Bismillâhirahmanirrahîm;

CAN ve mal zayiatı yüksek bir deprem yaşadık. Şehirler yıkıldı; hayalete döndü. Allah’ın takdiri olarak çok çetin bir imtihanla karşılaştık. Depremde iki şey çok konuşuldu. Biri, deprem yaşandıktan sonra arama kurtarma çalışmalarına geç müdahale edilmesi; ikincisi, binaların çoğunun depreme dayanıklı olarak yapılmayışı!.. Allah korusun, muhtemel depremler için ön hazırlıklar yapılması ve ihmalkârlıkların giderilmesi konusuna yoğunlaşılması gerekiyor.

Arama kurtarma çalışmalarına Hatay’da 72; diğer illerde ise 48 saat sonra başlanması çok konuşuldu. Cumhurbaşkanı; İçişleri ve Millî Savunma bakanları arasında depreme müdahale konusunda ihtilâf olduğu haberleri yayıldı. Kamuoyu depremle ilgili ilk açıklamayı hükümet partisinden duydu. Koordinasyon konusunda depremin yaşandığı illerin valileri; askerin durumuyla ilgili Millî Savunma Bakanı’ndan açıklamalar bekledik.

Depremde arama kurtarma çalışmalarını koordine etmekle görevli kurumumuz İçişleri Bakanlığı’na bağlı AFAD’dı. Afet Yönetmeliği, ilk andan itibaren görevlilerin harekete geçmesi hükmünü getiriyordu. Göreve gecikmeli başlanmasının nice insanın ölümüne sebep olacağı açıktır. Kamuoyuna yansıyan bilgilerden başka bilmediğimiz şeyler varsa paylaşılması gerekir.

Türkiye, deprem bölgesi bir ülke olarak tanınıyor. Dün olduğu gibi; bugün de, yarın da deprem olabilir. Her an hazırlıklı olma zorunluluğumuz var. Bunun için de geçirdiğimiz deprem ve tecrübelerden ciddi dersler almalıyız. İçinde can kaybı olan bir konu kesinlikle ihmale gelmez.

İLK YARDIM ÖNEMLİ

HALKIN can derdine düştüğü bir zamanda her şey bir tarafa bırakılır; çıkar hesabı yapılmaz. Millî Gazete yazarı Necati Tuncer, depremin ilk gününde sorumluluk sahibi bazı kişilerin ses kayıtları üzerinden analizler yaptı. Buna göre, AKP Sözcüsü Ömer Çelik, 6 Şubat günü saat 23.11’de şu açıklamayı yapmıştı:

“Hem AKP Genel Merkezi, hem MHP Genel Merkezi, milletvekillerimizi; MKYK üyelerimizi bölgelere gönderdik. Cumhur İttifakı’nın teşkilâtları sahadadır.” (Millî Gazete, 25.3.2023)

Deprem bölgesinde olduğu anlatılan söz konusu yöneticiler, enkazdan insanları kurtaracak kişiler değil ki! Biz, hükümet partisinden, AFAD görevinin başındadır; valilerimiz gerekli çalışmaları yapmaktadır; askerimiz bir can fazla kurtarabilmek için seferber olmuştur, benzeri sözler duymak istiyorduk. AFAD, daha ilk andan itibaren koordinasyonu sağlamaya girişmeli, başka illerden ve yurt dışından gelen gönüllülerle çalışmaya başlamalıydı.

Koordinasyonu sağlamakla görevli AFAD, ilk 48 saat bölgede olmadığı için ilk gün yurt içi ve yurt dışından gelen gönüllülerin geri döndüklerini öğrendik. AKP Grup Başkan Vekili İsmet Yılmaz başkanlığında bir rapor hazırlayan iktidar milletvekilleri de “koordinasyon eksikliği”ne vurgu yaptılar.

Eksikliklerimizi bilirsek muhtemel depremlere karşı hazırlıklı oluruz. Meselâ AFAD her ilde, her an teyakkuz halinde hazır olmalıdır. Deprem uzmanları, “Deprem kapıda”; “Âcil eylem planı gerekli” gibi açıklamalar yapıyorlar. Devlet vatandaşına karşı şefkat elini uzatmalı; can güvenliğini her şeyden önde tutmalıdır.

UZMANLARI DİNLEYİN

YER bilimciler sık sık yetkililerin, uzmanların görüşlerini dinlemediklerinden yakınıyorlar. Yerbilimci Naci Görür, tedbirsizliğe vurgu yaparak, bekleyen tehlikenin boyutlarını açıkladı: “Böyle giderse yine 1 dakikada milyonlarca insanımızı gömeceğiz. Deprem hiç de gafil avlamadı. Yazdık, söyledik, halka duyurduk. Raporlar hazırlayıp valiliklere, belediyelere gönderdik.” (10.4.2023)

“Deprem her şeyden önemli” diyen Sayın Görür, “Millet olarak ne havalimanı, ne köprü, ne yol istiyoruz; istediğimiz can güvenliği” diyerek yöneticileri şöyle uyardı: “Depreme dirençli olmayan binayı ya yıkacaksın ya da güçlendireceksin. Halkla ve yerel yöneticilerle bu işi yapacaksınız!”

Bir de kimsenin kabullenemediği, deprem günlerinde Kızılay’ın çadır satma konusu var. Siyasiler, bazı vicdanlı hükümet temsilcileri de rahatsız. Gazeteci Fatih Altaylı, Kızılay Başkanı için, “Seni kafaya taktım” derken; komedyen Şahan Gökbakar da, “Kalk o koltuktan! Kızılay’ın güvenilirliğini yerle bir ettin! Seni unuttum zannetme!” diyerek Kerem Kınık’ı istifaya çağırdı.

Hükümet, olası deprem için tedbirlerini açıklayarak halkı rahatlatmalı; zor zamanların ümidi Kızılay’ı daha fazla yıpratmamalıdır. İngiltere’nin kadın başbakanı Liz Truss, 45 günlük icraatının sonucu, sterlinin değer kaybettiğini, tahvil piyasasının çöktüğünü görünce, ülkesine zarar vermemek için istifa etmişti.

Depremde ihmali olanlar bu kadar konuşulduğu halde, Hükümet’in bir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi düşündürücü değil mi? TBMM, konuyu araştırarak “rapor”laştırmalıdır. Can pazarının yaşandığı bir konuda ihmalkâr davranmak cinayet işlemekten farksızdır.