Cumhurbaşkanının olağanüstü gayretine, üç çocuk ısrarına rağmen…

Nüfus gereğince artmıyor. Alarm veriyor. 

Beka sorunu baş gösterebilir! 

***

Oysa idealleri var bu ülkenin! Yeni bir Dünya kurmak gibi! Oysa nüfus yaşlanıyor!

N’aptı devlet? Bastı teşviki… 

“Her doğan çocuğa bir çeyrek altın!” Yaklaşık 200 TL!

***

Gelin görün ki ülkede hayvancılık da can çekişiyor. Buzağı ölüm oranları çok yüksek! 

İthalat artıyor. Elin tarımcısını, hayvancısını zengin ediyoruz!

Tarım Bakanlığı eliyle devlet oraya da bastı teşviki. 

“Her doğan buzağıya 700 Lira” 

Lakin buzağıyı da yetiştirecek, sanayide üretimde yapacak olan insan! İroni de böyle çıktı ortaya! 

KÜLLİYEDEN FETÖ’CÜ ÇIKAR MI!

Dikkatinizi çekti mi bilmem. Genelkurmay, Emniyet, Başbakanlık, İçişleri, Dışişleri…

MEB, Aile, Ekonomi, Adalet, Savunma Sanayi (Çok az), Çevre Bakanlığı… Her kurumdan yığınla “FETÖ’cü personel” tasfiye edildi.

***

Peki ya Külliye’den bir tasfiye duydunuz mu? Yaver hariç tabi! 

Sizce nedeni ne ola ki!

Rivayet o ki, “Külliye’den FETÖ’cü çıkmayacak!” demiş Reis!

Bunun üzerine; geçişle, görevlendirme ile gelen bazı şüpheliler asli kurumuna gönderilmiş!

Tasfiyeler oralarda yapılmış!

TÜRKİYE’NİN PENSİLVANYA’SI!

Bembeyaz karlı iklimi… Yazın yemyeşil ormanları… Temiz havasıyla ünlüdür Pensilvanya! Amerika’nın New York-Washington-Şikago üçgeninin ortasındadır!  Gülen ve ekibi, buradaki çiftlikten kotardı bunca alengirli işi.. Peki ya Türkiye’nin Pensilvanya’sı neresi olabilir? Biz söyleyelim. Bolu!

İstanbul-Ankara-Bursa üçgeninde merkezi bir konumda. Tertemiz ormanlarıyla meşhur!

FETÖ, burayı pilot bölge olarak seçmiş. Hatta Pensilvanya’daki gibi bir çiftlik bile bakılmış. içinde komplekslerin olduğu uygun bir arazi bile bakılmış 15 Temmuz öncesi. 

Gülen’in el yazması şifreli hat tabloları, da bu ilde dağıtılmıştı. Örgütün liberalleri devşirdiği ünlü Abant Platformu’da buradaydı.

Bence Bolu-Sakarya İstanbul üçgeninden daha çok gizemli haberler alacağız!

PROJE KİMLERİN KARNINI AĞRITTI?

PROJE Okul tartışması ısıtılıp duruyor. Özellikle Cumhuriyet Gazetesi ve diğer sol fraksiyon gazeteler… Havuz’a dahilmiş gibi yapan merkez medya ise “Irın kırın” Peki nedir bu Proje tartışmasının aslı, astarı?

***

Cumhuriyet aslında “Çağdaş, elitist” bir projeydi. Köy enstitüleri bunun için kuruldu. İyi eğitim almış Kemalist bir kadro yetiştirildi. 

Onlar “Modern” oldu. Anadolulu taşralı, garip, gureba “Eğitimsiz, geri kaldı!”

Onlar efendi oldu, ötekiler köle!

***

Gün oldu, devran döndü! Bu döngüye, “Hile rejimi ve köle düzeni” diyen Erbakan diye bir adam çıktı!

“Anadolulu da okuyacak, iyi eğitim alacak, sanayisini kuracak, otomobil dahil her şeyi  üretecek!” dedi. Kıyamet koptu! Devrim de başladı bir kere!

Cumhuriyet projesi Milli Görüşçüler eliyle İnsanlığın Kurtuluşu için dönüşüme tabi tutuldu.

Çekirdeğini ise İmam Hatipler oluşturdu. Köy Enstitülerine karşı, Anadolu’ya, değerlerine, devlete, millete sahip çıkan imam hatip nesli yetişti! “İrtica da böylece elden gitmeye” başladı! 

***

Elitistler mi? Pastanın ellerinden gittiğini görünce kudurdular. Hazmedemediler!

“İhanet Projeleri” diyorlar! MEB’e saldırıyorlar şimdi!

Lisan bilen, teknolojiye hakim, seçkin, proje okullar illa Onların Gettosu olacakmış! İnançlı insanlar iyi eğitim alamazmış! Hazmedemedikleri budur! 

***

Hele şu toz-duman, helal-haram, at izi it izi dönem bir geçsin!

Milletin özü, tarihi, kendisi olan nesil gelecek ve ülkeyi olması gereken yere götürecektir! Bir römorkor gibi!

Korku bundandır! Lakin ecele de faydası yoktur!

İHANET PİRAMİDİYLE MÜCADELE!

Piramidi gördünüz. Sizce Sayın Cumhurbaşkanı’nın “İbadet-Ticaret-İhanet!” dediği FETÖ ile mücadele nasıl olmalı? 

Bürokrasi-siyasetle bileşik kaplar gibi orta alanda çözüm ne!

***

Şu teklife ne dersiniz?

En büyük mücadele ve ceza TAVANDAKİ İHANETE (Darbe yapanlar dahil)

Sonra; FETÖ sayesinde konum, makam, unvan, imkan elde etmiş ORTADAKİ BÜROKRAT-TÜCCAR kesime!

Korkutma, vazgeçirme ise TABANDAKİ, burayı cahilce matah bir şey sanmış İBADET kesimiyle olmalı değil mi?

Böyle yapılırsa ne mağdur olur, ne de edebiyatı! Ceza ve Hak tam yerini bulmaz mı?

BİR GÜN HERKES MİLLİ GÖRÜŞÇÜ OLACAK!

“Sırasını bekliyorlar. Bir gün herkes Milli Görüşçü olacak.” diyordu Erbakan Hoca. Sizi bilmem, ama bugünlerde bana kim denk gelse; Hemen hepsi “Milli Görüşçü!”

***

Bürokraside, çarşıda, pazarda, sanalda, sokakta, Meclis’te… Profesörü, öğrencisi, milletvekili, bakanı… Hele 15 Temmuz’dan sonra. Hemen herkes “Eski MGV’li!” Herkes Milli Görüşçü!”. Ne kadar güzel. Ne kadar sevinsek az! Lakin Erbakan Hoca, bunu mu kastetmişti? İşte ondan emin değilim!

SUFİLİK GİTTİ, MAÇOLUK KALDI!

Kanadı kırık kuşları tedavi için, Vakıflar kuran bir milletin torunları…

“Otobüste, metroda 70’lik nineye, dedeye nasıl yer vermez? Bunca banallik, saygısızlık neden? Kadınlarını, kız kardeşlerini canice nasıl katledenler bu ülkenin insanı mı? Bu korkunç toplumsal değişim nasıl oldu?” diye sorar dururdum kendi kendime!

***

Bugünlerde elime Yazar Mahmud Erol Kılıç’ın “ANADOLU’NUN RUHU” kitabı geçti. Öyle bir saptama yapmış ki… Yıllardır yüreğimi, zihnimi kemiren meseleye, röntgen çekmiş adeta!

***

Sosyolog Ernest Gelner,  Türk Sosyoloğu Şerif Mardin’e diyor ki; “Türk erkeğinin Cumhuriyet öncesi iki özelliği vardı. Biri Maçoluk. Diğeri; Sufi eğitim neticesinde kazanmış olduğu zengin bir derviş kalbi.  Tıpkı bir şovalye gibi…

***

Modern dönemle beraber, o sufi eğitim kesilince ortada Türk erkeğinin sadece maçoluk özellikleri kaldı.” 

Ne acı değil mi! 

VEKİL PROFİLİ

Bir meslektaş anlattı. Mescitte ikindi vaktini eda ederken önünden, “Tepelere çok yakın bir vekil” geçmiş. Çıkışta, vekile yetişip nazikçe uyarmış. “Bitirmeme 1 dakika kalmıştı. Önümden geçtiniz!”  Vekilin cevabı, “Bekri Mustafa Ayasofya’ya imam olmuş” dedirtecek cinsten olmuş: “İstersen, geri geçeyim!”  Meslektaş ise sadece Efendimiz’in (SAV), “… 100 yıl bekleseydiniz, daha hayırlıydı” hadisini söylemiş! “Böylelerini listeye koyanda kabahat” diye de ekledi!