Bismillahirrahmanirrahim
16 Nisan referandumu anayasa ve yönetim şekli değişikliğini getirdi. Cumhurbaşkanının siyasi parti genel başkanı olabilmesi gibi bazı maddeler hemen yürürlüğe girdi. Referandum sonrası, yönetim şeklinin yeni sisteme uyumu konusundaki değişikliklerin 2019’daki cumhurbaşkanlığı seçimine kadar tamamlanması süreci başladı.
Saadet Partisi, toplumda adaletin egemen olmasını devletin devamı için vazgeçilmez şart olarak gördü. Başkasına hayat hakkı tanımayan bir uygulama toplumun huzur ve barışını sağlayamazdı. Adalet mekanizması toplumun tamamını kuşatacak şekilde düzenlenmeliydi. Siyasi sistem, adil uygulamalar sonucu toplumla bütünleşebilirdi. Adalet, adil kanunlarla sağlanabilirdi.
Saadet Partisi, millete karşı sorumluluğu gereği, yeni sisteme uyum için yapılacak kanun ve düzenlemeler konusunda ciddi hazırlık yaptı. Adaleti merkeze aldı. Konunun uzmanlarıyla, uzun ve yorucu bir mesai sonunda, “Adil Sistem; Adil Seçim” başlıklı bir rapor hazırladı. Bu raporu; cumhurbaşkanı, başbakan, siyasi parti genel başkanları ve yönetimleri, il başkanlarına tek tek ziyaret ederek ulaştırdı. Adaletin tesisinin önemine vurgu yaptı.
Yeni sistem, adalet ve kaliteli yönetim üzerine kurulmalıydı. Her alanda güçlü Türkiye’ye ulaşmak için, halk yapılanları benimsemeliydi. Anayasa, siyasi partileri siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlıyordu. Siyasi partilere sınırlama getiren engelli bir seçim sistemi olamazdı. Temsilde adaleti rafa kaldıran yüzde 10’luk Türkiye barajı tamamen kaldırılmalıydı. Çünkü barajlı seçim, 12 Eylül darbesi ürünü adil olmayan bir uygulamaydı.
MİLLİ İRADEYE SAYGI
CUMHURBAŞKANLIĞI Sistemi geliştirilmiş bir yapı üzerine kurulmalı. Fikir özgürlüğü gereği, milli iradenin Meclis’e sağlıklı yansıması sağlanmalı. Sirk aynalarına benzeyen, seçmenin oyunu çöpe atan, orantısız güç oluşturan temsildeki sapmalara fırsat verilmemeli. Partiler aldıkları oyla orantılı milletvekiline sahip olmalı. 2002’de AKP’nin yüzde 34 oyu, Meclis’te yüzde 65 olarak temsil edilmişti. Sapmalar adaletsiz seçim sisteminin ürünüdür. Adalet çiğnenerek adil bir sistem kurulamaz.
Temsilde adaleti sağlayamazsanız, milli iradeyi çiğnemiş olursunuz. Halk kanunlara şüpheyle bakar. Siyasi partiler hileli yollara girebilir. CB Erdoğan sıkça “Türkiye çadır devleti değildir” diyor. Ne güzel söz! Uygulamasını “Adil Sistem; Adil Seçim” olarak görmek isteriz.
Anayasa, “Devlet siyasi partilere yeterli ve hakça mali yardım yapar” hükmünü getirir. Siyasi partilerin para babalarının güdümüne girmemesi, bu “mali yardım”a bağlı! Yardımın “hakça” dağıtılması önemli! Adil uygulama, seçime girmeye hak kazanan bütün partilere aldıkları oy oranında “seçim yardımı” yapılmasını gerektirir. Kimse anayasa hükmünü çiğneyemez. Devlet “hakça” esasına uymayanların malı değildir.
Hileli yapı, dürüstlük ve açıklığı; siyasi partiler arası işbirliğini önlüyor. Toplumu kutuplaştırarak varlıklarını sürdürme yolunu açıyor. Siyaset kurumu çözüm yerine, laf üretiyor.
Öyle bir sistem ki, 100 m.lik koşuyu biri 90 m.den başlıyor; bazıları sıfırdan. Bazıları devlet, hükümet, belediye imkânlarını sonuna kadar kullanıyor; bazıları hepsinden mahrum. Sonra da “Oldu da bitti maşallah!” havası.
NE OLUR, ADİL OLUN!
KİMSENİN hakkını çiğnemeden alınan “bir oy”; adaleti çiğneyerek alınan milyonlarca oydan şereflidir. Vicdanlara adalet duygusu yerleştirilmeli.
Medya, her zaman basın yayın ilkelerine uymalı; halkın vergileriyle yaşayan TRT, halkın tamamının tercihlerine saygı gösteren bir yayın anlayışına kavuşturulmalı. Halkın vergisini alıp tercihlerini yok sayamazsınız. Bu, vicdansızlık olur.
Meclis çalışmaları şeffaf olmalı. İçinde ne olduğunu kamuoyunun bilmediği “Torba Yasa” uygulamasına son verilmelidir. Meclis çalışmalarının tamamı TBMM TV’den yayınlanmalıdır. Yeni düzenlemede seçme ve seçilme hakkının özgürce kullanılması sağlanmalıdır. Medya yönlendirici ve güdüleyici olmaktan kurtarılmalıdır.
Yeni sistemi kurarken adaleti gözetmekten korkmayın! Bu size değer katar. Farklı renk ve seslerin Meclis’te temsili ülkeyi rahatlatır. İşleyişi tabiileştirir. Marjinalliğe fırsat vermez. Siyasi partiler ülkeyi birlikte yönetmeyi öğrenir. Hür düşünce ile her alanda üretkenlik ve gelişme sağlanır. Keşif ve buluş yapanların sayısı artar.
Adalet mülkün temelidir. “Mülk” devlettir. Rabbimiz buyurur: “Yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah’a verdiğiniz sözü tutun.” (En’am, 152) Efendimiz (sav) de “Bir saat adaletle hükmetmek, 60 yıllık nafile ibadetten hayırlıdır” buyurur.
En başta gelen ihtiyacımız olan iç barışı ancak adaletle sağlayabilirsiniz. Türkiye bir hukuk devleti! Kanun ve kuralları var. Kanunlar, suç işleyen ve ülkeye zarar verenlerin yakasına yapışır. Kimse kanunların üstünde olamaz. Koskoca sistem ancak adaletle ayakta kalır.