EVREN İN vefatı ve cenaze merasiminde yapılan protesto,
özellikle de siyasilerin cenaze merasimine katılmayışı farklı tepkilere yol
açtı. Bir olayı herkesin aynı bakış açısına göre değerlendirmesi elbette
beklenmemeli/beklenemez. Yapılan yorumlarda bakış açısı, olaylara ne ölçüde
muhatap olunduğu etkili ve belirleyici olur. Bu bakımdan cenaze törenine
katılmayanları ve protesto edenleri eleştirenlerin haklı olduğunu söylemek
mümkün değil. Çünkü derdi olan iniler Kendileri katılabilir, rahmetle
anabilirler ama farklı tavır sergileyenleri eleştirmek, hatta suçlamak insaf
ölçülerinin bir kenara itilmesi, onun da ötesinde bazı çevrelere şirin görünme
gayretinden öte geçmez.
Bu tespitin ardından ilk defa oluşmuş ortak hareket
konusunda dikkat çekme istediğim bir husus var. Hemen belirteyim ki oluşan
ortak hareket sadece bu olayla sınırlı olsa da gerekli bir davranış biçimiydi.
Unutulmaması gerekir ki, Evren bir darbenin lideridir ve her darbede olduğu
gibi 12 Eylül 1980 darbesi de geride pek çok haksızlık, hukuksuzluk bırakmış,
çok can yanmıştır. Bugün geçmişte canı yanan insanların bunu dile getirmesi ve
tepki ortaya koymasını darbenin arkasından niçin bu tepkinizi göstermediniz
diye eleştirmek haksızlığın ötesinde insafsızlıktır.
Darbecilere karşı niçin sesinizi çıkarmadınız demek ilk
bakışta haklı gibi görünse de hayatın gerçeği ile bağdaşmaz. Kaldı ki, toplumun
tüm kesimleri darbecilere karşı destek vermediği gibi o günün şartlarında
gerekli tepki gösterilmiştir. Her kesim kendi çapında protestosunu dile
getirmiştir. Gerekli bedeli de ödemişlerdir. Özellikle de darbenin arkasından
birbirini takip eden tutuklamalar ve bu tutuklananların 45 gün savcılığa bile
çıkartılmadan bir yerlerde tutulduğu, işkenceye maruz kaldıkları biliniyor. İşkenceden
hayatını kaybedenlerin sayısı tam olarak belli olmamakla birlikte 200 e
yakındır. Medya tam bir baskı altındadır ve darbecilerin istemediği hiçbir
haberi yazmanız mümkün değildir. Hatta ajanslardan geçen haberler bile
darbecilerin hoşuna gitmemiş ise gazete merkezleri aranarak söz konusu haberin
basılmaması gerektiği ihtarında bulunulduğu bir dönemden geçilmiştir. Bir
emirle gazetelerin kapatıldığı bir dönem yaşanmıştır.
Binlerce insanın bir takım asılsız ihbarlarla
tutuklandığını da unutmak gerekiyor. Partiler kapatılmakla kalınmamış, güya
normale dönülme kararı alınıp seçim hazırlıklarının başladığı günlerde bile
kurulan partilerin kurucularının arasında kimlerin bulunabileceği, hatta
seçimlere hangi partilerin gireceğini de darbeciler belirlemiştir. O günlerin
bir daha yaşanmaması hepimizin arzusu olmalıdır. Bunun için de o günlere tekrar
dönülmemesi için bir takım keyfi ve siyasi hırslarla haksızlığın ve
hukuksuzluğun önünü açacak uygulamalardan ülkeyi yönetenlerin uzak durması
gerekir.
Bir yandan bir basın mensubu olarak öbür yandan darbeden
iki yıl önce kapatılmış, hakkında darbeye kadar sıkıyönetim mahkemelerinde dava
bile açılmamış bir derneğin yönetiminde bulunmuş olmaktan 10 yıl yargılanmış
bir kişi olarak geleceğe bakmak, benzer olayların tekrarlanmaması için
farklılıklara tahammül etmeyi içimize sindirmeliyiz. Çünkü bir toplumu
oluşturan tüm kesimlerin her olayda aynı şeyleri düşünmesini istemek ve
beklemek aklın kârı değildir. Bunun da ötesinde Evren in ölümünün ardından
insanların birbirlerini suçlamalarının hiçbir anlamı yoktur. Ayrıca, kendileri
cenaze törenine katılmadıkları/katılamadıkları halde, katılmayanları suçlamak
iyi niyetle izah edilemez. O zaman insana, Kardeşim, Evren in cenaze
merasimine katılmamak haksızlık ise sen niye katılmadın diye sorulur. Bunun da
ötesinde geçmişin acılarını hâlâ yüreğinde duyan insanlara haksızlık edilmiş
olur.