FETÖ’DEN sonra soru çalma rezaletinin sona erdiğini sanıyorduk. Türkiye, 31 Temmuz’dan bu yana KPSS sorularının çalınması skandalını konuşuyor. Topluma yön vermekle görevli eğitimle ilgili bir alanda bu olayın yaşanması hem daha üzücü; hem de, toplumsal çürümenin ulaştığı noktanın bir göstergesidir.
KPSS sorularının 3 bin kişiye verildiği, bazı soruların, bir yayınevinin deneme soruları ile aynı olduğu konusunda iddialar var. Şifreli sorular olduğu, cevapların soruların içinde gizlendiği, tıpatıp aynı soruların bulunduğu iddiaları da.

Kamuoyu tepkisi sonucu KPSS iptal edildi. ÖSYM’nin kozmik odası ve çalışanlarının para akışlarının incelemeye alındığı basına yansıdı. Öyle vahim iddialar var ki, bu konuda açıklama yapılmalı, kamuoyu rahatlatılmalıdır. Toplumu çürütmeye yönelik öyle ürpertici olaylar yaşıyoruz ki!.. Mülakatlarda torpil olduğu, eş, dost ve partililerin gözetildiği iddiaları günlük konuşmalar arasında. KPSS skandalı konusunda en çarpıcı tepkiyi Fatih Altaylı gösterdi: “KPSS’nin bir halta yaradığını mı düşünüyordunuz! Mülakat diye bir şey uydurmuşlar. AKP’li değilsen cart diye eleniyorsun!” (Habertürk, 04.08.2022)

Doğrusu; hak ve hukuk gaspının bu noktaya ulaşabileceğini düşünmezdim. Büyükleri tarafından, “Evladım, yalan deme, haram yeme” benzeri öğütlerle yetişen, kul hakkı titizliği olan bir toplum içinde büyümüştük! Değerlerimiz, bugünkü noktaya gelecek şekilde nasıl da aşındırılmıştı? Özellikle ahlâk ve adalet alanında geldiğimiz acıklı noktayı fark ediyor musunuz?

SKANDAL BELGELENDİ

KPSS’NİN iptal edilmesinden sonra Devlet Denetleme Kurulu (DDK) “ön rapor” hazırladı. Raporda, “Üç sorunun birebir aynı; 10 sorunun ise benzer olduğu” belirtildi. Hayret! Devlet kurumlarında hâlâ böyle bir zihniyetin bulunması oldukça düşündürücü değil mi? Kamuoyu, hâlâ FETÖ’nün izlerinin yok edilemediği konusunu düşünmeye başladı. 15 Temmuz’un siyasi ayağının araştırılmayışı ne anlama geliyor, dersiniz?
Son senelerde bir garabet yaşanıyor. Devlet kurumlarını elinde tutan iktidar, yanlış icraatları, beceriksizlikleri karşısında hep muhalefeti suçluyor. AKP Genel Başkanı, KPSS rezaleti karşısında aynısını yaptı. İcraat yetkisi muhalefete geçti de, biz mi bilmiyoruz yoksa? Bu garabeti AKP eski Milletvekili Turhan Çömez şöyle paylaştı: “Anlaşılan o ki, milyonları mağdur eden bu rezaletin olması değil; ortaya çıkması sorun!” (07.08.2022)

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, KPSS skandalının acı faturasını şöyle özetledi: “Yüz binlerce gencin umudu çalındı, hayalleri yıkıldı.”

Gün geçmiyor ki, bir israf, yolsuzluk, rüşvet, torpil, liyakatsizlik benzeri toplumu çürüten bir olayla karşılaşmayalım. Devlet ihaleleri aynı kişilere veriliyor, bazı bürokratların 5-10 maaş aldığı konuşuluyor, hatta bir organize suç örgütü lideri, bir partinin promosyon kahvelerinin paralarını kendisinin ödediğini açıkladı. İktidardan, “Böyle bir şey yok” anlamında bir ses duyamadık. Toplumsal çürümenin ülkeyi hangi noktaya götüreceğini düşünebiliyor musunuz? Buna seyirci mi kalacağız?

MANEVİYAT İHTİYACI

EĞİTİM ve öğretmen sorunları konusundaki çalışmaları ile tanınan ÖĞ-DER, KPSS skandalı ile ilgili olarak eğitimde ahlâk ve maneviyat eksikliği olduğunu vurguluyor. Genel Başkan Hamdi Sürücü açıkladı: “Yaşananlar ahlâk, maneviyat, dürüstlük, adalet gibi önemli kazanımların ihmal edildiğinin göstergesidir. Okul müfredatları inanç ve kültürümüze uygun hale getirilmelidir.” (07.08.2022)

Erbakan Hoca, 42 yıllık siyasi mücadelesinde, “Önce ahlâk ve maneviyat” prensibini hep önde tuttu. Maddi kalkınmayı, manevi temeller üzerine kurmaya çalıştı. Her insanın başına bir polis koyamazsınız. Fakat nesilleri inançlı yetiştirip helaller, haramlar konusunda titizlik göstermesini, kul hakkının büyük vebalini öğretebilirsiniz. Gençlerin kalbine Allah inancını koyar; ahirette hesap vereceği duygusunu yerleştirebilirsiniz!

Erbakan Hoca, “Helal dört, haram beşten büyüktür” derdi. Milli Görüş’ün birinci maddesini “maneviyatçı olmak” olarak anlatır; bunu, insanın her yaptığı işin ahirette hesabını vereceği anlayışıyla yapması, şeklinde açıklardı. Türkiye’nin problemlerinin çözümüyle ilgili olarak Erbakan Hoca’nın öngördüğü hedeflerin önemi bugün daha iyi anlaşılıyor.

Toplumsal çürüme sürerken yaşanan KPSS skandalı, bardağı taşıran son damla oldu. Türkiye bu yöntemle yoluna devam edemez. Bu böyle gitmez. Türkiye’nin yetişmiş, donanımlı büyük bir insan potansiyeli var. Vahim gidişat karşısında, hükümeti ve toplumu uyaracak akil insanlar uyarı görevlerini ihmal etmemelidir. Sorumluluğunun şuurunda olanlar görevini yapmazsa, Allah korusun, hepimiz bu enkazın altında kalırız. İyilikleri yayma, kötülükleri savma görevi hepimizin!