İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmaz açıkladı: Camilerin statüsü değişiyor!

Camiler bulundukları yere göre meydan camileri, çarşı camileri ve mahalle camileri gibi 6-7 gruba ayrılacakmış. 

Tabi, camilerle beraber cami görevlilerinin görev tanımının yapılması da lazım.

Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda da yeni bir anlayışa gitme kararı almış.

Neresinden bakarsanız bakın çok güzel gelişmeler bunlar. 

Camiler ismi ile müsemma olmalıdır elbet.

Sadece herkesi kapsamakla kalmamalı aynı zamanda hayatla ittifak kurmalıdır.

Camiler kiliseleştikçe imamların ruhbanlaşma riski her zaman vardır.

Nasıl camiler sadece namaz kılma yerleri değilse imamlar da yalnızca namaz kıldırmaya memur şahsiyetler olamaz. 

Camiler hayatla bütünleşmeli, din görevlileri sokakla ve mahalleyle tek bir yürek haline gelmelidir. 

Sokak caminin devamıdır, tebliğ kürsüde başlar sokakta sürer, kahvede kıvam bulur. 

Sadece camiye gelenler değildir imamın sorumlu olduğu kişiler, cami dışındakileri de camiye dâhil edebilmek için gayret sarf etmelidir.

Bu köşeden Diyanet ve camilerle ilgili çok yazı yazdım.

İyi, güzel ve doğru olanın her zaman yanında oldum, yanlış olanı da söylemekten çekinmedim. 

Sıklıkla dile getirdiğim hususları üç maddede özetleyecek olursa:

Bir; Camiler gelir getirici dükkân, işletme vb. birimleri bünyesinde taşımamalı,  hayır getirecek birimler ve bölümler oluşturmalıdır. Camilerin altlarında ticarethaneler derhal eğitim, kültür ve medeniyet departmanları haline dönüştürülmelidir. 

İki; Camilerde periyodik konferans, seminer, panel ve sempozyumlar tertip edilmeli ve özellikle cami cemaatinin kültürel ve duyuşsal yönleri geliştirilmelidir.

Üç; Kadınların, gençlerin ve çocukların camiye rahatça girebilmeleri sağlanmalı, cami çevresinde gençler için boş zaman geçirebilecekleri kültürel ve sportif ortamlar yer almalıdır. Her kurumun bir gençlik birimi vardır, sadece camilerin gençleri yoktur. Bu hazin gerçekten hareketle gençlerin cami ile barışıp kaynaşmaları sağlanmalıdır. 

Özellikle camilerde yaz dönemi Kuran öğreticilerinin pedagojik yeterlikte olması çok önemlidir. Okullarda nasıl rehberlik servisleri varsa, cami ve Kur’an kurslarında “Dini Rehberlik” birimleri oluşturulmalıdır. 

Bırakın çocuklar camide ve cami çevresinde oynasınlar.

Müsaade edin gençler camilerde ve camiye entegre mekanlarda buluşsunlar ve sohbet etsinler.

Yoksullar, garibanlar, evsizler, çaresizler camiyi evleri bilsinler. 

Asrı Saadette en mesut mekânların camiler olduğunu unutmayalım.

Hem sosyal faaliyetler, hem eğitim faaliyetleri hem de devlet işleri bu mekânlarda görülmekteydi. 

Çocukların oyun alanıydı aynı zamanda Mescid-i Nebi. 

Yeri gelince istişare mekânı, yeri geldiğinde bir karargâhtır camiler. 

Camiler ne müze olmalıdır ne yolgeçen hanı ne de kilise.

Bir Müslüman’ın kalbi ne kadar derinse o kadar derin, nereye kadar uzanıyorsa oraya kadar uzanmalıdır. 

Diyanet’in bu girişimini destekleyelim ve asla önyargılı, camit ve katı kanaatlere kurban etmeyelim.