Bence üzerinde durmamız gereken ve acilen bir çözüme
kavuşturmamız gereken soru bu olmalıdır. Ders kitaplarımızın içerikleri,
verdikleri bilgiler ne kadar doğrudur Emin olun ki ders kitapları üzerinde
yaptığımız bir araştırma sonucunda fahiş hatalarla dolu olduğunu gördük. Bu
hatalarla biz hem gençlerimize yanlış bilgi veriyoruz ve hem de sorumluluk
altına girmiş oluyoruz. Ben bu hataların sehven değil, bilinçli bir programın
sonucu olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu hatalar hem temel konularda ve hem de
ilkokuldan üniversiteye kadar devam etmektedir.
Peki, bunları denetleyecek kimse yok mu
Neden bir önlem alınmaz
Gerçekten de bu kitapları denetleyecek bağımsız bir
mekanizma yoktur. Zaten denetlemekle görevli olanlar, aslında kitabı hazırlayan
ekip olduğundan gerçek bir denetim olmamaktadır. Akademisyenlerimiz ve
aydınlarımız da okul kitaplarına bakma gereğini duymaz, baktıklarında ise
üstünkörü bakarlar veya onlar da bu konuların detaylarını bilmezler. Topyekûn
bir cehalet.
Görüşlerimi özellikle dini dersler çerçevesinde
örneklendireceğim. Yalnız bu örneklemeleri yaparken sadece hatalar değil, sunum
ve kitaplardaki zihniyeti de teşhir edeceğim. Çünkü bu zihniyeti tespit
etmediğimiz sürece hem sorunun gerçek adını koyamayacağız ve hem de olayın
vahametinin farkında olmayacağız.
Din dersi kitabımızın önemli bir bölümünü Alevilik ve
Bektaşilik oluşturuyor. Ders kitapları belli bir ideolojinin elinde ve toplumu,
gençleri bu şekilde şekillendirmeye çalışmaktadırlar. Bunların başında
Şia/Alevi ve Bektaşiliği övme gibi bir yaklaşım içindedirler. Yani öyle bir acı
durum ki kendi ülkemizde kendi akaidimize yönelik bir dini eğitim alamadığımız
gibi farklı bir akaidi öne çıkaran bir yaklaşım verilmektedir. Üstelik devlet
eliyle Bektaşilik özendirilmekte, Bektaşiliğin tüm unsurları din dersi
kitabımızda ayrıntılı bir şekilde verilmektedir. Bu aynı zamanda acı bir
durumdur. Bunu Müslüman cemaatlerin sorgulaması gerekir. Din dersi kitabı
yazılacaksa bunun için yetkili kurullar oluşturulmalı, cemaatler ve diyanetin
de görüşü alınmalıdır. Ya da tamamen bilimsel bir yaklaşım takılmalı,
akademisyenler hazırlamalıdır (Burada hazırlayacak olan akademisyenlerin
kimliği de ayrıca önemli. Çünkü günümüzdeki akademisyenler zaten dini konuda
sıkıntılı). Fakat din dersi kitabı eğer Bektaşiliği anlatacak kadar tarikatlara
giriyorsa, aynı şekilde diğer tarikatları örneğin Nakşilik ve Kadiriliği de
anlatmalıdır.
İlköğretim din dersi kitabının genel muhtevasını
incelediğimizde alevi/Bektaşi/Şii ağırlıklı bir bakış açısı olduğunu görürüz.
Bunun en somut örneği, kitapta örnek ve güzel sözlerde sık sık Hacı Bektaşi
Veli den alıntı yapılmaktadır. Bu kişilerden alıntı yapılmasına temelde karşı
değiliz. Fakat tüm kitaplarda hadis gibi sürekli alıntı yapılması ve bunun
karşılığında Nakşi veya kadiri tarikat meşayihlerinden alıntı yapılmaması da
bakış açısını göstermektedir.
Kitapta Muharrem orucunun anlatımının İslam a göre değil,
alevi anlayışına göre verilmesi de tartışılmalıdır. Örneğin ilkokul 4.
sınıftaki şu dua örneği nasıl yorumlanmalıdır Kültürümüzden Dua Örnekleri
konusunda ise Alevi ve Bektaşilik teki dua örnekleri sıralanıyor.
Alevi-Bektaşilikte bir başka dua örneği de akşam yatarken okunan şu duadır:
Bismişah (Alevi kültüründe Hz. Ali ye şah denir) Allah Allah! Yattım Allah
kaldır beni, rahmetine daldır beni, eğer vadem yetti ise iman ile gönder beni.
Yattım sağıma, döndüm soluma. Sığındım Sübhan ıma. Kalkarsam Allah, kalkmazsam
amentü billah. Destur Allah, eyvallah.
12. sınıfta; Aleviliğin, Nusayriliğin mezhepler veya
inanç esasları bölümü değil de Kültürümüzde Etkin Olan Tasavvufi Yorumlar
bölümüne alınmasının amacı nedir Hz. Muhammed i Anlama ünitesinde, Başlıca
Hadis Kaynakları konusu anlatılırken diğer kaynakların yanında Alevilik,
Bektaşilik, Nusayrilik ve Caferilik te temel hadis kaynağı olan Kütüb-i
Erbaa ya de yer veriliyor. Yani bu da Türkiye de bir Şiileştirme çabası değil
midir Halbuki ülkemizdeki Aleviler mezhepten çok bir kültür özelliğine hatta
daha çok tarikat özelliğine sahipken onları Şiileştirme ve bir anlamda İran ın
arka bahçesi haline getirme değil midir
Alevilere inançlarının öğretilmesine karşı değiliz. Hatta
onların da inançları öğretilmelidir ki hurafelere dalmaktan ve aşırı dinsiz sol
akımlarının etkisine girmekten kurtulsunlar. Fakat Sünnilerin de hakları, dini
eğitimleri Alevilik talep ve istekleri altında boğulmasın. Siz sahih sünniliği
anlatabildiniz mi Bugün insanlar dini öğrenmek için aşırı akımlardan medet
umuyorsa bunda sizlerin de günahınız yok mu
Sünnilik, İslam dünyasının ve İslami inancın ana
omurgasıdır. Bugün batı ve Amerika İslam ın bu temel omurgasını çökertmek için
mücadele etmektedir.
Eğitim ve özellikle din eğitimi verilirken bununla
ülkenin dinamiklerini sağlamlaştırdığımızı unutmayalım. Aleviliğin din dersi
kitabında bu kadar yoğun verilmesini eleştirirken, Alevilerin de dini öğrenme
haklarını unuttuğumuzu veya karşı çıktığımızı düşünmeyelim. Sadece Sünnilere
dinlerinin sahih bir şekilde anlatılmasını gerektiğini, dini bilgilerin
sulandırılmaması gerektiğini söylüyor, Alevilerin de sahih bilgi alacakları
farklı kanalların üretilebileceğini belirtiyorum. Bu haliyle bu din dersi
kitabının aslında kimseyi memnun etmediğini belirtmek istiyorum. Biz din dersi
kitabını eleştirmediğimiz zaman Alevi mahfillerce Sünnilerin Alevileri
Sünnileştirmeye çalıştıkları bir kitap ve ders olarak algılanmaktadır. Halbuki
biz Sünniler de bu durumdan memnun değiliz.
Ülkeyi Sünni ve Alevi kamplaşmasına sürüklüyoruz
eleştirisi gelebilir. Fakat burada anlatılan din dersi kitabıdır. İster istemez
bir akaid ve fıkıh öne çıkacaktır. Tüm vatandaşların görüşlerini kuşatan bir
kitap veya çalışma yapılabilir. Ya da Alevilere ayrı kitap da hazırlanabilir.
Fakat mevcut olan kitap ve müfredat yanlış bilgilerle doludur. Bu konuda Din Eğitimi
Genel Müdürlüğü nün daha iyi çalışması ve ilgili STK larla da sürekli istişare
halinde bulunması gerekir.