Gazze de silahların susmasıyla birlikte çatışmalar mola

verirken esasında çatışmalar başka bir alana kaymış oldu. Bunlardan birisi

psikolojik alan diğeri de siyasi ve diplomatik alan. Psikolojik alanda

çatışmanın merkezinde, 28 günlük çatışmaları kim kazandı kim kaybetti faslı

var. Hamas ve direnişçi ortakları haklı olarak zaferi kendilerinin

kazandıklarını savunuyorlar. Sadece İsrail e karşı değil ayı zamanda görünmez

ortaklarına karşı da zafer kazandılar. Bu görünmez ortaklar cahiliyet

koalisyonudur . Ilımlı Arap Kampı denilen bu koalisyon da İsrail in görünmez

ortağı idi. Kendisine ve onun ötesinde Allah a güvenmeyen, tevekkül etmeyen,

sadece İsrail in gücünü hesaba katan bir güruh. Arapların oluşturduğu bu

cahiliyet kampı 1973 savaşı harici İsrail e karşı girdiği bütün savaşları

kaybetmiştir. Fedai hareketlerine karşı da daima savaş açmış veya kısıtlama

getirmiştir. Sadece yalın kılıç İsrail in üzerine yürümek isteyen

direnişçilerin ve fedailerin elinden silahını müsadere etmesini ve almasını

bilmiştir. Bundan dolayı Ürdünlü Yazar İhsan Fakih bu defa direnişin şansını

cephede düzenli Arap ordularının olmayışına bağlamıştır. Direniş kazandıysa;

bunu düzenli Arap ordularının kendisine gölge etmemesini borçludur demiştir.

Bu sözün neresi yanlış Psikolojik savaşta; İsrail hedeflerine ulaştığını ve 32

kadar tüneli yerle bir ettiğini iddia etmektedir. Bu iddiası su götürür.

Bununla birlikte Haaretz gibi İsrail gazeteleri İsrail in nal topladığını, ne

siyasi ne de askeri alanda hiçbir hedefine ulaşamadığın yazmıştır. Netanyahu ve

ortakları kuyruğunu kısmış buna mukabil Hamas ve ortakları ise başlarını dik

tutmuştur. İsrail, Hamas ın füzelerinin sonuna yaklaştığını söylerken ateşkese

10 dakika kala İzzettin Kassam Tugayları muhtelif İsrail şehirlerine 27 füze göndererek

ellerindeki askeri tersanenin bitmediği mesajını iletmiştir. Son dakikada bile

inisiyatifi elinde tutmuştur. Tam aksine Senatör McCain İsrail in Demir

Kubbesinin işlevsiz ya da savunma füzelerinin bitme aşamasına geldiğine işaret

etmiştir.

*

Bu saldırıda Netanyahu nun şahsında bir kahraman

çıkmasını bekleyen İsrail halkı hüsrana uğramıştır. Kara harekâtı kararıyla

birlikte siyaset borsasında artan hisseleri ateşkesle birlikte yere

çakılmıştır. Bu nedenle şimdi anlaşmanın dışında direnişe karşı hiçbir silahın

işlemeyeceği ve caydırıcı olmayacağı deneme yanılma metoduyla öğrenilmiştir.

Lakin İsrail cephede kazanamadığını cahiliyet kampıyla birlikte masada

kazanmayı ummaktadır. Bundan dolayı Şimon Peres gibiler Sisi ile birlikte sanki

sahada Hamas yokmuş gibi davdandılar. Gazze meselesini Ramallah üzerinden

çözmeye kalkıştılar. Ramallah ve Mahmut Abbas a direnişin vasisi veya kirvesi

rolü biçtiler. Halbuki Hamas siyasi veya askeri vesayeti değil ortaklığı seçmiş

ve kabul etmişti. Bunu şöyle formüle etmektedirler: One goverment, one law,

one gun/ tek hükümet, tek yasa ve tek silah ! Bunun yolu ise Ramallah ın İsrail

ile Mısır la anlaşmasından değil ancak diğer Filistinli gruplarla anlaşmasından

geçmektedir. Burada uyanık İsrail ve cahiliyet kampındaki ortakları bir

tezgâhın peşindeler. Matruşka misali bir vasiyet sistemi kurguluyorlar. Mahmut

Abbas, Hamas ve ortaklarının, kendileri de Abbas a vasi olacaklar! İt ite it

kuyruğuna misali! Sanki Filistin Otoritesi Hamas ın ortağı değil de kendi

hükümetleri. Hamas la hükümet kurmasına razı olmayanlar şimdi onun Hamas a vasi

olmasını istiyorlar! Bu aslına İsrail in eski rüyasıdır. Rabin 1993 Oslo

sürecinde Arafat için bizim taşeronumuz olur ifadesini kullanmıştır.

*

Rabin in halefi Şimon Pres gibiler de ABD de dahil-

Gazze nin, taşeron Ramallah a devredilmesini istiyorlar. Refah geçiş kapısının

da yine Mahmut Abbas otoritesine verilmesini istiyorlar. Halbuki, bu Abbas la

İsrail in anlaşmasına değil Hamas ve ortaklarıyla Abbas ın mutabakatına

bağlıdır. Diğer yandan da Mısır la anlaşmaya bağlıdır.

Hamas ve ortaklarının zaferi karşısında hepsinin süngüsü

düşmüş ve afallamışlardır. İsrail e Gazze işgali pahalıya mal olduğu ve en

azgın döneminde; 2005 yılında buradan çekilmek zorunda kaldığı gibi kuşatma ve

abluka da giderek pahalıya mal olmakta ve astarı yüzüne geçmektedir. Bundan

dolayı İsrail acı ilacı içmek zorundadır. Refah sınır kapısının kontrolü

meselesi Hamas ve Gazzelilerin rızası olmaksızın çözülemez. Keza artık

ambargonun kalkması vakti gelmiştir. Bunun yerine Avigdar Lieberman Gazze nin

toptan BM yönetimine devredilmesini istiyor. Aynen Kosova da olduğu gibi.

Lieberman Peres den de öteye giderek hiçbir şekilde vesayet düzeyinde bile

Filistinlilerin ortaklığına yanaşmıyor! Bölgenin Batı Şeria dan idari olarak da

kopartılarak BM ye devredilmesini istiyor. Kendi Gazze yi işgalle devralacaktı

başaramayınca BM ye havale ediyor. Filistinliler Gazze nin yönetimini değil

olsa olsa açılacak bir hava ve deniz limanının bir biçimde BM denetiminde

olmasını kabul edebilirler. Onun ötesinde yokluk içinde dahi Gazze yi en

mükemmel şekilde yönetiyorlar.

Hamas ı ve ortaklarını; başarılarından ve başta Araplar

olmak üzere yedi düvele ve Ahzap kuşatmasına karşı başarı ile karşı koymalarını

kutlamak gerekiyor. Ürdün asıllı düşünür Münir Şefik de böyle yapıyor ve

duygularına şöyle tercüman oluyor: Direnişin önünde eğiliyorum!