Büyük bir emekle… Sabırla, mücadele ile 12 senedir devam eden Ankara Kitap Fuarı açıldı. İçerisi rengârenk… Herkes var. Bu ülkede kim varsa, kitap fuarında onlar var… Daha fazlası var. Demokrasi var, barış var, huzur var, kitap var... Düşünce var, emek var. 12’ncisi yapılan Ankara Kitap Fuarı’nda bu sene 400’ü aşkın yayınevi var… 700’e yaklaşan yazar, imza günleriyle okuyucuyla buluşuyor.
3 salonda etkinlikler, konferanslar, söyleşiler devam ediyor.
Konuk yazar, Atilla Dorsay… Bu sene, fuar açılışında sinemaya, edebiyata katkı sunanlara plaketler verildi. Sinemanın farklı alanlarında ter döken emekçiler unutulmamış… Milli Gazete de var kitap fuarında.
Can Yayınları’ndan Ötüken’e… İnsan Yayınları’ndan İletişim’e kadar, birçok yayınevi okurlarına kapılarını açmış… Çok güzel. Bir bahçeye... Gül bahçesine girer gibi giriyorsunuz fuara… Huzur sizi kapıda karşılıyor. Yeni kitaplar, yeni dünyalar… İmza günleri için bekleyenler, yazarıyla yüzleşmeye çalışan okuyucular… Heyecanlanıyor insan.
Sahaflar ayrı bir sokakta sizi karşılıyor. Yeni romanlar, yeni araştırmalar… Tecessüs… Tecessüs… Sonrasında yeni soluklar, yeni yollar ve yolaklar. Aslında edebiyat, kitap, hoşgörü demek, empati demek, bilmeye yol açmak demek… Okudukça az bildiğinin farkına varmak, ancak kitabın hikmetiyle mümkün. Artık olgunlaştım, biliyorum, okumama gerek kalmadı, diyenlerin yüzüne kitaplar çarpar…
Bu yüzden, kitabın çokluğu bizdeki bilgiye susamışlığın arzı gibidir.
Birçok yerde kitap fuarlarının rağbet görmesi sevindirici. Dijital dünyanın dayatmasına inat, hâlâ sarı yapraklardaki mutluluğa göz dikmiş okurun zaferi gibidir kitap fuarları.
Kitapları kapışanlar listesine giren Rus yazar Dmitry GLUKHOVSKY de yabancı onur konuğu olarak Ankara Kitap Fuarı’nda kitaplarını imzalayacak… Zengin bir içeriği olan Ankara Kitap Fuarı, gerçekten başkentin farklı bir soluk alanı, dışa açılan, beyinlere mutluluk aşılayan bir penceresi gibi.
Kitap… Hikmetin kapısı. Kitap, hayatın kendisi. Yürüyorsunuz fuara doğru… Çevrenizde hep camlı binalar, yukarıya doğru kafa kaldırmış binalar binalar… Aldırmayın cinnetlere, cehenneme dönüşmüş yapılara… Yürüyün… Kitap fuarı yazan yere doğru yürüyün.
Kapıdan içeri adım attığınızda çocuklar, gençler sizi karşılayacak… Ve kitaplar… Kitaplar, sizi çağıracak, size kucak açacak…
Sonrasında uzayıp giden kuyruklar… İnsan kuyrukları… Bu kez, kitap imzalamak ve birkaç söz duymak için yazarından sabırla bekleyen güzel insanlar… Umutlanacaksınız gelecek için… Hâlâ kitabın ve insanın değerli olduğunu anlayacaksınız.
Sonra, yürüyeceksiniz çiçek bahçesine, Gülbister yatağına.
Kitaplar size gülümseyecek… İnsanlar, tahammülü, hoşgörüyü, insan olmanın erdemini soluyacak… Farklılığın zenginlik ve birlik olduğunu görecekler… Sonra, bütün yayınevlerinin ve kitapların barış içinde yan yana durduğunu görecek ve istikbal adına iyimserlik yudumlayacaksınız.
Farklı farklı kitaplar, yazarlar, söyleşiler… Sahaflar sizi geçmişe götürecek… Sarılaşmış sayfalarda dünü ve yarını bulacaksınız. Lezzetli adımlar sizi konferans salonlarına, söyleşilere götürecek…
Birkaç saat dolaşmadan sonra, kendinizi yıkanmış hissederek ve mutlu bir şekilde kitap fuarından ayrılmış bulacaksınız…
Kitap aslında mutluluktur, bilene… Başarılar diliyorum Ankara Kitap Fuarı’na… Nice 12 yıllara... Kitap yaşasın. Kitap hep yaşasın.