Gelinen noktada emekli aylıkları büyük ölçüde asgari ücretin altında kaldığı kimsenin meçhulü değil. Hâlâ bin 500-bin 600 lira emekli aylığı alanların bulunduğu bir ortamda asgari ücretin yükseltilmesinin ardından emeklilerin aldığı ücretin bir miktar artırılması şikâyetleri önlemeye yetmeyeceği gibi, milyonlarca emeklimizin ömrünün son demlerini sefalet içinde geçirmesini önlemeye yetmeyecektir. Bu bakımdan başlığı emekli aylıklarına bir alt sınır getirilmeli şeklinde belirledim. Belirlediğim başlığı sanıyorum emeklilere zam yapılmasın olarak algıladığını sanmıyorum. Çünkü emeklilerin aylıklarının artırılması hususunda alınmış bir kararın ardından yapılacak çalışmalarda emeklilerin maaşlarının yüzde bilmem ne kadar artırılması fazla bir çözüm getirmeyecektir.
Özellikle de son yıllarda emekli olan pek çok çalışanın emekli aylığı zaten çok düşük tahakkuk ediyor. İşin bir başka boyutu ise emekliliği hak etmiş ama çalışmaya devam edenlerin emekli aylıklarının giderek düşük tespit edildiği gibi bir uygulama söz konusu. Kısacası, emeklilerin geçim sıkıntısının ne boyutlarda olduğunu görmek ve tespit etmek için çok fazla araştırma yapmaya gerek kalmıyor. Bu bakımdan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in emekli aylıklarına yapılacak zam konusunda düşük aylık alanlara yüksek, yüksek alanlara daha az zam yapılacağı, bir diğer ifadeyle emeklilerin aylıklarında kademeli bir artış sağlanacağı açıklaması doğru bir karar olmakla birlikte öncelikli olarak emekli aylıklarının bir bütün olarak ele alınması en az emekli aylığının adına ister asgari ücretin seviyesine çıkartılması, ister insanca yaşanabilecek bir noktaya getirilmesi sağlanmadan bin 600 lira aylık alan bir emekliye oran olarak yüzde yüz zam yapsanız bile aylığını yeni uygulama ile belirlenen asgari ücret seviyesine bile çıkarmak mümkün değil. Bu bakımdan öncelikli olarak tüm emekliler için hiç olmazsa aylıklarının öncelikli olarak asgari ücret seviyesine çıkartılması, iyileştirme zamanın ne kadar olacağına ondan sonra karar verilmesi gerekiyor.
Söz gelimi, son olarak belirlenen asgari ücrete yüzde 50 zam yapıldı. Ancak, yüzde 50 zamma rağmen asgari ücret Ocak ayında ortaya çıkacak olan açlık sınırı rakamının altında kalacak olursa asgari ücrete yüzde 50 zam yapılmış olmasının bir anlamı kalmayacaktır. Bu bakımdan öncelikli olarak uygulanmakta olan emekli aylıklarının belli bir zemine oturtulması, ondan sonra da her sene belirlenecek olan asgari ücret ya da emekli aylıklarının yıl içinde ortaya çıkan enflasyon rakamının üzerine çıkartılması gerekiyor. Aksi halde ister asgari ücrete ister emekli aylıklarına ya da çalışanların ücretlerine yüzde ne kadar zam yaparsanız yapın, uygulamada toplumun büyük bir kesimi çalıştığı halde ya da emekliliği hak etmesine rağmen açlık sınırının altında bir gelire mahkûm ediliyorsa o ülkede gelir dağılımında adaletten söz etmek mümkün olmayacaktır. Hâlbuki devletin görevi toplum kesimleri arasında bir takım uçurumlar yaratmak değil, herkesi insanca yaşayabilmesini sağlayacak bir seviyeye ulaştırmaktır. Bunu söylerken elbette herkes eşit ücret almalı diyor değilim. Ancak, bir taraf refah içinde hayatını sürdürürken, büyük bir kesim ay sonunu nasıl getireceğinin derdine düşüyorsa o zaman ekonomik uygulamalarda adaletten söz etmek mümkün olmaz. Adaletin olmadığı yerde de huzur ve güven kalmaz.
Emekli aylıklarına kademeli zam yapılması, az ücret alanlara çok, çok alanlara az yapılması ilk anda insana çözüm getirecek bir teklif gibi görünüyor olsa da istenen sonucu vermeyecektir. Eğer istenen tüm emekli ve çalışanları insanca yaşayacakları bir gelir seviyesine kavuşturmak ise o zaman öncelikli olarak tüm emeklilerin aylıklarında bir alt sınır belirlenmesi gerekiyor. Belirlenecek bu alt sınırın insanları başkalarına muhtaçlıktan kurtaracak bir rakam olması gerekiyor. Bu yapılamadığı sürece zam oranlarının yüksekliği toplumda bir süre olumlu bir havanın esmesine sebep olsa da çok geçmeden bunun yeterli olmadığı görülecek, bu da hayal kırıklığına yol açacaktır.