Avrupa Parlamentosu nun 1915 olayları adına aldığı

Soykırım Kararı çok büyük gürültü ve patırtıların kopmasına yol açtı. Bu

kararın birkaç gün öncesinde Papa nın da aynı minvalde yaptığı konuşma,

siyasetçilerimizi kızdırdı. Eğri oturup doğru konuşalım Türkiye Cumhuriyeti

Devleti nin dümenindeki hükümetin, aylar, hatta yıllar öncesinden böylesine bir

manevraya hazırlık yapması gerekmiyor muydu Elbette gerekiyordu. Görünen köy

kılavuz istemez diye bir atasözümüz vardır. Yıllardır Amerikan başkanlarının,

Nisan ayı içindeki kongre konuşmalarını dört gözle bekliyoruz Acaba Soykırım

mı diyecek , yoksa Büyük Felaket mi diyecek diye ABD Başkanı nın gözünün

içine bakıyoruz. Türkiye yi Büyük Ortadoğu Projesi nde bir figüran olarak

kullanan ve Stratejik Müttefik kavramıyla göbek bağıyla kendisine bağlayan

ABD de başkanlar şimdiye kadar, Ermeni olaylarıyla ilgili Büyük Felaket

diyerek güya bizim yöneticilerimizin gönlünü hoş etmişler, aslında çok büyük

lobilerin savaştığı bu olaylar için geçiştirme politikası uygulamışlardı.

Avrupa Parlamentosu nun aldığı karar ise bize göre bu çerçevede Türkiye nin

diplomatik kanalları kullanamadığı, karşısına çıkabilecek, Tarihin çarpıtılma

felaketine karşı hazırlıklı olmadığı sonucunu çıkarmıştır. Bunun böyle

olacağını öngörmek için devletin tepesinde olmak gerekmiyor. Ya da başka bir

şekilde ifade edersek, Demek ki, devletin tepesine çıkınca hazin diplomatik

oyunlar noktasında tam anlamıyla bir körlük yaşanabiliyor.

Şimdi ne diyoruz bakalım Bu karar yok hükmündedir

Bizim için yok hükmünde, peki Avrupalı ülkeler, bundan böyle parlamentolarında

aldıkları bu kararı birer birer tarihsel sicilimize işlemeye kalkışırlar ve

yarın bir gün başımıza çok daha farklı bir bedel ödeme yöntemi koyarlarsa ne

yapacağız

Bu karar, elbette ki bizim için yoktur Tarihsel gerçeklerin

çarpıtılmasıyla birilerine tarihin derinliklerinden itibar peşkeşi

çekilmesine biz elbette şiddetle karşı çıkıyoruz. Ermenilerin Osmanlı yı

zayıflatmak ve bulundukları bölgelerde isyan çıkarmak adına yaptıkları

olaylarda, tam anlamıyla bir Savaş Atmosferi yaşandığını, çıkarılan isyanlar

dolayısıyla yapılan tehcirin ise gerçekten acı bir fatura getirdiğini cümle

tarihçiler biliyor, söylüyorlar, yazıyorlar. Mustafa Müftüoğlu ağabeyimizin çok

güzel bir kitap serisi vardı Yalan Söyleyen Tarih Utansın diye Tarihe hiç

kimse yalan söyletemez. Çünkü tarihe atfedilen yalanların hepsi, bir gün gelir

acı gerçekler olarak karşınıza çıkar.

Tarihin tartışılacağı platform, tarihçilerin karşı

karşıya geldikleri ve bilgilerini konuşturdukları yerlerdir. Avrupa Parlamentosu nda

böyle bir karar alındı diye, tarih değişmez. Tarihin gerçekleri de değişmez.

Bizim yapmamız gereken, yıllardır bu noktada başımızı

ağrıtanları susturacak nitelikte, tam kapsamlı ve geniş muhteviyatlı 1915

olaylarının incelendiği seri konferanslar, seri paneller, seri tartışmalar,

seri yayınlar ve bu gerçeklerin ışığında hızlandırılan, Ülkelere gerçeklerin

aktarılması niteliğinde diplomatik akınlar olmalıydı.

Atı alan Üsküdar ı geçtikten sonra, birileri ecdadımızı

karalamak için altımızı oyuklarla donattıktan sonra bol keseden nutuk atıyoruz

Yok hükmünde

Yok hükmünü oluşturmak için, siyasetçi olsun, ilim adamı

olsun kim olursa olsun, tüm muarızlarınızın bilgilerini çürütüp yok etmeniz

gerekmiyor mu

Ecdadın kemikleri sızlıyor, kemikleri!