Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; dün en küçük sohbet halkalarında, gizli toplantı mekânlarında bile dile getirmenin büyük risk teşkil ettiği meseleleri, bugün binlerce kişinin doldurduğu büyük salonlarda, milyonlarca insanın izlediği TV kanlarında hararetle ifade etmemize rağmen neden o eski bereketi yakalayamadığımızı düşünerek tefekkür etmektir.
Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; dün yasak ve baskı altında kurban derisi çalışmalarıyla, dişimizden tırnağımızdan artırdığımız aidatlarla oluşturulan küçücük bütçelerle yaptığımız çalışmaları, bugün devlet destekli milyarlarca liralık dev bütçelerle neden yapamadığımızı düşünüp tefekkür etmektir.
Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; dün bisikletlerle, pikapların kasalarında, belki de çoğu zaman kilometrelerce yürüyerek gittiğimiz eski vakıf binalarındaki, gecekonduların tek göz odalarındaki ihlâsı, bugün son model araçlarla, korumalarla gittiğimiz lüks otellerde, yalılarda, konferans salonlarında neden yakalayamadığımızı düşünüp tefekkür etmektir.
Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; dün faizli bankaların önünden bile geçmemek için karşı kaldırıma geçerken, faizli bankaların banklarında bile oturmamaya itina gösterirken bugün nasıl oldu da faizi bir dünya gerçeği olarak kabul edip bankalardan çıkamaz hale geldiğimizi düşünüp tefekkür etmektir.
Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; yıllarca süren mücadelemizden sonra özgürleştirdiğimiz başörtüsünün ruhunu nasıl katlettiğimizi, haremlik selamlığımızı, mahremiyetimizi bürokrasiye ve protokol kurallarına nasıl kurban ettiğimizi düşünüp tevbe etmektir.
Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; binlerce imam hatibe, Kur’an kursuna, İlâhiyat fakültesine rağmen dindar bir nesil yerine, terör neslini, gezi neslini, eşcinsel neslini, bonzai neslini nasıl yetiştirdiğimizi, boşanma oranlarımızın evlilik oranlarımızı neden geçtiğini, yasak ilişkilerin, cinayetlerin, sapkınlıkların neden arttığını düşünüp kafa yormaktır.
Bu Ramazandan İslami camianın payına düşen; Ramazan’da bile ahlaksızlık kusan TV kanallarımıza, öncelikler fıkhını unutup reyting uğruna ekranlarda teferruata dalan ilim adamlarımıza, mezhepçiliğe, ırkçılığa, muhafazakârlaşmaya, sınırsız zenginliğe, lükse ve israfa neden müdahale edemediğimizi düşünüp Rabbimizden af dilemektir.
Bu Ramazandan İslami camianın payına düşen; camilerimizin, hocalarımızın, cemaatlerimizin, bulunduğu mahallelerde nasıl olur da gençler dağa çıkabilir, asfaltların altına bomba yerleştirebilir, hendekler kazabilir, asker ve polislerimizi şehit edebilirler diye düşünüp istiğfar etmektir.
Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; Irak’ın işgali sırasında İncirlik’ten ABD uçaklarının kalkmasına, topraklarımızdaki NATO üslerine, İsrail’in vetosunun kaldırılmasına, ABD ile stratejik ortaklığa, zinanın suç olmaktan çıkarılmasına, eşcinselliğin ve ateizmin dernekleşmesine, AB uyum yasalarına nasıl sessiz kaldığımızı düşünüp tevbe etmektir.
Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; binlerce kardeşimizin şehit olduğu Arap baharı konusunda nasıl hata yaptığımızı, Suriye konusunda nasıl yanıldığımızı, Mursi’yi ve İhvân-ı Müslimîn’i zindanlarda nasıl unuttuğumuzu, Cemaat-i İslâmî liderlerinin idamına neden engel olmadığımızı ve Mavi Marmara şehitlerimizin ahını hatırlayıp gözyaşı dökmektir.
Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; cemaatlerimizin, vakıflarımızın, tarikatlarımızın, hocaefendilerimizin güce dayalı tüm teslimiyetlere tevbe ederek İslami muhalefet ruhunu yeniden kuşanması için çalışmaktır.
Bu Ramazan’dan İslami camianın payına düşen; Akdeniz’de boğulan, Arakan’da yakılan, Afrika’da aç kalan, Doğu Türkistan’da zulme uğrayan, Gazze’de ambargoyla yaşayan Müslümanların, omuzlarımızdaki vebalini düşünüp İslam Birliği için çalışmaktır.