Afrika ülkelerine Kurban yardımı için gidenlerden dinlediğime göre oralarda hiçbir Türk e rastlamak mümkün değilmiş.
Birçok ülkede Büyükelçimiz yokmuş. Bir tane Büyükelçi birkaç tane ülkenin elçilik görevini de üslenirmiş.
Müslüman köy ve mahalleler, Hıristiyan köy ve mahallelerle karşı karşıya, yolun bir tarafında biri, öbür tarafında öbürü yaşarmış.
Hıristiyanların çoğunlukta olduğu bu ülkelerde Hıristiyan mahalle veya köyleri tertemiz, kiliseler pırıl pırılmış. Müslüman köy veya mahalleleri pis ve camileri harapmış.
Bu durumda insanlar Hıristiyanlığı seçer" diye aklınızdan bir şey geçerse yanıldınız.
Evet Hıristiyan köyler pırıl pırıl. Amaaaa, işte bu ama çok önemli. Benim de aklıma gelmeyen işler oluyormuş oralarda.
Yolun bir tarafındaki Hıristiyan köye elektrik verilirken Müslüman köye verilmiyormuş. Hıristiyan mahallesine bağlanan su şebekesi, Müslüman mahallesine bağlanmıyormuş.
O ülkenin yerli halkından putperest veya Hıristiyan olan insanlar, bu durumu yıllardır görüp durduklarından din değiştirip Müslüman olurlarmış.
Her geçen gün Müslüman sayısı, nüfusla orantılı olarak değil, bir de Hıristiyan ve putperestlerden Müslüman olanlarla daha fazla artarmış.
Tenekeden evlerin karşısında modern görünüşlü kilisenin önünde duran kolalı gömlek, cilalı ayakkabısıyla Hollandalı veya Belçikalı papazın dış görünüşü geçici olarak insanları çekse de uzun zaman içinde papazın ayırımcılığı insanların gözünden kaçmazmış.
Hıristiyanken topluca Müslüman olan bir köyde papaz o köylülerden son zamanlarda yapılan Hıristiyan yardımlarını geri istemesi, üzerlerindeki soykalardan verdikleri birkaç dolara kadar almaya kalkması diğer Hıristiyan köylerdekilerin de dikkatinden kaçmazmış.
Yardım için gidenlerden biri, birkaç ülkenin Büyükelçiliğini yapan Türk Büyükelçisine sorar "Niçin buralarda Türkler yok "
Elçi çok anlamlı bir cevap verir: "Geleneğimizde sömürgecilik yoktur. Buralara sizler geldiniz. Sizler de vermek, dağıtmak için geldiniz."
Çarşıda beyaz renkli insanları durdurup soruverseniz, kendi ülkesinde Çevreci olan bu adam, bu ülkenin bütün ormanlarını cascavlak yapmakla meşgul olduğunu görürsünüz.
Öbürü, Avrupa da, Amerika da yüz binlerce dolara satılan değerli taşları buralardan sentlerle çalıp gitmekle meşgul.
Papaz elbisesine sarılmış demokrasi bombalarıyla öldürülen Iraklıların petrolünü paylaşmada sırtlan payı Amerika ya, çakal payı da İngiltere ye düşmüş.
Dünkü gazetelerden öğrendiğimize göre Vatikan da İsa (s.a.v) nın yeryüzündeki temsilcisi kabul edilen ve yanılmazlığına inanılan Papa 16. Benediktus, Varşova Başpiskoposluğuna Stanislaw Wirelgus u atar ama göreve başlamadan istifa eder.
İstifa sebebi olarak Stanislaw Wirelgus un daha önceleri Rus istihbaratı olan KGB ye çalışmış olması gösterilmiş.
Papa 16. Benediktus, bunun ajanlığını biliyor da öyle atamışsa hata ettiğinin delilidir, eğer bilememişse yine eksikliğinin delilidir.
Ben yine de dua ediyorum ve diyorum: "Bari şu Avrupa Birliğinin kültürel temellerinin aslı esası olan Atina da kurulan çocuk çiftliklerini kuran, doğan çocukları para karşılığı Avrupa Birliği üyeleri devletlere pazarlayan, bir kısmı organ mafyasına satılan ve gün görmeden cesetleri çöp bidonlarına atılan çocukları ekip biçen mafyanın içinde de Papa nın eli olmasın.