SURİYE’DE iç çatışmalar başladığında olay dünyaya zalim Esad’ın iş başından uzaklaştırılması harekâtı olarak duyuruldu. Hatta bu işin 1-2 ay içinde sonuçlanacağı havası estirildi. Bu havayı estirenlerin başında ABD ve onların verdiği bilgiye dayanarak Türkiye geliyordu. Ne var ki, zaman geçtikçe Esad’ın öyle kısa süre içinde iş başından uzaklaştırılmasının, hatta Esad’sız bir Suriye’nin söz konusu olmadığı, yapılan açıklamaların kandırmacadan öte gitmediği görüldü. Bu arada devreye DAEŞ diye bir örgüt çıktı/çıkartıldı. Esad tamamen unutturuldu, tüm dikkatler bu örgüt üzerinde toplandı. DEAŞ Esad’ın koltuğunu korumak ve PKK’nın saldırılarını hızlandırmasına zemin hazırlamak için ortaya çıkartılmış örgüt görüntüsü oluştu.
Dolayısıyla Irak’ı işgal ederek belirsizliğe iten, ardından Suriye’yi karıştıran Haçlı-Siyonist ittifakı Irak ve Suriye’de tüm gücünü DAEŞ’e karşı sergiliyor görüntüsü oluşturdu. Böyle bir görüntü deyişimin sebebi gerçekten ABD ve koalisyon ortakları tüm güçleri ile DAEŞ’e saldırdılar da sonuç alamamış iseler dünyanın DAEŞ’e teslim olmak üzere olduğu gibi bir görüntü ortaya çıkacaktır. Bu ise gerçekle örtüşür bir durum değildir. Zaman ilerleyince ABD ve koalisyon güçlerinin ortak harekâtına bir de Rusya eklendi. Rusya’da DAEŞ ile mücadele bahanesiyle Suriye’de yerini aldı. Gelinen noktada aslında gerek ABD ve koalisyon güçleri gerek Rusya sadece dünyayı aldatıyorlar. Gerçekte DAEŞ’e karşı ciddi bir mücadele ve yok etmeyi hedefleyen bir hareket sergilemiyorlar. Bunu artık herkesin gördüğünü sanıyorum.
ABD ve koalisyon ortakları ile Rusya DAEŞ ile mücadele etmiyor da ediyor gibi görünürken, terör örgütüne karşı sahada ciddi olarak mücadele eden hangi ülke var Bu sorunun cevabına şahsen tereddütsüz Türkiye diyorum. Çünkü hava saldırıları ile DAEŞ’in etkisiz hale getirilemeyeceğini yıllardır hava saldırılarını sürdüren ülkelerin sorumluları da ilan ettiler/ediyorlar. Özellikle uzmanlar kara harekâtı olmadan terör örgütünün yok edilemeyeceğini her fırsatta açıkladılar. Meseleye bu açıdan bakıldığında Musul civarında konuşlandırılan askeri birliğimizin DAEŞ’e karşı orada bulunduğu, yerli unsurların eğitiminde görev aldığı açıklandığına göre görünen o ki, terör örgütüne karşı karada mücadele veren Türkiye’den başka bir güç söz konusu değil. Böyle olunca da DAEŞ ile mücadelenin Türkiye’ye ihale edildiği, Irak’ı ve Suriye’yi karıştıran ittifak güçlerinin kenara çekildiklerini söylemek yanlış olmaz.
Tüm bu gelişmeler karşısında dost bildiğimiz ülkelerin bölgemiz söz konusu olduğunda dost olmadıkları, onların sadece kendi hedeflerine en az zararla ulaşabilmek için Türkiye’den yararlandıklarını söylemek mümkün. Kaldı ki, her fırsatta tekrarladığım gibi Irak ve Suriye’de belirsizlik devam ederken ve özellikle Suriye konusunda bir masa kurulduğunda Türkiye’nin burada etkili olmaması için PKK terör örgütünün meydanlara sürülmüş olması da işin başka bir yönünü oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “DAEŞ mücadelesi tiyatroya döndü” sözleri bu konuda ABD ve koalisyon güçleri ile Rusya’nın samimiyetten uzak bir tavır içinde olduklarını göstermeye yeterlidir. Bu tespitleri yaptıktan sonra bu karmaşanın içinden Türkiye’nin en az zararla nasıl çıkabileceği üzerinde kafa yormak gerekiyor. Çünkü Haçlı-Siyonist ittifakı bölgemize yönelik planlarının uygulanmasında ve hedefledikleri sonuca ulaşmada istediklerini elde etme noktasındalar. Buna karşılık en ağır bedeli Türkiye ödüyor.