Okuyucularım kısa bir süre önce, “Irak yönetimi Kuzey Irak’ı
hala kendisine bağlı sanıyor” başlığı altındaki yazımı hatırlayacaklardır.
Yazının detayına girmeden Kuzey Irak’ın başından beri adı konmamış bağımsız bir
devlet olduğuna, bunun Irak’ı işgal edenlerin uygulamaya koydukları planın bir
parçasını, hem de önemli bir parçasını oluşturduğuna dikkat çekmiştim. Bazıları
gibi sınırlarımızın dışındaki gelişmeler bizi ilgilendirmez demek mümkün
değildir. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı ile hareket edildiğinde
yılanın can damarımızdan ısırdığını, aldığımız zehir sonucu ne hallere
düşeceğimizi tarif etmek mümkün olmaz.
Herne ise aynı konuyu tekrar ısıtıp önünüze koyacak değilim.
Ancak, Kuzey Irak’taki oluşum konusunda gerek Irak Merkezi Yönetimi gerek
Türkiye’nin bir emrivaki ile karşılaştıkları, çeşitli sebeplerden dolayı bu
gelişmeye karşı koyamadıklarını söylemekle yetinerek dünkü bazı gazetelerde yer
alan bir haberi ana hatları ile bilginize sunmak istiyorum.
Dikkat çekmeye çalışacağım haberin başlığı bile yukarıdan
beri belirtmeye çalıştığım hususları doğrulamaya yetiyor. “Kuzey Irak, Bağdat’a
petrol sevkiyatını kesti” başlığı altında verilen haberde, Kuzey Irak Bölgesel
Yönetimi’nin ödeme anlaşmazlıkları nedeniyle Merkezi Hükumete petrol
sevkiyatını durdurduğu ileri sürülüyordu. Bunun sebebi ise Irak Merkezi
Yönetimi’nin yabancı petrol şirketlerine ödemesi gereken 848 milyon doları
ödemeyerek taahhüdünü yerine getirmemesi olarak izah ediliyor. Bağdat yönetimi
ise ödemlerdeki gecikmelerin nedenini, Kürtlerin günde söz verdikleri 200 bin
varilden daha az petrol pompalamaları olarak izah ediyor.
Haber dikkatlice okunduğunda iki husus ortaya çıkıyor.
Birinci husus Irak petrolleri üzerendeki tasarruf hakkı Kuzey Irak Bölgesel
Yönetimi’ne terk edilmiş. Bir başka ifade ile Irak petrolleri Kuzey Irak
Yönetimi’nin elinde. İsteği zaman Bağdat yönetimine petrol sevkiyatını kesme
hakkını Kuzey Irak Yönetimi kendinde bulabiliyor. Bu gerçek karşısında hâlâ Kuzey
Irak’ın Irak Merkezi Yönetimi’ne bağlı olduğunu söylemek mümkün olabilir mi
Haberde dikkat çeken ikinci husus ise Kuzey Irak
Yönetimi’nin, Merkezi yönetime petrol sevkiyatını kesmesinin sebebi yabancı
petrol şirketlerine ödenmesi gereken parayı Bağdat yönetiminin ödememiş olması.
Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin Bağdat yönetiminden bağımsız olduğu gördüğü
gibi, yabancı petrol şirketlerinin Bağdat yönetiminden alacağını tahsile de
yetkili kılındığı görülüyor.
Kısa bir süre önce Bağdat Yönetimi kendilerinden bağımsız
olarak Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile petrol ve gaz anlaşması yaptığımız için
Türkiye’yi protesto etmiş iki ülke arasındaki ilişkileri kopma noktasına
getirmişti. Hatta, Bağdat’ta birileri Türkiye’nin büyükelçisini çekmesini bile
istemişlerdi. Yani kendisinin bir parçası olarak görmeyi sürdürdüğü Kuzey
Irak’a karşı sesini çıkartamayan Irak yönetimi Türkiye söz konusu olduğunda
dişleri çekilmiş de olsa kendisini aslan sanmaktadır.
Bu noktada Kuzey Irak’ın merkezi yönetime karşı böylesine
bir tavır sergileme cesaretini kimlerin, hangi uluslararası oluşumların
verdiğini, buna karşılık Irak Merkezi Yönetimi’ni aşağıdan almaya ittiğini,
ancak Türkiye söz konusu olduğunda Bağdat yönetimini kimlerin arkadan
iteklediğini düşünmek gerekmez mi Bu soruların cevabı bulunduğunda hâlâ ABD’yi
dost ve müttefik olarak nitelendirmek, Avrupa Birliği (AB)’ne girmek için
çırpınıp durmanın anlamsızlığı ortaya çıkmaz mı
Bölgemizdeki gelişmelerde Türkiye’nin belirleyici olduğunu
söyleyenler buna gerçekten inanıyorlarsa yıllardan beri Türkiye olarak niçin,
“Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız” diye açıklamalar yapmamıza karşılık
bugün gelinen noktada bu tavrımızdan hangi sebeplerden dolayı vazgeçtiğimizi
topluma açıklamak durumda değiller mi