Ehl-i sünnet dairesi içindeki bütün hayırlı cemaatlerin,

tarikatlerin, grupların, parçaların, derneklerin, vakıfların bir konfederasyon

veya federasyon çatısı altında birleşmeleri gerekir.

Zamanımızda böyle bir birleşme için gereken hürriyet,

imkân ve fırsat fazlasıyla vardır. Bu konudaki düşüncelerimi, tekliflerimi,

temennilerimi arz ediyorum:

1. Sadece ehl-i sünnet çizgisinde olan cemaatler,

tarikatler, gruplar birleşecektir. (Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır.

Biri dışındaki fırkalar Cehennemdedir hadîsi )

2. Mezhepsizler, reformcular, modernistler, Afganiciler,

Fazlurrahmancılar, üç hak İbrahimî dinciler, bidatçiler bu birliğe

alınmayacaktır.

3. Ehl-i Sünnet dairesi içinde olmak şartıyla meşreb

çeşitliliği kabul edilecek, meşrebi yüzünden hiçbir Müslüman ve grup

dışlanmayacaktır.

4. Bu Ehl-i Sünnet konfederasyonu veya federasyonu

siyasetin üzerinde kalacaktır, doğrudan doğruya politika yapmayacaktır.

5. Konfederasyonun ve federasyonun başkanında aranacak

belli başlı şartlar: (a) Sahih itikat sahibi olmak (b) Beş vakit namaz kılmak

(c) Cemaat ehli olmak veya cemaatten büsbütün kopuk olmamak (ç) İslam

ahlakıyla mütehalli=bezenmiş olmak (d) Fasık-ı mütecahir olmamak (e) Dine

hizmet yoluyla para kazanıp zengin olmamak (f) Asgari seviyede de olsa fakih olmak

(g) Yüz kızartıcı bir suç işlememiş, böyle bir şeyden mahkum olmamış bulunmak

(ğ) Cemaat, tarikat, grup asabiyeti, fanatizmi, militanlığı sergilememek (h)

Dirayet, kiyaset, fetanet, firaset sahibi olmak (ı) Kendisinin faziletlerini

gayrimüslimler, karşıtları bile tasdik, teslim ve ikrar etmek (i) En az nefs-i

levvame derecesinde bulunmak (j) Kendisiyle ülfet ve ünsiyet edilebilir bir

kimse olmak (k) Federasyon veya konfederasyon başkanlığından maaş ve ücret

almamak (Seyahat vesaire masrafları karşılanabilir) (l) Kendisinde Nureddin

Zengi, Selahaddin Eyyubi, Şeyh Şamil, Emir Abdülkadir ahlakı ve karakteri

bulunmak

6. Şu hususu da belirtmek isterim ki iffetli, ihlaslı,

haysiyetli bir kimse başkanlığa talip olamaz. İslam da başkanlığa talip olmak

haramdır. Kendisi talip olmadı, matlup=istenen oldu, ehliyeti yoksa kabul

etmesi yine haramdır.

Böyle bir Ehl-i Sünnet konfederasyonu yahut federasyonu

kurulunca cemaatlerin ve tarikatlerin iç işlerine, kendi metotlarıyla hizmet

etmelerine karışılacak mıdır Bu konuda çok geniş ve hoşgörülü hareket

edilmeli, baskı yapılmamalıdır. Lakin herhangi bir cemaat ve tarikat

zaruriyat-ı diniyede, mevrid-i nasta esasa ait vahim bir hata yapıyorsa onun

giderilmesi için en uygun, en güzel, en düzgün uyarılar ve ihtarlar yapılır.

7. Bu konfederasyon veya federasyon şu sayacağım sekiz

ana İslami değere müştereken hizmet hususunda ittifak edecektir: İman İslam

Kur an Sünnet Şeriat Ümmet İmamet İslam ahlakı

(Üstad Bediüzzaman Hazretleri itikatta ve fıkıhta bir

ehl-i sünnet büyüğüydü. Bu yoldan sapmayan bütün Nurcu gruplar federasyona

dahil olmalıdır.)

(İkinci yazı)

AVM lerin Çoğu Zarar Ediyormuş!

Birkaç yıldan beri sayıları çok arttı. Pıtrak gibi

çoğaldılar. Otomobil ile önlerinden, yanlarından, yakınlarından geçerken

yanımdakilere soruyorum: Bu dev alamet binalar nedir ..

AVM AVM AVM diyorlar. Alış veriş merkezi!..

Geçenlerde uluslararası büyük bir mobilya firmasının

satış yerine gittim. Otomobili park edecek yeri güçlükle bulduk. Bin zahmet üst

katlara çıktık. Baş döndürücü bir hareketlilik. Yürüyen merdivenler, seller

gibi akan insanlar, parası olan da gelmiş, olmayan da. Bence çoğu kuru

kalabalıktı. Çıktığımda başım hem ağrıyor, hem dönüyordu.

AVM lerde kiralar çok yüksekmiş. Böyle yerlere hemen

hemen hiç gitmem. Bendeniz eski geleneksel ticareti, alışverişi severim.

Alış veriş ve ticaret ahlak ister, tecrübe ve birikim

ister, selim akıl ister, hattâ bilgelik ister.

Toplumumuz üretmeden çılgınca tüketmek istiyor.

Sanırım şu anda Türkiyenin en fazla kazanan sektörü

bankacılık yani para ve faiz ticareti sektörüdür.

Bir Müslüman olarak faizin lanetli olduğunu iyi bilirim

ve ondan nefret ederim.

Faiz sadece İslamda ve Kur anda yasak değildir,

Musevilikte, Hıristiyanlıkta ve nice diğer dinde de yasak ve haramdır. Yahudiler

goi lerden faiz alabilir )

Halkımız gırtlağına kadar doğrudan doğruya veya dolaylı

şekilde faize batmıştır.

Reformcu bir ilahiyatçı düşük faizli krediye fetva verdi

Bâtıl, dinen geçersiz bir fetvadır bu. Hem onun düşük dediği faiz zamanla yüzde

50, hattâ daha fazla olur.

Bitmez tükenmez reklam yağmurları altında sersemleyen

halkı marka fetişisti yaptılar. Bendeniz çok kaliteli bir giyim eşyasını,

mesela bir takım elbiseyi veya paltoyu 100 liraya alıyorum, birileri ondan daha

kalitesizine bin Tl veriyor. Neymiş, markası şuymuş, buymuş Markası batsın!

Milyonlarca halkı kredi kartları bitirdi, iflas ettirdi.

Eskiden ayağını yorganına göre uzatmak diye bir tabir

vardı. Artık yürürlükten kalktı.

Nice dev AVM sinek avlıyormuş, esnaf iflas ediyormuş Adım

başında bir AVM açılırsa olacağı buydu.

Çok büyük hiper marketlere gidip oralarda bir saat kadar

kalınca başım şiddetle ağrımaya başlıyor. Bu mekanlar insan boyutlarını aşıyor.

İçinde binlerce elektrikli ve elektronik cihazın radyasyonları, elektro manyetik

alanları insan üzerinde bir tür nükleer silah tesiri yapıyor.

Alış verişin, ticaretin insana mutluluk vermesi gerekir.

Büyük mekanlarda bu mutluluk yok.

Keşke okullarda çocuklarımıza görgü dersleri verilse ve

alış veriş ile ilgili bilgelik ve görgü kuralları öğretilse.

Birinci kural: Reklamlara aldanıp kanıp saflık ve

aptallık etme.

İkinci kural: Bir malı, on defa düşünüp taşındıktan,

iyice piyasa araştırması yaptıktan, sorup soruşturduktan sonra al.

Üçüncü kural: Bütçen, gelirin, kazancın ne kadarsa o

kadar alış veriş yap.

Dördüncü kural: Kanaat en büyük hazinedir.

Beşinci kural: Faizden uzak dur.

Altıncı kural: Peşin parayla çalış, alış veriş et,

borçlanma.

Yedinci kural: İhtiyaçlarını çoğaltma.

Sekizinci kural. Mütevazı ve alçak gönüllü ol, azla yetin,

küçük ve ucuz şeylerle mutlu olabil.

Dokuzuncu kural: Yemek için yaşama, yaşamak için ye.

Onuncu kural: Kaliteli, sağlıklı tüketim maddelerini

ucuza almak sanat ve tekniğini öğren. Bu konuda tecrübe ve birikim sahibi ol.

Sakın salakça, geri zekalıca alış veriş etme.

On birinci kural: İsraf büyük günahtır, beyinsizliktir,

zeka özürlülüğüdür.

On ikinci kurul: Marka fetişizmi, şatafat düşkünlüğü bir

ruh ve akıl hastalığıdır, tedavisi gerekir.

On üçüncü kural: İhtiyacından fazla yiyen, uzun vadeli

intihar etmiş olur.

On dördüncü kural: Sağlık, insanın ana sermayesidir.

Sağlığına devamlı olarak zarar veren kişi, kendini idare edemeyen bir

zavallıdır.

05.04.2013