Irkçı emperyalizmin/şeytanın çocuklarının Allah-u Teâlâ’nın arzını fesada uğratma projesinin en önemli ayağı “yaratıcı-kul” denklemi yerine “efendi-köle” denklemidir.

İnsanoğlunun mükemmel yaratıcıya kul olarak şerefli bir hayat sürmesine tahammül edemeyen şeytanın çocukları, bunun yerine insanı insana köle yapan efendi-köle sistemini kurarak insanlığın dünya ve ahiretini yok etmek için çalışmaktadır. Bundan dolayı Allah-u Teâlâ’nın yarattığı arzı fesada sürükleyen ne kadar kötülük varsa ırkçı emperyalistler ve hempalarının eseridir. Irkçı emperyalistler, arzı kendi mülkleri zannettikleri için kendilerini efendi, diğer insanları köle görmektedir.

Bu anlayış Yahudilik inancına dayanmaktadır. Yahudiler, kendilerini üstün kavim, diğer milletleri ise onların hizmetkârı, insan görünümlü hayvan yani “goyim” olarak görmektedir. Bu inanca göre, Rab Yehova, İsrailoğullarını seçmiş, üstün kılmıştır. Rab sadece onları sevmektedir. Bundan dolayı da yeryüzünü kendilerine ait görmekte, goyim gördükleri diğer milletlerin kendi mülklerini ele geçirdiğine inanmaktadır.

Yahudilerin kendilerini üstün görmeleri ve bu ideolojiyi Kabbala’da ortaya attıktan sonra Tevrat’ı tahrif ederek, “Ve ecnebiler senin duvarlarını yapacaklar ve kralları sana hizmet edecekler. Kapıların daima açık duracak; milletlerin servetini ve sürgün getirilen krallarını sana getirsinler diye. Gece gündüz kapanmaya başlayacaklar, çünkü sana kulluk etmeyen millet harap olacak. Ve seni sıkıştıranların oğulları sana eğilerek gelecekler. Ve seni hor görenlerin hepsi senin ayaklarının tabanlarında yere kapanacaklar. Ve sana Rabbin şehri Kudüs’ün Sion’u diyecekler. Ve milletlerin sütünü emeceksin” (İşaya, 60/10-16) ifadeleri ve benzeri onlarca ifadenin sokuşturulması Yahudilerdeki Siyonizm ve üstün ırk inancını ve günümüzdeki efendi-köle denklemini anlamaya kifayet eder.

Gücün esiri olmuş, şeytanın kontrolüne girmiş ırkçı emperyalistler, köle gördükleri milletlerin fıtratını bozmak, nesli başkalaştırmak için LGBT ve zinayı meşru göstermek ve yaygınlaştırmak için her türlü yolu denemektedir. Sadece bu değil, insan sağlığını bozmak, insan hayatına kastetmek için biyolojik silah denemesi, sömürüyle insanların malına tasallutta bulunmak, içki ve uyuşturucuyla insan aklına müdahale, salgın hastalıklar, genetiği bozulmuş gıdalar, ilaçlar, aşılar, deneylerle dünyayı felakete dönüştürmektedir.

Irkçı emperyalizmin, insanları kulluktan köleliğe dönüştürme projesi sadece bunlarla sınırlı değildir. Dünya genelinde kurdukları yapılar, birlikler, uluslararası para fonu, faize dayalı bankacılık sistemi, dayattıkları uluslararası sözleşmeler ve genel olarak kendi ideolojilerine göre diyazn ettikleri dünya sistemiyle insanlığı köleleştirmektedir.

Irkçı emperyalizm bilinçli ve planlı bir şekilde “modern müstemlekeciliği” dünyada yaygınlaştırmak için çalışırken, devşirdikleri işbirlikçi liderler vasıtasıyla yeryüzünde siyasi hâkimiyet kurmakta, siyasi hâkimiyet ekonomik hâkimiyete dönüştürülmektedir.

Küresel ölçekte sömürü düzeniyle müstemlekeci anlayış tahkim edilirken, yerel ölçekte ise ülkelerin başına mussallat olmuş işbirlikçi liderler vasıtasıyla sistem tahkim edilmekdir. Uluslararası anlaşmalar acımasızca uygulanmakta, özellikle tarım ve hayvancılık insanların geçim kaynağı olmaktan çıkarılarak belirli zümrenin kazanç kapısı haline getirilmektedir. Köyler boşaltılmakta, göç hareketleri tetiklenmekte, insanlar büyükşehirlere göçle ölene kadar geçim derdine düşürülmekte; borç ve faiz batağına düşürülen insanlar köle gibi çalışmak zorunda kalmaktadır.

Efendi-köle sistemindeki profesyonel yöntemler, insanların köle olduğunu anlamasına imkân vermemektedir.

Allah-u Teâlâ’nın şerefli yarattığı insanoğlu, sadece mülkün sahibine itaat edip huzurlu bir hayat sürmek yerine; kendisi gibi bir varlığın efendiliğini kabule razı edilmektedir.

Irkçı emperyalizmin ve işbirlikçi yerel aktörlerinin insanı köleleştirme projesini anlamak ve ona göre mücadele yöntemleri geliştirmek artık insanlığın olmazsa olmazıdır. Yoksa modern sömürü-köle sistemi insanlığın sonu olacak…