Tuzlu suyun aksine, tatlı suların insan bedenini yukarıda tutma gibi bir özelliği bulunmuyor. Temel, bu ölümcül farkı anlatırken “Tatlı suların kaldırma kuvveti bulunmuyor” diyerek akarsuların ne denli acımasız olduğunu gözler önüne serdi.
Sadece yüzmek isteyenlerin değil, kıyıda bekleyenlerin de risk altında olduğu vurgulandı. Amatör balıkçılara da seslenen uzman, “Balık tutkunları balıklarını tutmaya devam ederken can yeleği kullanmalarını tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu. Suya kapılan kişinin yüzme biliyorsa hareketlerini yavaşlatmadan en yakın kıyıya yönelmesi gerektiği, aksi halde tablonun çok ağır olacağı ifade edildi.

PANİK ETTİĞİNİZ AN NEFESİNİZ KESİLİR
Suda mahsur kalındığında hayatta kalma şansını sıfıra indiren temel faktörün korkuyla çırpınmak olduğu belirtildi. Uzmanlara göre, boğulma tehlikesi geçirenlerin neredeyse tamamı panikleyerek enerjisini saniyeler içinde tüketiyor. Suyun içinde asla paniğe kapılmamak gerektiğinin altını çizen Temel, durumun ciddiyetini şu net sözlerle özetledi:
“Gölet ve akarsular tatlı su olduğundan dolayı kaldırma kuvveti yoktur. Suyun içinde hareketi bırakmadan en yakın kıyıya kadar yüzerek devam etmeliler. Bizim için suyun içinde mahsur kalmaları halinde en kötü durum panik olmalarıdır. Panik oldukları zaman da zaten yaşam alanlarını biraz daha kısıtlamış olacaklar. Nefes alma zorluğu çekeceklerdir. Bu durum da boğulmanın belirtilerinden biridir. Bu durumda yapabilecek hiçbir şey yok. Bu tür sulara girmeyin, yasak”




