M. Nuri Yardım’ın “Kediname” kitabını ilaveli 2. Baskı’sından okudum. Meğer ne de çok şair, yazar kedi severmiş. Kedi sevmeyenler belleğimde daha çok yer ettiğinden midir bilmiyorum birçok şairin kedi sevebileceğini hiç hesaba katmamıştım. Adem Turan mesela. Üstelik “Minti” adında bir kedisi bile varmış Adem Turan’ın. Haydar Ergülen’in bir kedi dostu olduğunu bilmeyen yoktur. Üstelik isimleri Mısır, Kiraz, Safo, Cano olan birden fazla kedisi varmış. Şair ve yazarlardan İsmi Ali olanlar içerisinde sadece Ali Bal’ın kedisi olduğunu öğrenince şaşırıyorum. İçimden keşke Ali Ayçil’in ve Ali Emre’nin de kedisi olsa diye geçiyor. Kitapta 1880 tarihli çekilen ilk kedi fotoğrafına uzun uzun bakıyorum. Bu fotoğrafın ilk olduğundan emin olamıyorum. Kim bilir daha kaç tane böyle çekilmiş foto vardır o tarihlerde. Objektifle tanışmak her kediye nasip olmuyor ya da fotoğrafçılar bu konuda objektiflerini objektif olarak kullanmıyorlar. Bizim Orçun da onlardan biri. Orçun da mı kim? Beş yıldır evimizi paylaşan kedimizden bahsediyorum. Mehmet Nuri Yardım dostumuzun kitabında Orçun’un ismine ve pul kadar da olsa resmine rastlamak ne yalan söyleyeyim beni havaya soktu. Heyecanla Orçun’un yanına gittim. Balkon kapısının en serin köşesinde şekerleme yapıyordu. Beni görünce kulaklarını hareket ettirdi, bu selam anlamına geliyordu. Sonra “Kediname” kitabındaki ismini ve kucağımda kıvrılmış haldeki resmini gösterir göstermez kuyruğunu oynatmaya başladı. Bu da çok sevindiği, mutlu olduğu anlamını taşıyordu. Kuyruğunu bir süre daha ritmik şekilde oynatmaya devam etti. Fırsattan istifade hazır eşref saatindeyken nasıl olsa söyleşi teklifimi kıramaz diyerek yanına iliştim. İlk sorumu sordum:

-Sevgili Orçun, Mehmet Nuri Yardım diye çalışkan bir yazarımız var. Elimde gördüğün kediler için yazdığı Kediname isimli bu kitapta sana da yer ayırmış, duygularını alabilir miyim?

-Mehmet Nuri Bey’i Lokum isimli kedisinden tanıyorum. İlginç bir şekilde evde Mehmet Bey’in kütüphanesinin raflarında gezinmeyi bir şey zannediyor. Halbuki o moda eskidi, o trend artık ilgi görmüyor. Eski sahaf dükkânlarının bayatlamış manzarasıdır o.

-Ne o Lokum’u kıskanmış gibisin? Kitaba girmek seni heyecanlandırmamışa benziyor.

-Ben nice öyküde, şiirde yer aldım. Müstesna insanlarla birlikte sayısız fotoğrafım var. Böyle şeylere tokum. Fakat yine de yazarın kendi kedisine sayfalar dolusu yer ayırırken benim gibi kedileri geçiştirmesine anlam veremedim. Bütün yaş mamaları, ödül mamalarını kendi kedisine vermiş yazar. Lokum’u niye kıskanayım ki o benim geçtiğim sokaklardan geçmiş değil; açlık, susuzluk nedir bilmez, biberon çocuğu. Ben halk kedisiyim, menemen yerim, patates yerim, musakka yerim; önüme ne konursa eyvallah derim!

-Kitaptaki kediler içerisinde tanıdığın, arkadaş olduğun var mı?

-Var elbette. Necdet Subaşı Bey’in, hakkında kitap yazdığı Mişa ile o kitabı okuduktan sonra tanıştık. Biraz kitap kedisi gibi geldi bana, kitaptan dışarı çıkmıyor hiç. Kaç kez dolaşma teklif ettim, sayfamı terk edemem diye geri çevirdi. Selman Gemuhluoğlu Bey’in kedisi Çatapat’ı çok severim. Sesleri de çok güzeldir. Bir miyav deyişi vardır, ancak bu kadar güzel söylenebilir.

-Peki sevgili Orçun, “Kediname” kitabının en büyük eksiği nedir?

-Yanlış anlaşılmasın, Mehmet Nuri Bey’i severim. Fakat Türkiye’nin, tüm Avrupa’nın, Ortadoğu’nun, hatta OECD ülkelerinin en tanınmış iki kedisini kitabına almayı ihmal etmiş. Bu iki kedi Sakarya’da Ercan Yılmaz isimli bir şairin evinde yaşıyorlar. İsterseniz adlarını da söyleyeyim: Limon ve Raci!

-Kedi olalı kaç fare tuttun, diye sorsam, ne cevap verirsin?

-Kusura bakma ama sen beni galiba başka kedilerle karıştırıyorsun, diye cevap verirdim herhalde. Varlığımı bir fareye borçlu olacak kadar küçülmedim. Beni de yakala, beni de ye diyen peşimde o kadar çok fare var ki anlatamam. Fare haklarına da ne kadar saygılı olduğumu bilenler bilir.

-Şu günler neler okuyorsun Orçun? Elinde neler var?

-Grimm Kardeşler’in Çizmeli Kedi kitabını yeni bitirdim, Bilge Karasu’nun “Göçmüş Kediler Bahçesi”ne başladım. O da bitince M. Nuri Yardım Bey’in “Kediname” kitabını okumayı düşünüyorum.

-Tüylerinin güzelliğini neye borçlusun?

-Temizlik, sağlıklı beslenme ve spor.

-Senden kaçanlara, sana korkup yanaşamayanlara buradan neler söylemek istersin?

-Ne kaçıyorsunuz yahu ne diye korkuyorsunuz? Adam mı yiyoruz?

-Sevgili Orçun bu kitaptan yola çıkarak Millî Gazete okuyucularına ne tavsiye edersin?

-İlk günden beri Millî Gazete okuyucusuyum. Rahmetli Millî Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi’nin kedisi sevgili dostum Laedri ile sıkı ahbaplığımız vardı. Bir ciğer meselesinden aramız açıldı. Diyeceğim odur ki kedilerden dostlarınız olsun. Kedi dostu Ebu Hureyre’yi hatırlayın. Bir de “Kediname” kitabını arayın bulun ve okuyun. Çantanızda yem taşıyın, aç kedi kardeşlerimizin yolları üstüne bırakın. Kapınızın önüne su koyun, belki bir kedi bir köpek gelir içer ve rahmet kapıları ardına kadar açılır!