Bismillâhirrahmânirrahîm!
İSLÂM âlemi siyasi birlik oluşturmak için daha hangi şartları bekliyor? Çocuk ve kadınlar katlediliyor; insanlar boğazlanıyor; bombalarla parçalanmış cesetler torbalara dolduruluyor. 2,3 milyon nüfuslu Gazze şehri mezarlık halini aldı. Sadece ölen masum çocuk sayısı 17 bin civarında! İnsanlar güvenli bir mekândan mahrum! Bulanlar da cehennem benzeri bir hayatın içinde! Ey İslâm dünyası! İki milyarlık topluluk!.. Kardeşlerinizin bu perişanlığına daha ne kadar seyirci kalacaksınız?
Ey İslâm âleminin yöneticileri! Afganistan, Bosna, Kosova’da sustunuz! İran-Irak Savaşı’nda sustunuz! Irak, Suriye, Lübnan olayları yaşanırken sustunuz! Mübarek bir İslâm beldesi olan Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın da bulunduğu kutsal topraklar 76 yıldır işgal edilirken hâlâ susuyorsunuz! Neden? Üzerinize ölü toprağı mı serpildi? Davranıp harekete geçmek için daha neyi bekliyorsunuz?
Akif, geçmişte İslâm beldeleri çiğnenirken, Müslümanların ayağa kalkmaması karşısında şöyle uyarmıştı: “Dehşetli mâziyi getir yâdına; / Kimse yetişmez yarın imdâdına. / Merhametin yok diyelim nefsine, / Merhamet etmez misin evlâdına? // Ey koca Şark, ey ebedî meskenet! / Sen de kımıldamaya bir niyyet et. / Korkuyorum, Garb’ın elinden yarın, / Kalmayacak çekmediğin mel’anet!” Sanki Akif’in anlattığı manzaranın aynısını yaşıyoruz.
Ey İslâm dünyasının liderleri! Müslüman aydınlar! Akşama kadar kurtuluş reçetesi sunmakla meşgul olanlar! Kendilerini dünya lideri(!) olarak görenler!.. Söyleyin, şimdi hangi deliğe girdiniz?
HER ŞEY AÇIK! ÇÖZÜM BELLİ!
ORTADA gizli kapaklı bir şey yok. Her şey açık! Yapmamız gerekenler belli! İnancımız bize yol gösteriyor: “Hepiniz toptan Allah’ın kopmaz ipi İslâm’a sımsıkı sarılın! Parçalanıp dağılmayın!” (Âl-i İmran, 103) “Şüphesiz müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin! Allah’tan korkun ki, esirgenesiniz!” (Hucurât, 10) Çıkış yolu ve kurtuluş Müslümanların “birlik” olmasında! Başka çıkar yol yok. “Var” diyenler göstersin!
Önümüzde, çetin mücadeleler sonucu ortaya konan bir örnek var. Erbakan Hoca ömrünü İslâm Birliği’nin kurulmasına adadı. Toplam nüfusu 1 milyara ulaşan, nüfusu en yüksek 8 İslâm ülkesinin liderlerini bir araya getirdi. D-8’i kurdu. (15 Haziran 1997) Büyük heyecan ve yüksek performansla kurulan D-8, kurtuluş reçetesi olarak önümüzde duruyor. Hedefine ulaşması için siyasi güç gerekiyor. İslâm âlemi, bu gücü devreye sokmak için seferber olmalıdır.
Geçtiğimiz 18-21 Eylül tarihlerinde İran’da, “38. Uluslararası İslâm Birliği Konferansı” düzenlendi. Toplantıya Saadet Partisi, bir heyetle katıldı. Programda konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya, Erbakan Hoca’nın “Hakk’ın hâkimiyeti için çalışmamakla, bâtılın hâkimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur” sözünü naklederek çözüm gösterdi:
“Başlarını kuma gömenler, yakın bir zamanda kendileri de doğrudan hedef haline gelecekler. Müslüman kardeşler arasında çatışma olayları yaşanması çok vahimdir. Kriz masaları kurarak anlaşmazlıkları âcilen gidermeliyiz. Siyonizm’in tuzaklarını bozmalıyız.”
BİR OLALIM; KURTULALIM
MUSTAFA Kaya, İran’daki toplantıda, “Siyonistlere hizmet ettikten sonra Şiî olsanız ne olur; Sünnî olsanız ne olur?” sorusunu yönelterek iki milyarlık İslâm âleminin gücünü birleştirmesine vurgu yaptı. Sözü Filistin’deki soykırıma getirdi. Çözüm için Türkiye, “İran, Mısır ve Pakistan’ın bir araya gelmesi bile emperyalizmin bölgedeki oyununu bozacağını” açıkladı. Konferansta, “İslâm Birliği’nin kurulması elzemdir” sonucuna ulaşıldı.
Aynı günlerde, AGD ve IYFO da İstanbul’da, “Aksa Tufanı ve Ümmetin Geleceği” konulu bir konferans düzenledi. Programda konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Mahmut Arıkan, “Erbakan Hocamızın ‘Müslüman Ülkeler Birleşmiş Milletler Teşkilâtı’; ‘Müslüman Ülkeler Savunma İşbirliği Teşkilâtı’; ‘Müslüman Ülkeler Ortak Pazarı’ ve ‘D-8 vizyonu’ daha iyi anlaşılıyor” açıklamasını yaptı.
Sayın Arıkan, bir paylaşımında görevimizi özetledi: “D-8, 5’ten büyüktür. Türkiye âcilen D-8 Barış Gücü’nün oluşumuna öncülük etmelidir. Hemen! Şimdi!” (27 Eylül 2024)
D-8, tüm İslâm âlemini etrafında toplayabilecek küresel bir eksendir. Bu güç bir araya gelirse dünyanın en etkili siyasi gücü ve küresel siyasetin belirleyicisi olacaktır. Bu iş için zaten geç kalındı. Hemen, şimdi start alması zaruret halini almıştır.
Bazı etkinliklere katılmak için Türkiye’ye gelen Malezya İslâm Partisi Genel Başkanı Abdülhâdi Awang, “Türkiye’de bir lider doğdu. Bu lider Necmettin Erbakan’dı” diyerek, “Erbakan’ın bizlere miras bıraktıklarına sahip çıkmamız gerekiyor” açıklamasını yaptı. (Millî Gazete, 24 Eylül 2024)