Eskiden zam Ocak ayında açıklanırdı; gıda başta olmak üzere market ürünlerine zam yapmak için tetikte bekleyen fakir market sahipleri, zam açıklanır açıklanmaz her şeye asgari ücretin iki katı zam yaparlardı. Fakir market sahipleri zam yapma konusunda yalnız değil tabi; meyve sebze satanlar, giyim ve ayakkabı satıcıları, lokantacılar, beyaz eşyacılar vb. aklınıza ne gelirse her şeye anında iki katı zam yaparlardı. Ülkede fabrika, market, şirket, holding sahibi fakirleri doyurmak mümkün değil! Banknot matbaasını bunlara bağlayalım milletçe geri çekilelim! Hükümet son yıllarda bunları doyurmak için asgari ücret zammını Aralık ayında açıklamaya başladı. Neden Aralık çünkü adamlar Ocak’ta açıklanınca zam yapmayı yetiştiremiyorlar, milleti söğüşleme işini tam yapamıyorlar diye Aralık’ta açıklanıyor ki Ocak’ta asgari ücrete yapılan zammın yüz katı market ürünlerine zam yapsınlar, bu zamları yapmaya vakitleri olsun diye. Marketler Ocak ayını beklemedi; zam açıklandığı gün binlerce market ürününe anında zam yapıldı. Çalışan kesimin maaşı olan asgari ücret Aralık’ta açıklandı, daha ortada zam yok, zam Ocak’ta uygulanacak ama marketler anında Aralık ayında zam yaptı her şeye. Hükümet böyle yapsınlar diye Aralık’ta zammı açıklamaya başladı, artık ne kadar sıkıştırdılarsa o fakir market, fabrika, şirket sahipleri hükümeti.

Hükümet asgari ücrete yüzde 55 zam yaptı; dolayısıyla her iş yeri çalışanına en az yüzde 55 zam yapmalıdır. Nitelikli işlerde çalışanların maaşı bu zamla asgari ücretin altında kaldı. Söz konusu işlerde çalışanların maaşı eriye eriye niteliksiz işlerden farkı kalmadı. O zaman nitelik nerede kaldı maaş nerede kaldı! Nitelikli işlerde çalışanlara en az yüzde yüz zam yapılmalı. Ki bu bile kurtarmaz normalde. İğneden ipliğe bilumum insan ihtiyaçlarına yüzde 500 zam gelecek Ocak ayında. Asgari ücrete yüzde 55 zam yaptık diye sevindirme operasyonlarına kimse sevinmiyor, kimse bu ‘büyüklüğe’ inanmıyor. Çünkü her şeye yüzde 500 zam gelecek Ocak’ta. Nerede kaldı senin yüzde 55! Türk lirasının Türk lirası olmaktan çıkarılıp kâğıt parçası haline getirilmesinin açıklamasıdır yüzde 55 zam. Ne yapsın millet!

Milletin cebinde rakam artıyor ama rakamın değeri düşüyor. Her gün düşüyor. Geçen yılın yüz lira değerindeki yüz lirasının değeri şu an on lira. İkiyüz lira geçen yıl diyelim bir market poşeti dolduruyordu şimdi marketten bırakın poşetin dolmasını iki tane bir şey al ikiyüz liradan fazla tutuyor. Geçen yılın bin lirasının değeri şu an yüz lira değerinde. Bin lira deyince rakamın yanında üç tane sıfır var ya o nedenle büyük gibi görünüyor ama markette yüz lira değerinde olduğunu anlıyor insanlar. Sadece markette değil doğalgaz, elektrik, su faturalarında bin liranın hiçbir değeri olmadığı görülüyor. İnsanlar evi tam ısıtmadan binbeşyüz lira doğalgaz faturası geliyor. Tam ısıtsalar beş binden aşağı gelmez. Asgari ücret sekiz beş yüzmüş sadece faturalara beş bin ödedikten sonra ne kalacak geriye. Üçbinbeşyüz lirayı suya verip ay boyunca yemek yerine su mu içsin vatandaş! Eskiden bu örneklere simit denirdi simide güç yetmiyor artık. Şu an altı yedi lira olan simit, Ocak’tan sonra on onbeş lirayı bulur. Asgari ücretle çalışan simit bile alamaz. İki asgari ücret değerinde maaş alırsa belki simit alabilir insanlar. İnsanların temel ihtiyacı ekmek şimdi beş lira, Ocak’ta onbeş lira olacağı kesin. Asgari ücret 8500’müş! Ev kirası on bin lira olan üstünü nereden bulacak!

Seksenli yıllarda bin vardı, sonra doksanlı yıllarda milyon oldu, ikibinli yıllarda altı sıfır silinerek tekrar bin oldu bir rahatlama geldi sonra şimdi bu yılın başından beri bu gidişle yakında milyon olacak örneğin ekmek onbeş lira değil de onbeş milyon denilecek. Türk lirasının bu alım gücü kaybı bu değer kaybı Türk parasını metal ve kâğıt parçası haline getirmedir. Olan millete oluyor. Çok zam yapmakla ekonominin düzeleceğine inanmak boş inançtır. Ekonomi tüm fiyatlar aşağı çekilirse, güvenlik güçleriyle değil yasa yapıp yapılan yasayı uygulamayla, düzelir. Türk parasının değerini artırmakla ekonomi düzelir.

Cepte artan metal ve kâğıtlarla ekonomi düzelmez!