Millet olmanın ana unsurlarından birisi tarihtir. Bir ulus veya devlet tarih üzerine inşa edilir. Bir inancın, dinin ve ideolojinin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri kahramanlardır ki onlara tarih yaptırılır/onlar tarih yapar ve onları yani suje ne ise onu geleceğe taşır. Aslında tarih geleceği sırtında taşır.
Yeniyi inşa etmek için eskiyi imha etmek yok etmek; Batı’nın geleneğidir. Mit üretmek ve onun üzerine felsefi kuramlar geliştirmek; Batı’nın kökleridir. Kendilerini pozitivist olarak pazarlasalar da elle tutulmayan gözle görülmeyen algılar üzerine medeniyet kurmuşlardır. Bu konuda Yunan tanrıları/felsefesi örnek gösterilebilir…
Müslümanlar eskiyi/tarihi yok etmez yok saymaz. Hatta ondan örnekler sunarak kötülüğün tekerrür etmemesi ve iyinin daha iyi olmasının zihinsel altyapısını hazırlar. Kur’an ve İslam tarihi bu örneklerle doludur.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın Küba devriminin öncülerinden ve simgesi Ernesto Che Guevara’nın hakkında, “Che denen eşkıya benim gencimin yakasında, göğsünde olamaz” sözleri bir takım çevreleri rahatsız etti. Bu sözlerin doğru ya da yanlış oluşunu tartışmaya gerek yok; “eşkıya mı değil mi”
Ernesto Che Guevara Küba devrimine giden yolda ciddi roller üstlendiği bir gerçek. Devrim sonrası da birçok önemli görevlerde bulunur. “La Cabaña hapishanesinin komutanlığına atanması ve 2 Ocak 1959’dan 12 Haziran 1959’a kadar altı ay boyunca üstlendiği bu görevdeyken Batista rejiminin memurlarının, BRAC gizli servis mensuplarının, savaş suçlusu olduğu iddia edilenlerin ve siyasî muhaliflerin yargılanması ve infazından sorumlu olur. TIME dergisine göre, yönettiği yargılamaların “adil” olmadığı iddia edilmekteydi. Daha sonra Ulusal Toprak Reformu Enstitüsü’nde önemli bir göreve gelir ve Küba Merkez Bankası’nın başkanı olur.” Küba devrim ihracı için çalışmalarda bulunur.
Che’yi çok önceleri okumuştum diğerlerini okuduğum gibi. Yaşam tarzı ve hayatı sıradan insanlara benzemiyor. Yığınlarca insanın elde etmek istediği birçok dünyevi değerleri elinin tersiyle iten birisi. Doğrudur o bir Marksist/ateist. Yargısız infazlarda bulunan bir katil de olabilir. Bilinmeyen yönleri ve hayatı abartılmış da olabilir. Ama o aynı zamanda yoksullardan yana tavır koyan ve emperyalizme savaş açan bir adam. Benim için örnek ve lider olamaz. Çünkü mükemmel örnek vahiyden beslenendir. Bu çerçevede benim örneklerimi Kur’an, Sünnet ve tarihim sunar. Ancak Che’yi yok saymakta mümkün değil.
Afrika seyahatlerimde yalnızca Che’nin değil birçok ünlü batılı futbolcuların resmini göğüslerinde taşıyan gençler gördüm. İlahiyat ve sosyologların çalışmalarına ihtiyaç var; toprak bağı, kan bağı ve inanç bağı; üstelik çağdaşları olmayan birinin; göğüslerde taşınması. Bir başka ifadeyle nasıl olurda Müslüman bir genç Che’yi kendine rol model edinir. Evet, burada bir yanlışlık var. Ancak bu yanlışlığı gidermek “katil ve eşkıya” çıkışıyla olmaz.
Rol model olmasını istemediğimiz insanların yerine her yönüyle öne çıkmış; ahlak ve adaleti kuşanmış; emperyalizmin her türlüsüne başkaldırmış; yoksullardan ve mazlumlardan yana tavır koyan; rol model olacak öncülerin (ilahiyatçı, akademisyen, sermaye sahibi, siyasetçi, aktivist) ortaya çık(arıl)masıyla yanlışlar telafi edilecektir.
Sahi bizim gençlerimizin tişörtlerinde neden bu ülke insanının resmi yok!