Bismillâhirrahmânirrahîm;
TÜRKİYE, samimiyetiyle İslâm’ı kitlelere sevdirmeyi başaran, gönül ehli bir hocasını kaybetti. O, İslâm’ın vakarını taşımaya çalışır, Efendimizin (s.a.v.) davetini anlatırken huzurundaymış gibi davranır, sahabenin İslâm’ı yaşama derinliği karşısında gözleri yaşarırdı. Mütevâzî insandı. Çocuklarda geleceğimizi görür; onlara “ağabey” dediği bile olurdu.
Tokat’ın Zile ilçesinde dünyaya geldi. İmam Hatip Lisesi’ni ilçesinde, İlâhiyat Fakültesi’ni Sakarya’da okudu. Uzun süre ilçesinde imam hatiplik yaptı. Görevi İstanbul’a nakledildi. Gönül insanı oluşu, her sınıf insanla kolayca iletişime geçebilmesi, mütevaziliği ile dikkat çekti. Gönül sohbetleri başlattı. Pek çok ilimizden ve yurt dışından konferans davetleri aldı. Davetçi bir üslûpla Allah ve Resul sevgisini her yere taşımaya çalıştı.
Radyo ve TV’lerin “aranan hocası” haline geldi. Ramazan ayında iftar ve sahurlarda TV’lerden halka hitap etti. Anlattığı olayları yaşarcasına, duygu yüklü sohbetleri gönüllere dokundu. Mukaddes beldelerdeki coşkusu bambaşkaydı. Onunla hac ve umre ziyareti yapanlar İslâm tarihinin yaşandığı manevi iklime girerlerdi.
Son 6 ayda İHH’nın davetlisi olarak 2 kere Denizli’ye geldi. 30 Kasım 2019’da Denizli merkezde; Şubat ayında Çivril ilçesinde sohbet etti. Diğer ilçelere de gitme sözü verdi. Denizli’ye özel ilgisi vardı. Askerliğini Denizli’de yapmıştı. Yeğeni burada ikamet ediyordu. İHH Denizli Şube Başkanı Hasan Ali Solak anlattı: “Sohbeti sırasında sessizlik hâkim olurdu. Samimiyetiyle dinleyenleri sohbetine kilitlerdi. Çivril sohbetinde Sarıkamış olayını öylesine güzel anlatmıştı ki!”
GÜZEL İNSANDI
MİLLÎ Gazete’nin en kıdemlisi ve “üstad” olarak tanınan Abdülkadir Türker anlattı: “Vefakârdı. Gazetedeki çalışanlar arasında dostları vardı. O yüzden sık gelirdi. Güzel insandı. Gönül ehliydi.”
Anadolu Gençlik Derneği Tokat Şube Başkanı Bekir Durupınar’la mülâkatımda ilk sözü, “Aşk dolu bir insandı” oldu: “Sahabenin hayatını anlatırken gözü dolardı. Kendisiyle belki 10 kere umre ziyareti yaptık. Baş başa kaldığımızda, “Bu nasıl gidişat; nasıl hesap vereceğiz” diye hayıflanırdı. Çocuklarını AGD’de yetiştirmeye özen gösterdi. İstanbul Sözleşmesi’nin oluşturduğu tahribata üzülürdü. Erbakan Hoca’ya hayrandı.”
Son konuşmasında, korona salgınını değerlendirdi: “Salgının bir sonuç olduğunu görmemiz lâzım. Bizde namazsızlık, adam kayırma, merhametsizlik, zalime karşı susma, yalancılık, yuva yıkma salgınları var.”
Hoca, bu sözlerden sonra hüzünlendi; “Müslüman insanlar yuva yıkan kanunlar çıkarıyorlar. Kadını, erkeği mahvediyorlar. Tabi ki Allah buna razı olmaz” diyerek çözümü gösterdi: “Biz Müslümanlar tövbe edersek Allah bize merhamet eder. Azapla ilgili ayetlerin sonunda, ‘illellezine tâbû-şayet geri dönerlerse’ buyrulur. Salgın günahlardan dönmemize vesile olsun!”
Sözlerini dinleyen sunucu, tabii halini kaybetti. Çok etkilendiğinin işareti olarak gözleri yaşardı, yutkundu. “Hocam yaktınız yüreğimi yaa!” diyebildi.
Ömer hocanın sevenleri, “Dertlilerin dertleriyle ilgilenirdi. Bir şey istendiğinde verir, kendisinde yoksa yardımcı olurdu. Sünnet-i seniyyeye düşkündü. Hz. Hatice (r.a.) validemizin fedakârlık ve ihlâsını överdi” gibi cümlelerle anlattılar.
DAVETÇİ YETİŞTİRELİM
HOCAEFENDİ, davetçinin üslûbuyla ilgili ayetlere uymaya çalışırdı: “Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O hidayete erenleri de çok iyi bilendir.” (Nahl, 90)
Tatlı dilli, güler yüzlü, insan sevgisiyle dopdolu, birleştirici, başkasının günahına üzülen özellikteki Ömer hocanın vefatı, Necip Fazıl’ın sözünü hatırlattı: “İyi insanlar iyi atlara binip gittiler.” Müslümanların görevlerinin başında İslâm davetçisi yetiştirmek de var. İslâm, ilmini yaşayan davetçi Müslümanların gayretleriyle yayılır.
Elmalılı Muhammet Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili adlı tefsirinde Âl-i İmrân Suresi’nin 104. ayetini açıklarken, “Müslümanların hayra davet edecek, iyilikleri emredecek, kötülüklerden alıkoyacak önde giden bir topluluk oluşturmaları, imanlarından sonra ilk vazifeleridir. Eğer bunu yapmazlarsa, Müslüman olarak ölmeleri çok zor, belki imkânsız olur” ifadelerini kullanır.
Hayatımıza dijital dünya hâkim. Büyük ilgi duyulan bu alan boş bırakılmamalı. İslâm’ı hayatında, salon toplantılarında, TV’lerde, dijital âlemde doğru temsil edecek, açısı düzgün, istikamet sahibi davetçilere ihtiyaç var. Efendimiz (s.a.v.), “İyilikleri yayma, kötülüklerden alıkoyma görevini yapmayan bir topluma, toplu musibetlerin isabet edeceğini” haber verir.
Hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum. Allah onu aşkla anlattığı Efendimiz (s.av.) ve sahabesiyle buluştursun! Bazı eserleri: Peygamberimizin Dostları, Allah Resulü’nü Görenler, Mus’ab bin Umeyr (r.a.).