20 küsur yıl önce AKP kurucuları Amerika’dan iktidar için destek aldıklarından beri çok ve cazip düşler gördürdüler bu halka:
Kalkınmış, zengin bir ülke olacaktık.
Dünyada ekonomisi güçlü 10 ülke arasına girecektik.
Fert başına düşen milli gelir önce 20 bin, sonra 50 bin dolarlar seviyesine çıkacaktı.
İhracatımız sanayi ağırlıklı olacak, önce yıllık 500 milyar, sonra 1 trilyon dolarlara çıkacaktı.
Dış ticaret açığımız kapanacak, cari açık sıfırlanacaktı.
İstikrarsız koalisyonlar devri bitecek istikrarlı hükümetler dönemi başlayacak, hızlı bir kalkınma sürecine girecektik.
Dış borçlar hızla ödenecek, Türkiye yeni borçlara ihtiyaç duymayacak, hatta biz dışarıya borç para verecek duruma gelecektik.
Milli Eğitim gerçekten milli hale gelecek dindar gençlik yetiştirecektik.
Kalkınmış ülkelerde ne varsa bizde de o olacaktı. 2023 yılından sonraki Türkiye’yi kimse hayal bile edemezdi.
Musul’un, Kerkük’ün, hatta Şam’ın bile bizdeki plaka numaraları ayrılmıştı.
Gücümüzü çaktırmadan kazanıp, Amerika’ya bir dirsek atacaktık.
Kıbrıs sorununu çözümsüzlüğe mahkûm eden Erbakan ve Denktaş gibi fosilleşmiş siyasetçiler devre dışı bırakılıp şıp diye çözülecekti.
Yaparsa AKP yapardı.
Bir de yandaşların ve trollerin kulaklara fısıldadığı düşler vardı:
Osmanlı yeniden kuruluyordu.
Hilafetin altyapısı hazırdı. İlk halife Reis olacaktı.
Hele şu Lozan’ın gizli maddeleri 2023’te bittiğinde, siz o zaman Reis’i ve Türkiye’yi izleyin deniliyordu.
Gördürülen düşlerin tamamını yazmaya sayfalar yetmez.
Ne oldu?
Türkiye büyük bir savaşa girip yıkım yaşamadığı, dünya devletlerinin haricinde çok özel büyük bir felakete uğramadığı, yasama, yürütme ve yargı erkleri adeta tek kişiye teslim edildiği halde, halkımıza gördürülen düşler 20 küsur yıl sonunda bir bir düştüler. Çünkü onlar birer düştüler.
Düş gördürülenlerin büyük bir kısmı bugün gözlerini açtılar, bir de baktılar ki, tamtakır bir Türkiye’den başka bir şey yok.
Tarımı, hayvancılığı, sanayii tasfiye edilip dışarıya bağımlı hale getirilmiş, bayındırlık yatırımları dâhil her hizmet çeşitli adlar altında borçla yapılmaya çalışılmış, servetleri yağmalanmış, yedek akçeleri dâhil hazinesi boşaltılmış, iç ve dış borçlar astronomik meblağlara ulaşmış, taksitleri ve faizleri dahi ödenemez boyutlara varmış, gelecek kuşaklar yük altında bırakılmış, işçisi, emeklisi, memuru, esnafı, çiftçisi velhasıl dar gelirlisi bölüşümdeki paylarını zenginlere kaptırmış, IMF ve diğer sömürü odaklarının, hatta kıytırık devletlerin kapısında, yeni borçlar bulmayı umarak nöbete yatılmış, BOP her taraftan sıkıştırır pozisyona gelmiş, ABD ve AB’nin yörüngesinden çıkılamaz duruma düşülmüş, ülkemiz dünyada yapayalnız kalmış, İsrail’in kirli oyunlarına karşı adım atamaz duruma düşülmüş, siyaseti kirletilmiş, halkı kamplaştırılmış, şehirleri betonlara gömdürülmüş, ekonomisi düzeltilemez şekilde mahvedilmiş, itibarı yerle bir edilmiş, faizi enflasyonu canavarlaşmış, israfa batırılmış, hapishaneleri zımazık doldurulmuş, ahlâk buhranları altında inleyen bir ülke haline dönüşmüş…
20 küsur yıldır düş gördürdüler.
Milli Görüş’ün ikaz ve tavsiyeleri ile alay ettiler. Neticede de düşler birer birer düşüşe geçtiler.
Çünkü onlar birer düştü.
Düşmeye mahkûmdular.
Şimdi düşünme sırası düş görenlerde:
20 küsur yıl öncesine göre ileride miyiz, geride mi?
Peki hiç hesap veren olmayacak mı?
Sorumluları kimler?
Kimler?
Kim?
KARTLAR AÇILINCA
Amerika’ya dayayınca sırtını,
Sıcak düşler, derede çakıldı.
Entrikacı açıverince kartını;
Düşler nasıl da dereye çakıldı!
Ekrem Şama