Üstad Sezai Karakoç sempozyumundan sonra İstanbul’a dönme programımız bir anda değişti. Dönüş öncesi bir akşam aziz dostlarım Saadet Partisi Diyarıbekir İl Başkanı Abdurrahman Ergi, Kayapınar İlçe Başkanı, yazar dostum Mehmet Ali Abakay ile bir akşam birlikte olduk. Kültür, düşünce, sanat ve siyaset sohbetimiz eski Diyarbekir ruh ortamında sürdü. Daha çok birlikte kalabilmeyi arzulamama rağmen, benden kaynaklı kesintiye uğradı. Cuma günü üniversitede oturumları izlemek, Cuma namazını eda, otel lobisine geçme, Adıyaman’dan bizi almaya gelecek AGD Şube Başkanı Bedrettin Beyazkaya, düşünce insanı Arif Kingir ile aziz dostlarımı sohbet ortamında beklemek. Mehmet Özger’le İsmail Kıllıoğlu ağabey, Osman Bayraktar, Rıdvan Canım, Usame Bozkurt’larla harmanlanmış düşünce sanat üzerine yoğunlaşmak.

Yolculuğumuz boyunca da Diyarbekir’den itibaren doğayı, çevreyi gözlemlemek, dostların sohbetine dâhil olmak. Üç Adıyamanlı bir araya gelince doğal olarak onlara dâhil olunuyor. Biraz da uzun süren, benim için fiziki yorgunluk sonrası otel odasına kapanmak.

Cumartesi günü dostların sohbetleri, kültürel ve siyasal faaliyetler, dostların anılması, geçmişten geleceğe zihni yolculuklar, Müslümanların günümüz sorunları, gelecek ile ilgili düşünceler, gençlik, okuma, düşünme edimi ve ortamı ile oluşan sohbetler.

Adıyaman Kitap Fuarı bu yıl şehrin dışına asıl yerine taşınmış. Genelde taşıma ile öğrenciler veya halk getiriliyor. Cumartesi yoğunluk olur mu endişesi var kitap satıcılarında. Hareketli bir gün oldu. Mehmet Özger’in MGV Yayınları arasında çıkan şiir kitabı vardı birlikte imzaya dâhil olduk. Dostların, sevenlerin, ilgililerin ve AGD’lilerin yakınlığının sıcaklığı oldu.

Benim için ayrıca özel bir durum oldu. Dergimiz genç şairlerinden İbrahim Hakkı Öztürk genç yaşta Hakk’ın rahmetine kavuşmuş, hakkında dergide bir dosya da yapmıştık. Adıyaman’a gideceğimi kardeşi Zeynep’e yazmıştım. Dedesi, amcaları, annesi, kardeşi ile birlikte kalabalık geldiler. Zeynep’i görünce hüzünlendim. Dedenin önceden fotoğrafımı çekmesi dikkatimi çekti. Sonradan nedenini anladım.

Stantta şiir ve edebiyat sohbeti oldu doğal olarak. Şairler; Mehmet Özger, Mehmet Tepe, Mehmet Yılmaz ile. Sadece şiir değil medeniyet düşüncemiz bağlamında geniş bir açılım kazandı sohbet. Arif Kingir ve diğer hocaların katılımları da ortamı iyi çeşitlendirdi ve zenginleştirdi. Arif Kingir hoca sıkı bir okur ve sorgulayıcı.

Suriye olayından sonra gönüllü olarak kamplarda görev alan ve orada yaşanan trajik, kimi insanî duyguları aşan hâller, kadın kovalayan açlar, insanı köle gibi gören anlayışlara tanık olunca dayanamayıp çekiliyor oradan. Aslında ulusalcı, ırkçı, çıkarcı ve sömürücü ruhun nasıl orada hortladığının bir göstergesi.
Gerek siyasilerden ve gerekse AGD eksenli oluşan darbeler, gidişler, kapılışlar ve savruluşların yaşanmışlıkları da ister istemez düşündürücü.

Stantta en çok ilgi gören gazete denemelerimden oluşan Adaleti Ayakta Tutma kitabım. İnsanların, hemen her kesimin -belli ve koşullanışlar hariç- adalet arayışlarının ve beklentilerinin özleminde oluşu. Edebiyat öğretmeni bir mağdur, süreçten aklandığı hâlde görevine iade edilmeyişi, rızkını kazanmak için çırpınışını ve feryadını uzun uzun dinlemek durumunda kaldık. Aslında bu ağır süreci dışardan yaşıyor olsak bile asıl acıyı çeken mağdurlar. Benim anlam veremediğim şu, insanın rızkının kesilmesi ve rızıksız bırakılması.
Standımızı ziyaret eden yazar dostlarımız oldu: Nilüfer Zontul Aktaş, Hamza Çelenk, Ferhat Özbadem. Stant sorumlusu Üzeyir Bey sürekli çay ikramında ve hizmette bulundu. AGD ile Saadet Partisi’nden birçok dost, kültür müdürü, siyasiler ve fuar sorumlusu görevliler de geldiler.

Urfa Havalimanına, edebiyat öğretmeni, Osman Beyazkaya’nın arabasıyla Bedrettin Bey’le yol boyunca sohbet ederek nasıl vardığımızı bile anlayamadık. Bütün dostlara ve sevenlere teşekkür ediyorum. Herkesin adını elbette anmak isterim yerimizi biraz da taşırdık.