Mısır da devrim başarıya ulaştı mı sorusuna cevap
vermek için henüz çok erken. Polislerin bile eylem yaptığı bir ülkede çok şey
beklenmemeli.
Ne eylemi mi Devrim günlerinde halka karşı güç
kullandıklarından; polise silah kullanma yasağı getirilmiş. Bir de sakal
bırakma mücadelesi veriyorlar.
Devlete karşı açık tepki vermeden, bir nevi sivil
itaatsizlik içindeler. Anlayacağınız dişlerini gıcırdatarak görevlerini
yapıyorlar.
Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Muhammed Mursi nin göreve geldiği
seçim, tarihte ilk demokratik seçim oldu.
Mursi, batıya
karşı kötü bir sınav (!) verdi. Gazze saldırısında esip gürleyip, halkın
gazını alması ama hiçbir şeye karışmaması isteniyordu. O öyle yapmadı. İlk 24
saatte ciddi adımlar attı. Böylece olunca da ülkesinde iç karmaşa, huzursuzluk
ve eylemler patlak verdi.
Başbakan Sn. Erdoğan ın Mısır ziyareti sırasında dile
getirdiği laiklik ihracı ülkede hâlâ tartışma konusu. Müslümanlar bu daveti
hoş karşılamasa da, gayri Müslimlerin ekmeğine yağ sürülmüş, laikler de iyi
bir açılım yaptı diye seviniyorlarmış.
İktidar, şeytan taşlamaktan abdest almaya vakit
bulamıyor. Önlerindeki en büyük sorun, ekonomik problemler. Halk fakir, ekonomi
durgun, problemler dağ gibi, idareciler endişeli, belli ki zordalar. Uzun mazot
kuyrukları ülkenin içinde bulunduğu atmosferi özetliyor.
Mısır da 22 Nisan da yapılacağı açıklanan parlamento
seçimleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Çünkü iktidardaki Adalet
ve Hürriyet Partisi nin (AÖP) yeniden
birinci olacağına kesin gözle bakılıyor. Parlamentosuz hükümet, eli kolu bağlı
olarak hüküm sürüyor.
Kısaca, beklenti büyük, hak mağdur, eski dönemin
kaymağını yiyenler azgın, taraflar satranç oyununda son hamleyi bekliyor.
Muhalefetin tavrı çok ilginç, tam istemezukçüler
havasındalar. Yevmiye ile tuttukları eylemcileri var. İktidar görevi derhal
bıraksın! Pekiyi emredersiniz. Seçim yapalım öyleyse. Yok, olmaz, seçim
yapılmadan bırakacaksınız! Çünkü seçimde alacakları oyu biliyorlar.
İhvan için beklentiler yüzde 50 civarında oy alacakları
yönünde, şimdilik kredileri yüksek olsa da gelecek kanaatimizce umutlu değil.
Cepten yemeye başlamışlar. Bu badireyi atlatamaz da böyle giderse bir-iki yıl sonra
halleri perişan olur.
Sohbet konularına girsek günlerce içinden çıkamayız. Kısa
bir anekdotla yetinelim.
Türkiye yi, özellikle câmiamızı gıpta ile izliyorlar.
İstanbul da yapılan 29 Mayıs fetih kutlamaları İhvan yönetiminin dilinde.
Dışişleri Ve Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Fehmi Rıza Gençlerimizi size
gönderelim heyecan aşılayın, eğitin dedi. Bunu dillendiren bir başka isim de,
İhvan Başkanlık Divanı nın heyetimizle görüşmesi esnasında Genel Başkan Vekili
oldu.
***
Biraz da işin magazin boyutuna değinecek olursak;
İktidar partisi (AÖP) Genel Başkanı Ketatiki nin Genel
Başkan Yardımcıları ve bazı valilerle birlikte Saadet Heyeti onuruna verdiği
yemekte güvercin dolması vardı. Kendi adıma söyleyeyim, hayatımda ilk defa
gördüm.
Mehmet Akif Ersoy un ölüm yıldönümünde onun sürgünde
bulunduğu Mısır yıllarında uğrak yeri olan Fişavi kahvehanesinde kahvelerimiz
yudumlarken anılarını tazeledik.
İhvan ın Nil nehri kıyısında gemide balık ikramı
geleneği rahmetli Hocamızın ardından bu sefer Genel Başkanımız Kamalak la
devam etti.
Mısır da öğrenim gören Türk öğrenciler ilim aşığı, vakur,
dirayetli, özgüvenleri yüksek ve tabi biraz da mahsunlar.
Ezher Üniversitesi asırlar boyu olduğu gibi bugün de -ana
kucağı- gibi tüm milletlere ev sahipliği yapmaya devam ediyor.
Yıllar önce öğrenci olarak bulunduğumuz dönemde her
hareketimizi ve görüşmelerimizi gizlemek durumunda idik. Bugün resmi
çerçeve de yaptığımız ziyaret sona ererken içimizden Allah ım sen bunları
mahcup etme! diye dua etmekten başka, elimizden bir şey gelmiyordu.