AZİZ milletimiz iktidara, Cumhuriyet döneminin en büyük desteğini verdi; fakat beklediğini bulamadı. Türkiye ekonomi, adalet, eğitim, dış politika gibi temel alanlarda dökülüyor. Paramızın değeri kalmadı, çiftçilik bitirildi, bankalar yüzde 400 kâr eder duruma geldi. Vatandaş perişan; Kur Korumalı Mevduat (KKM) diyerek, zenginlerin kur kaybından doğan zararı fakirlere ödetilir oldu. Sınır tanımaz bir israf dönemi başladı.

Devletin resmi denetleme görevini yapan Sayıştay’ın raporları devletin çöküşe gittiğinin işaretidir. Sanki Lâle Devri’ni yaşıyoruz. İnsanın akıl ve havsalası almıyor. Külliye’nin yalnız bir günlük harcaması 1 milyon lira civarında. Bu israfa para mı dayanır? Sayıştay’ın Eylül ayı raporunda, bu seneki orman yangınlarında Orman Genel Müdürlüğü’nün belediyelerle yeteri kadar işbirliği yapmadığını açıkladı. 67 bin 428 kayıp konut göründüğünü ortaya çıkardı.

Halk TV yazarı İsmail Küçükkaya, AKP Genel Başkanı’nın seçimlere giderken, muhalefeti millî güvenlik sorunu olarak gördüğünü; dikensiz gül bahçesi istediğini anlatarak, hükümetin isteklerini şöyle sıraladı: “Muhalefet olmasın, medya eleştiri yapmasın, kurumlar denetlenmesin. Yargı engel çıkarmasın, iş dünyası ve sivil toplum kendisini hep desteklesin.” (30 Eylül 2022)

Ağır şartlardan bunalan Türkiye insanı, dikkatini Saadet Partisi’ne çevirmiş durumda. Millî Görüş partileri baştan beri Türkiye’yi hiç yanıltmadı. Dış politikada milliliği esas aldı. Kıbrıs Barış Harekâtı kararını verdi. Ekonomide destanlar yazdı, denk bütçe yaptı, Havuz Sistemi’ni getirdi. Ülkenin yüzünü güldürdü.

İKTİDARA HAZIRIZ

SAADET Partisi, aziz milletimize hizmetini kaldığı yerden devam ettirmek istiyor. Her fırsatta “iktidara hazırız” mesajı veriyor. Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, çok güçlü bir teşkilât yapısına sahip olduklarını belirterek, her biri bir bakanlığa denk gelen, hükümet kabinesini karşılayacak şekilde düzenlenmiş, içinde akademisyenlerin de bulunduğu “Politika Kurulları”na sahip olduklarını açıkladı:

“Başkanlık Divanı”mız 21 kişiden oluşuyor. Her hafta düzenli toplanıyor. İstişaresiz karar almıyoruz. Genel İdare Kurulu üyelerinin çoğu, bir ilimizden sorumlu. Sürekli sahadayız. Bizde keyfi idare yoktur. Millî Görüşçü Kuruluşlar’la aylık toplanırız. Teşkilât istişarelerimiz aralıksız sürer.” (Millî Gazete, 2.10.2022)

Bilge Başkan, TV5’ten Mustafa Yılmaz’ın sorularını cevaplarken, altılı masa ile cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda ittifak yapacaklarını anlattı: “Seçilme şansı en yüksek aday üzerinde birleşeceğiz. Burada bir problem yok. Her siyasi parti genel başkanı teklifini getirecek, ‘seçilecek adayı’ belirleyeceğiz.” (29.9.2022)

Problemlerimizin çözüm beklediği; dünyada sömürgecilerin hedeflerine ulaşmakta acele ettiği bir dönemde “hayra motor, şerre fren” prensibini benimseyen Saadet Partisi’nin hükümette olması çok önemlidir. Büyük devletler, nükleer silâhlar kullanmak dahil, her şeyi göze alıyorlar.

ABD, BOP’u hedefine ulaştırmayı, İsrail Arz-ı Mev’ud’a ulaşmayı, AB etki alanını genişletmeyi; Rusya ve Çin Şanghay Örgütü’nü güçlendirmeyi amaçlıyor. Emperyalistler, D-8’leri canlandırıp dünyanın huzur ve barışını amaçlayan Saadet Partisi’nin hükümette olmasını istemiyor.

DÜNYA LİDERİ Mİ?

D-8’LER, Washington ve Moskova dünya liderliği iddiasında. Bu 3 oluşumun temsilcileri belli. Hal böyleyken Türkiye hükümeti, “liderlik” iddiasıyla ABD ve Rusya arasında mekik dokuyor. Bu güçlere eklemlenmekten söz ediyor. Oyun kurucu olmak yerine, kurulmuş oyuna figüranlık peşinde. Bu, “liderlik” değil, “uşaklık” yöntemidir. Mustafa Kurdaş’ın, böylelerine, “Sen hangi dünyanın liderisin?” sorusunu yöneltmesi isabetli değil mi?

Temel Karamollaoğlu, TV5’teki konuşmasında bu iddialara, “İsrail’le normalleşmek haksızlıklara razı olmaktır” diyerek, AKP’nin Erdoğan üzerinden oluşturmak istediği “dünya lideri algısı”nı şöyle cevapladı:

“D-8’leri geliştirerek dünya lideri olunur. Zulmü işleyen Herzog’la kucaklaşarak İsrail’le normalleşeceksiniz, Mavi Marmara davasını 22 milyona satacaksınız! Herzog’u Beştepe’de; Mahmud Abbas’ı havaalanında Ankara vali yardımcısı ile karşılayacaksınız! Erdoğan, Gazze’ye gidemedi; biz gittik; Filistinlilere ‘yanınızdayız’ dedik.”

Saadet Partisi’nin tanıtmadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Sunar, Temel Karamollaoğlu’nu 38 ulusal TV kanalının programa davet ettiğini belirterek, bu talepleri periyodik olarak planladıklarını açıkladı. Saadet Partisi, burnundan kıl aldırmayan kibirli bir zihniyet karşısında dengeleri değiştirdi; ülkedeki tıkanıklığı giderdi. Türkiye’nin “bir kişi”den büyük olduğunu gösterdi.

Türkiye, ciddi bir yol ayrımındadır. 85 milyon olarak bu ülke hepimizin! AKP ülkeyi, “algı operasyonları” ve “sürü psikolojisi” ile yönetiyor. Oyunu bozmak, ülkemizi aydınlığa çıkarmak için, birlikte düşünen, okuyan, araştıran, inceleyen, hayatı ve dünyayı sorgulayan insanlar haline gelmek zorundayız.