Bismillâhirrahmanirrahîm;
ERBAKAN Hoca gibi manevi ve maddi her alanda donanımlı olan önemli bir liderin örnek icraatları ülkemiz ve insanlık için büyük bir rahmettir. Onun, zamanında yeteri kadar anlaşılamamış olması tabiîdir. O, ileri görüşlüydü. Ufku dar olanlar, onun çözüm önerilerini ve dünyasını anlayamadılar. Ufku, Türkiye’yi merkeze alarak bütün dünyayı kuşatıyordu. O, tüm insanlığın huzur ve barışını amaçladı.
Dava edindiği büyük hedeflerin gerektirdiği manevi ve maddi bilgiye sahipti. Zamanındaki maneviyat erlerinin terbiyesinden geçti. Döneminin en gözde okullarından İstanbul Teknik Üniversitesinde (İTÜ) okudu. Akademik kariyerini kısa sürede tamamladı. Otomobil üretimine öncülük etmek, Almanya’nın Leopar tanklarını sıfırın altındaki sıcaklıkta da çalıştırmak gibi ilklere imza attı.
Küresel sömürgeci güçler Türkiye ve dünyada, sermaye başta olmak üzere, pek çok alanda tekel oluşturmuştu. Dünyayı sömürüyor; geri kalmış ülkelere göz açtırmıyorlardı. Zayıflar eziliyor; savaş ve çatışmalar durmak bilmiyordu. Dünyada acı, kan, gözyaşı egemendi. İnsanlık, en bunaldığı bir dönemi yaşıyordu. Hayatı zindan edilen kitleler kendilerine uzanacak bir şefkat elini bekliyordu.
Erbakan Hoca, bu zulüm ve haksızlıkların ancak siyasi kararlarla önlenebileceğini gördü. Büyükleri ile de istişare ederek siyaset yoluyla mücadele etmeye karar verdi. Başlattığı hareketin adını “Millî Görüş” koydu. Mühendis olmanın da etkisiyle kuşatıcı ve sistematik düşündü. Davasının ölçülerini kadîm değerlerimizden aldı.
KARARLI DAVRANDI
HER işin başı “eğitilmiş insan”dı. Türkiye ve insanlığın acılardan kurtulması için inançlı, karakterli, idealist, bilgi ile donanımlı kadrolar gerekliydi. Kadîm değerlerimizi referans alarak kadrolarını yetiştirmeye girişti. Millî Görüş’ün Şartları (kimyası, fiziği); Temel Esaslarımız; Temel Uygulama Esaslarımız; Müslümanca Düşünmenin Esasları gibi dersleri hazırladı. Bunlar aynı zamanda ideal bir yöneticinin özellikleri idi.
Mücadelesini cihat merkezli olarak yürüttü. İmam Matüridi’nin belirttiği üzere, cihadı; “savaşa giden yolları kapatmak” olarak gördü. Hep “barışçı” ve “uzlaşmacı” oldu. Şiddete prim vermedi. İkna, izah, ispat yöntemini seçti. Davasının haklılığından emindi. İkna yeteneği çok yüksekti. Allah’ın verdiği meziyetlerini insanlığın huzur ve barışı için kullandı. Çalışmalarında İslâm’ın dinamik yapısı görünür hale geldi. Kendisini insanlığın kurtuluşuna adadı; davasına adanmış insanlar yetiştirdi.
Her işte Allah’ın rızasını gözetti. Ömrünün son yıllarında söylediği, “Ne yaptımsa, Allah rızası için yaptım” sözü her şeyi anlatmaya yetiyordu. Değerlerini unutmaya başlayan topluma kimliğini hatırlattı. Sahip olduğumuz ölçülerle sömürgecilere karşı direnmeyi öğretti. Zihinler Batı düşünce ve hayat tarzının etkisindeydi. Erbakan Hoca’nın en büyük iyiliği zihinlerde yaptığı devrimdir.
Yılmayan, yıkılmayan, vazgeçmeyen, yenilmeyen bir yapısı vardı. İnandığı değerlerde sonuna kadar kararlılık gösterdi. En zor zamanlarda bile tavizsizdi. İnanç mücadelesinin nasıl verilmesi gerektiğini öğretti. Sadece konuşan, düşünen bir lider profili çizmedi. Doğru çalışmanın nasıl yürütüleceğini de gösterdi.
ONURLU DURUŞ
ERBAKAN Hoca’nın samimi ve vazgeçmeyen tutumu, yüz binlerce insanın “dava adamı” olmasına yol açtı. Hak davanın bir mevsimlik bir mücadele olmadığını; heyecan ve azmin bir ömür sürdürülmesini öğretti. Biz Millî Görüşçülere kâinat çapında büyük dava bıraktı. Bir ömür hak davada kalabilme inanç ve iradesini ondan öğrendik. Allah’a hamd ediyorum ki, 14.02.1969 günü verdiği “İslâm ve İlim” konferansını dinledikten sonra, Allah ayağımı 54 yıldır sabit tuttu.
Bu dava o kadar hak ve güçlü ki, mevsimlik Millî Görüşçüler, yollarını değiştirdikten sonra bile kendilerini “eski Millî Görüşçü” olarak ifade etmek ihtiyacını hissediyorlar. Bunlar, dünyevî çıkarlarına göre şekil alanlar! Kararlı Millî Görüşçüleri hazmedemedikleri için onlara lâf yetiştirmekten geri durmuyorlar. Geçmişte beraber oldukları arkadaşlarına ayar vermeye çalışıyorlar. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu böyle tutarsızlara şöyle seslendi:
“Eski Millî Görüşçü” olmak başka; ömrü boyunca Millî Görüşçü kalabilmek başkadır. Saadet Partisi’ne ayar vermeye çalışmak kimsenin hakkı ve haddi değildir. Herkes işine baksın! Yoldan çıkan, yola dair bir cümle kuramaz. Biz bu yolda kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz. Bize Millî Görüş hatırlatması yapmak kim, siz kim?”
Erbakan Hoca, “Bu dava için çalışmak herkese nasip olmaz” derdi. “Nasıl anılmak istersiniz?” sorusuna, “Malıyla, canıyla cihat eden bir Müslüman olarak anılmak isterim” demişti. O, özü, sözü bir liderdi.