Bazılarında dialog öylesine saplantı haline gelmiş ki yöneltilen eleştirinin sebebine bakmaya bile gerek duymadan tepki gösteriyorlar. Okuduklarını anlamıyorlar diyeceğim ama buna dilim varmıyor. Galiba dialoga yönelik eleştiri ihtiva eden yazıları okumamayı tercih ediyorlar. Dialog konusunda böylesine bağnazlık sergiliyorlar. Aynı hassasiyeti neden başörtüsüne uygulanan yasaklamalar karşısında göstermez, kızlarımıza başlarını açıp üniversiteye gitmeleri fetvasını verirler acaba
Papanın Türkiye ziyareti ile ilgili olarak dialogcuların yayın organında çıkan bir yazıdan yaptığım alıntıda bile "Papanın Türkiye ziyaretinin dialog açısından değerlendirilmesi yapılacak olursa ortada Müslümanlara yönelik bir dialogdan ziyade Hıristiyanlara yönelik ve Hıristiyanların birliğini hedef alan bir gayretin olduğu söylenebilir" deniyordu. Bizde bu satırları köşemize alarak ve bir İtalyan Kardinalin Papanın Türkiye ziyaretinin ardından sarfettiği "Hıristiyanların Müslümanlarla dialoğu söz konusu olamaz. Dialog sadece musevilerle olabilir" sözlerini de aktararak ülkemizdeki dialogculara yapılan çalışmalardan bir sonuç çıkmadığını, çünkü Hıristiyan dünyanın olaya farklı baktığını yazmıştım. Bu yazım üzerine bazı mesajlar aldım. Üslupları da oldukca sertti.
Dialogdan maksat bazı görüşmeler ise buna kimsenin karşı çıktığı yok ki. Ancak, görüşmeler iki taraf arasındaki düşmanlıkları gidermeyi hedefliyorsa Hıristiyan dünyasında böyle bir gelişmenin gündeme gelmediğini de görmek lazım. Biz buna dikkat çekiyoruz. Yaptığımız iş dialoga karşı çıkmaktan çok, dialog adı altında sürekli tavizler vererek gönül almaların bize hep geri adım attırdığını söylemekten ibaret. Dialog olsun ama iş yalakalığa dönüştürülmesin istiyoruz. Ancak, öyle görünüyor ki, bazı dialogcuların eleştiriye bile tahammülleri yok. Sanki onlar hangi şartlarda ne tür ziyaret ve görüşme yaparlarsa yapsınlar sonuçlarına bakmadan hepimizin onaylaması mecburmuş gibi davranıyorlar.
Ayeti Kerimeyi görmezden gelerek bazı hadisleri gündeme getiriyor, onları da kendi arzularına göre yorumluyorlar. Beyler istediğiniz kişi ile görüşün, adına ister dialog deyin ister görüşme, bu sizin bileceğiniz iş. Ancak, ülkemiz Müslümanları adına hareket etme hakkınız olduğunu düşünmeyin. Bir de sergilediğiniz çabalardan ülkemiz adına ne sonuç aldığınızı lütfen gözden geçirin. Sizin bütün iyi niyetli çabalarınıza rağmen Hıristiyan dünyasının hakaret ve aşağılamaları sürüyorsa İslâm onurunu daha fazla ayaklar altına almayın. Kendi onurunuzu istediğiniz gibi kullanın ama lütfen Müslümanların ve İslâm ın onurunu rencide etmeyin.
Bir de bu dialog işini lütfen putlaştırmayın.
Tekrar ediyorum. Bizim yaptığımız iş diyaloga karşı savaş açmak değil, tüm iyi niyetli çabalara rağmen Hıristiyanların yüzyıllardan beri sürüp gelen tavırlarının değişmediğini göstermek. Sanıyorum bu da bizim hakkımız.
Olayı son bir örnekle noktalamak istiyorum. Bilindiği gibi Avrupa Birliği sırf Kıbrıs Rumlarını memnun edebilmek için 8 başlıkta müzakereleri askıya aldı. Askıya alınmayan başlıkların müzakerelerine devam edileceği söyleniyordu. Ancak, daha sonra yapılan açıklamalarda Türkiyenin isteği istikametinde 4 başlıkta müzakerelerin devam edeceği gibi açıklamalar geldi. Sonunda bir tek başlıkta müzakerelerin açılacağı kararı çıktı. Şimdi buna rağmen bana dialog çabalarından sonuç alındığını söyleyebilir misiniz
Adamlar sürekli olarak Türkiyeyi kapıda tutuyorlar. Metres benzetmesi yapıyorlar. Çünkü, içlerine almayacaklar ama tamamen dışlamak da istemiyorlar. "İmtiyazlı Ortaklık" gibi tam da metres tanımına uygun bir statüde tutmak istediklerini hemen herkes kabul ediyor ama, bir şu dialog sevdalılarına derdimizi anlatamıyoruz. İlle de herkese anlatacağız diye bir derdimiz yok ama sizler de biraz aklınızı başınıza alınız. Kaldı ki, bu dialog işini neden bu kadar önemsiyor, olayı bir inanç meselesi haline getiriyorsunuz Dialogsuz inancınızı yaşamanız mümkün değil mi