Bismillâhirrahmanirrahîm;

MİLLETLERİN tarihinde “dönüm noktası” denilen dönemler vardır. Bizim tarihimizdeki Çanakkale cihadı varlık yokluk çizgisindeki bir zaman dilimidir. İngiltere öncülüğündeki Batı ülkeleri uzun savaşlar sonucu yorgun düşmüş olan Osmanlı’yı haritadan silmeyi amaçladılar. 1. Dünya Savaşı sürerken, Osmanlı çeşitli hile ve entrikalarla savaşın içine çekildi. Gelibolu Yarımadası’nda birleşik Haçlı ordularıyla savaşmak zorunda kaldı.

Haçlılar, Çanakkale’yi geçerek hilâfet merkezi İstanbul’u ele geçirmeyi hedeflediler. Dini amaçlar uğrunda yapılan bir savaş gerçekleşti. Bu yüzden Çanakkale, Osmanlı’nın öncülüğünde ümmetin savaşıdır. Dünyanın yedi ikliminden toplanan Haçlıların Çanakkale önlerine gelmesinin sebebi budur.

Osmanlı ordusu, birleşik Haçlı ordularının Çanakkale önlerine yığılmasının amacını çok iyi biliyordu. Askerimiz cepheye giderken dönmeyi aklına getirmedi. Ölümüne ateş çemberinin içine dalarak, gözü dönmüş Haçlı’ya yüklendi. Gül bahçesine girercesine şehadete koştu. Bütün benliğiyle cihat etti. Batı’nın Çanakkale önlerine yığdığı silâhların gücüne bakın ki, Gelibolu Yarımadası’nın her metrekaresine ortalama 6 bin mermi atıldı. Zafer, sınırsız bir kan fedakârlığıyla kazanıldı.

Çanakkale’deki ölüme meydan okuyan Mehmetçiklerin cihadını iyi kavramak zorundayız. Erbakan Hoca, yeryüzündeki tüm insanlığın Çanakkale cihadını çok iyi idrak etmesi gerektiğini açıklar: “Bu harbin en büyük ve en temel sebebi maneviyattı. Allah rızasından ibaret olan hasbî ve samimi niyetlerden güç alarak, ‘Sefer bizden, zafer Allah’tan’ diyerek ellerinden geleni ve daha fazlasını yaptılar.

EMPERYALİST KİNİ

İNGİLTERE, Çanakkale hezimetini hazmedemedi. Yenilgi sonrası evine dönmek yerine, ordusunu Irak cephesine sürdü. Irak cephesi, sahipsiz değildi. Cihat erleri İngiltere’ye bir ders de Kût-ul Amare’de verdi. Sömürgeciyi bir kere daha yendiler. Kût-ul Amare, Osmanlı’nın yıkılış öncesi son zaferi oldu. (30 Nisan 1917)

Emperyalizmin kini bitmiyordu. Kût-ul Amare yenilgisinden 16 gün sonra, İngiltere ve Fransa bir araya gelerek, “İslâm dünyasının yok edilmesini, Osmanlı’nın tasfiyesi”ni amaçlayan Sykes-Picot Anlaşması’nı imzaladılar. (16 Mayıs 1917)

Dönemin Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour, Yahudilere Filistin topraklarında “vatan” kurmayı vaat eden bir deklarasyon yayınladı. (2 Kasım 1917) Balfour Deklarasyonu, Siyonist oyun gereği Filistin bölgesine “Yahudi göçü”nü başlattı. Filistin’e işgalin yolunu açtı. İngiltere komutanı Allenby, ilk olarak Şam’daki Selahattin Eyyûbî türbesinin önüne geldi. Kabrini tekmeleyerek, “Ey Selâhattin, kalk; biz yine geldik” deme küstahlığını gösterdi.

Osmanlı toprağı Filistin, 105 yıldır işgal altındadır. Haçlı-Siyonist İttifakı bölgeyi kan gölüne çevirdi. 1948’de işgalci Siyonist çeteyi meşruiyet(!) kazandırıp çıbanbaşı olarak bölgeye yerleştirdi. Emperyalizm, Çanakkale zaferimiz sonucu emellerinden vazgeçmedi.

Emperyalist güçlerin İslâm dünyası üzerindeki emellerini, dünyayı yaşanmaz hale getirme planlarını en iyi kavrayan lider Erbakan Hoca’ydı. Ömrünü İslâm dünyasına ve insanlığın Siyonist kıskaçtan kurtulmasına adadı. “Toprak altımızdan kayıyor” uyarısı yapan Erbakan Hoca ve Millî Görüş mücadelesi çok iyi anlaşılmalıdır.

SÖMÜRGECİ PUSUDA

MÜSLÜMANLARIN Çanakkale mücadelesi bitmiş değildir. Siyonist plan adım adım uygulanmaktadır. Su uyur, düşman uyumaz. Türkiye ve İslâm dünyasının üzerine çökmüş kara bulutları görüyor musunuz? Mücadelenin siyasi yoldan sürmekte olduğunu da bilmek zorundayız. ABD, İsrail’i Arz-ı Mev’ûd emellerine ulaştırmakta acele ediyor. İsrail, Nil’den Fırat’a Mezopotamya’yı ele geçirip Büyük İsrail Devleti’ni kurmak istiyor.

Arz-ı Mev’ûd haritasının içinde Kıbrıs, Suriye, Irak ve Türkiye’nin Güneydoğu’sundaki Adana, Gaziantep, Diyarbakır, Van illeri de var. Sömürgeciler, Amik Ovası’nın etrafına Patriot füzeleri yerleştirdi. Hedeflerine ulaşmak için her yolu kullanıyorlar. Deprem sonrası ortaya çıkan diplomatik ilişkiler ve gelişmelere iyi dikkat edelim. Bu süreçte, ABD Dışişleri Bakanı’nın Türkiye ziyareti tesadüf olabilir mi?

ABD Genel Kurmay Başkanı Org. Mark Milley, 4 Mart’ta Suriye’nin kuzeyine konuşlanmış PKK/PYD terör örgütüne talimat verip döndü. 8 Mart’ta, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Eric Suriye’nin kuzeydoğusundaki, ABD’nin çıkarlarını korumakta kilit rol oynayan SGD’yi ziyaret etti.

Erbakan Hoca, bugün istiklâl mücadelesinin seçimle kazanıldığını ve oyumuzu bunu dikkate alarak kullanmamızın gerekçelerini açıkladı: “AKP’nin toleransından yüz bulduğu için, gözümüzün önünden toprak gidiyor. Ey millet uyanın! Toprak kayıyor. Çocuk oyuncağı değil. Kıbrıs elden gittikten, Türkiye parçalandıktan sonra kim bu parçaları birleştirecek? Oyunu AKP’ye vererek yok olmaya gidiyorsun!”

Saadet Partisi’nin hükümette söz sahibi olma ısrarının sebebini anlayabiliyor musunuz?