“İctihad” kelimesi ile “Cihad” kelimesi aynı kökten “Cehd” kökünden türemiştir.

Kur’an ve Sünneti esas alarak sosyal hayatımızın kurallarını belirlemeye “İctihat” denildiği gibi, tüm insanlığın hayatını karartan, öbür dünyasını cehenneme çeviren, Kur’an’ın ifadesiyle “Nesli ve mahsulü bozan” (Bakara süresi ayet 205, Nisa 119) insanlara dur demenin adına da “Cihat” denir.

İşte Müslümanlar, bütün insanlığın iki dünyasının da düzelmesi, hayatların karartılması değil, aydınlatılmasının temini için insanı ve iki dünyayı da yaratanın kurallarına göre hareket etmek için malını ve canını bu yola harcayan merhametli insanlardırlar.

Kendilerini üst akıl olarak gören ve bizim de kabul etmemiz için alnımıza silah dayayan vahşilerin, bir damla petrol için binlerce insan kanı akıtmayı göze aldıkları bir günde onların midesine helal yiyeceklerin girmesi, gönüllerini imanın süslemesi için mal ve canını bu yola feda edenlerden daha merhametli insan bulmak mümkün değildir.

Üst akılların yaşadığı ülkelerin en fazla gelir getiren üretimleri, silah sanayii imiş.

Öyle ise üniversitelerde en zeki profesörler, silah sanayiine hizmet edenler demektir.

Hatta hangi sahada Nobel ödülü alırsa alsın, aldığı Nobel ödülünün vakfını kuran adam Alfred Nobel (1833-1896) dinamiti bulan adamdır. 

Silah sanayiinin patronlarına, sömürü sanayiinin lortlarına, dünya üzerinde en fazla adam öldürme devletinin senatörlerine “Kendinizi ve çocuklarınızı ateşe atmayın” diye bağıran insanlar, Müslümanlardırlar.

Sömürmeye, kemirmeye, toprağın altında ve üstünde canlı bırakmamaya doğru yürüyenlere karşı direnen, bu yolda mal ve canını ortaya koyanlar yalnız ve yalnız Müslümanlardırlar.

Şu anda yaşayan bir olay üzerinden bu makaleyi değerlendiriniz. Amerikan uçaklarından atılan ker silahın hedefinde Müslüman vardır.

Rus uçaklarından atılanlarda da ölenler Müslümandırlar. Batıdaki Hıristiyanlar da Müslüman öldürüyor ve sömürü istasyonları/üsleri kuruyor,  doğudaki Hıristiyanlar da Müslüman öldürüyor ve sömürü istasyonları/üsleri kuruyorlar.

Yanız ve yalnız Müslümanlar, canları ve malları pahasına bu mağdur ve mazlum Müslümanlara kucak açıyorlar.

600 milyona yakın nüfusuyla dünyanın servetinin yüzde otuzuna sahip Avrupa Birliğinin hepsinin kabul ettiği mülteci sayısı 100 bin civarında iken seksen milyonluk halkı Müslüman ülke Türkiye’nin mülteci sayısı üç milyonu aştı.

Eh merhamet, alış-veriş merkezlerinde alınıp satılan bir şey değil.

Önce “La ilahe” diyerek, hiçbir şahıs, kurum veya kuruluşun, hiçbir insanı kul ve köle yapmasını kabul etmiyorum, “İllallah” diyerek ancak beni yaratan, yaşatan ve yöneten Allah’ın otoritesini kabul ediyor ve onun kulu oluyorum” diyenler, Rahman olan Allah’ın rahmetiyle merhamet sahibi olabilirler.