Çocuklarımız otoriter yönetim mi istiyor

Okullarda yaptığım gözlem ve anketler sonucu özellikle

sorunlu ve sınıfta ders işlemesini engellen veya çok konuşan öğrencilerin çözüm

olarak sundukları baskıcı ve cezalandırıcı öğretmen isteği beni gelecek adına

korkuttu. Öncelikle ankette sorduğum soruları ve bunlara verilen cevapları

sizlerle paylaşmak istiyorum. Biz öğrencilerin düşüncelerini korkmadan, özgürce

yansıtabilmeleri için ankete isim yazmalarını istemedik. Bu onların rahat

ve samimi davranmalarına neden oldu. Birçok kâğıtta, öğretmene tavsiyeler

verildiğini gördük. (Bu arada üzerinde çalıştığımız öğrenciler ilköğretim 6-7

ve 8. Sınıflardı.)

1. Neden sınıfta gürültü yapıyor Çok konuşuyorsunuz

2. Dersin daha iyi işlemesi ve öğrencilerin dersi

dinlemesi için ne önerirsiniz

3. Nasıl bir öğretmen istiyorsunuz

Öğrencilerin çoğu sınıfta neden çok konuştuklarını ve

hatta ne konuştuklarını bilmediklerini belirttiler. Bu da aslında konuşmanın

içeriğinden çok konuşma arzularının baskın olduğunu gösterdi. Bazıları da

dersten sıkıldıklarını veya dersin kendileri için çekici olmadığı anlattılar. 

Fakat asıl tehlikeli olan ikinci ve üçüncü sorulara

verdikleri cevaplardı. Öğrencilerin çoğu konuşan öğrencilerin cezalandırılması

ve hatta dövülmesini tavsiye ederken, öğretmenin de yeterince sert ve otoriter

olmadığını, çözümün daha sert ve otoriter davranıştan geçtiğini belirtmiş

oluyorlar.

Bu cevaplar bizde kaygı uyandırdı. Otoriter bir yapının

arzulanıyor olması, aklımız insanlarımızın otoriter yapıya ve rejime daha

yatkın mı olduğu sorusunu getirdi

Ayrıca, çocukların sevgi ve ilgiye değil otoriter yapıya,

sert cezalara talip olması böyle bir geçmişe sahip oldukları sonucuna da bizi

götürmektedir. Yani evde bu şekilde bir geçmişe sahip oldukları endişesine

götürdü. Özellikle otoriter ve sert aile yapısına sahip çocukların nispeten

gevşek ve baskı yapılmayan sınıf ortamlarında ayarı kaçırdıklarını ve ancak

sert, otoriter bir öğretmene itaat ettiklerini bize anlatmaktadır. 

Biz, bu tarz sınıfların öğrenci ve velilerin ciddi bir

psikolojik destek almaları gerektiğini düşünüyoruz. Hatta büyük okullara rehber

hocalarının yanında uzman psikologların da görevlendirilmelerini tavsiye

ediyoruz. 

Okullarımızın sınıf öğretmenleri ve rehber hocalarının

böyle sorunlu öğrenci ve velileri psikoloğa veya rehabilitasyona

yönlendirebilecek bir yapıya kavuşmalarının daha iyi olacağını düşünüyoruz.

Tabi ki bizdeki rehabilitasyon mantığı ile değil Burada daha çok psikolojik

destek/aile danışmanlığı ve sorunu tespit yöntemleri şeklinde yapılacak olan

rehabilitasyon seanslarıdır. Ülkemizde özellikle eğitim açısından bunları

kullanabilmeliyiz.

EĞİTİMİMİZDE ÇOCUK

İSTİSMARI

Gün olmuyor ki eğitim sistemimizdeki bir cinsel saldırı

ile karşılaşmayalım. Okullarımızda öğretmenlerin öğrencilere tacizi/tecavüzü

(Erkek öğretmenlerin kız öğrencilere, bayan öğretmenlerin de kız öğrencilere,

daha bayan öğretmenlerin erkek öğrencilere sarkması aşamasına gelmedik. -Belki

geldik de erkekler durumlarından memnun olduklarından bunu çevrelerine

duyurmuyorlar- Yakında level atlar bu alandaki eksiğimizi de kapatır, batı

anlamında medenileşmiş oluruz.), vakıf kurumlarımızda cinsel saldırılar bizi

önlem almaya zorlamalıdır.

Nereye gidiyoruz

Eğitim sistemimizin bizi götürdüğü yer cinsel saldırılar,

istismar, tecavüz, taciz, sübyancılık, livata, lutilik oldu. Bu sistemde ancak

bu kadar oluyor...

Bütün bunlar eğitim sistemimizin çarpıklığı ve

bozukluğunun sonucudur. Çünkü bu sistemde gerçekten eğitim verilmemekte,

gençler en güzel yıllarını okul/yurt adlı hapishanelerinde (bende yurtta ve

Kur an kursunda kaldım. Gerçekten oradaki insanların iyi bir psikoloji ve

pedagojiden geçmesi gerekiyor.) geçirmekte, hiç bir anlamı olmayan sömürge

ülkelerinde uygulanan eğitimi/bilgileri ezberlemeye çalışma(ma)ktadırlar.

Sonuç, tabi ki hem öğrencilerin (öğrenci vakaları da çok, daha medyamız bu konuda

bizi aydınlatmadı) ve hem de öğretmenlerin bastırılmış duygularının dışa vurumu

yaşanmaktadır.

ÜNİVERSİTELERİMİZ

TERÖRİST İMALATHANESİ HALİNE GELMEDEN

Maalesef üniversitelerimizin hali içler acısı. Hiç

kimsenin de bu durumu düzeltmek için bir çaba gösterdiği yok. Çalıştığım

üniversite de yakından müşahede edebilme imkânını buldum. Üniversitelerimiz,

ilim irfan yuvası haline gelmekten çıkmış, örgütlerin eleman devşirdiği, kız ve

erkeklerin birbirlerini ayarladıkları, ailelerin de sadece bir meslek olarak

gördükleri yer olmuştur.

Devletin her köy ve mezraya bir üniversite yapma macerası

acı bir son ile noktalanmıştır. Çünkü üniversiteler bir üst lise değil, ilim -

irfan yuvaları olmalıydı. Üniversiteler iki tip insan yetiştirme üzerine

kurgulanmalıydı. Bunlar devletin ihtiyaç duyduğu teknik eleman/bürokrat ile

medeniyetimizi sıçratacak olan ilim adamlarının yetiştiği mekân olmalıydı.

Maalesef, liseleri zorunlu hale getirme hatasının bir

benzeri burada da işlendi. Herkesi üniversiteli yapma hayali eğitimin

kalitesini düşürdü. Daha doğrusu kimsenin eğitim ile iştigal etme diye bir

derdi bulunmamaktadır.

Ben, kızlarını hiç tanımadıkları bir şehre tek başına

gönderen anne ve babaları hiç anlamıyorum. Ergenliğin zirvesinde olan bu genç

kızları uzak diyarlara göndermek demek onların başka insanlarla serbest ilişki

kurmasını ve daha vahimi de örgütlerin devşirdiği insan olmasına yol

açmaktadır.

Bugün üniversitelerde örgütler çok ciddi bir şekilde

çalışmakta ve önemli miktarda eleman devşirmektedirler. Kızları yardım ve

arkadaşlık vaadiyle yanlarına çeken örgütler, genç erkekleri de bu kızlar

aracılığıyla avlamaktadırlar.

Kızlar, çok çabuk ikna oldukları gibi gayri meşru bir

duruma düştüklerinde kendilerini bu durumdan kurtarmak için şantaja da açık

hale gelmekte ve böylece artık kullanılmaya hazır bir robot olmaktadırlar.

Devletin acilen ülkenin her mezrasına açtığı bu

üniversiteleri kapatması ve bunun yerine sayısı onu geçmeyen üniversite

şehirleri kurması gerekir. Bu üniversite şehirleri her türlü konfor, modernlik,

ilim ve güvenliğe sahip olmalıdır. İnsanlar, evlatlarını gönül rahatlığıyla

buraya gönderebilmelidir.

Bugün, teröre bulaşanların çoğu AK Parti iktidarı

döneminde çocuktu. Demek ki uygulanan bu çarpık ve gayri İslami eğitim sistemi

sayesinde terörist yetiştirilmiş olundu. Bu durum iyice irdelenmeli ve çözüm

üretilmelidir.

Çözüm

Çözümü basit. Saçma sapan eğitim sisteminden vaz

geçilmeli. Yıllara dayalı bu sistem rafa kaldırılmalı, ortaokul ve lise eğitimi

zorunlu olmaktan çıkarılıp gönüllü hale getirilmeli, istidadı olanların okuması

teşvik edilmeli, diğerleri meslek ve sanat eğitimine yönlendirilmeli ve en kısa

zamanda hayata atılmalıdır. İlme yönelen gençlikte saçma sapan lise eğitiminden

kurtulmalı, direk yeteneği olduğu, arzu ettiği alana, üniversiteye

yönlendirilmelidir. Yani ilk ve orta eğitimi 12 yıla çıkarma zorunluğundan

kurtulmalıdır.

Böylece gençler, uzun yıllar kalacakları bu hapishaneden

kurtulur, uzmanlık alanına yönelecekleri için alanlarında kendilerini daha iyi

geliştirmeye çalışırlar. 

Bu kadar genci bir araya getirirseniz onlardan rahibe

hayatı bekleyemezsiniz. Çünkü fuhşa giden yollar ve teşvikler serbestçe

yapılmaktadır. 

Vakıf ve derneklerin kurduğu yurtlar, destekleme kursları

da sistemin açıklarını pansuman etme üzerine kurulduğundan haliyle onların da

durumu içler acısı. Hiçbir vakıf ve cemaatimiz alternatif eğitim üzerine

çalışmamakta herkes elbirliği ile sömürge eğitimini ilahi buyruk gibi

ezberlemektedir. 

Gençleri bu zulümden kurtaralım. 20 yaşına kadar ilk-orta

ve lise kıskacından çıkaralım. Verilen derslerin hiçbirisinin hayatta karşılığı

yok. Hepsi gereksiz. 12 yılda İngilizceyi değil Türkçeyi bile öğretemiyoruz. O

halde kaldıralım gitsin. Ortaokuldan sonra doğrudan altı yıl sürecek olan

üniversiteye geçsinler. Lise bilgilerinin özeti bir yıllık hazırlıkta

verilsin...

Emin olun bir nesli kurtarırsınız.

20 yaşında üniversiteyi bitirmiş, hayata emin adımlarla

bakan pırıl pırıl bir nesil oluşur. Okul bittiğinden evlilik yaşı da öne

çekilir. Böylece insanların bilinçaltındaki cinsel dürtüler de kontrol altına

alınmış olur...

OKULLARDAKİ

TACİZLERİ BİTİRMEK İÇİN KARMA EĞİTİM SİSTEMİNE SON VERİLMELİ

28 Şubat öncesinde kız liselerimiz vardı. Fakat bu

dönemde bunlar kaldırıldı. Günümüzde ise okullarda taciz skandalları

yaşanmakta, hatta buna imam hatipler de dâhil olmaktadır. Veliler ise kızlarını

güvenle okutacakları bir okul sıkıntısı yaşamaktadırlar.

Bu sorunun en kestirme çözümü, en kısa zamanda karma

eğitim sisteminden vaz geçip, tekrar kız liseleri açmaktır. Bu alanda öncülüğü

imam hatipler yapabilir. Kız imam hatipler yaygınlaştırılmalı, kesinlikle

kızlarla erkekler aynı okulda eğitim görmemelidir. Ardından bu çalışma diğer

okullara da yaygınlaştırılmalıdır. Hatta kız liselerinde bayan öğretmenler ve

idareciler de görev almalıdır. Bu önlem, tüm sorunlarımızı çözmese de en

azından veliler gönül rahatlığıyla çocuklarını okullara gönderebilirler.