Fenerbahçe Trabzonspor maçından önce yazdığım ön kritikte Fenerbahçe’nin kesin favori olduğunu belirtmiş, hatta ekrandan da şansları yüzde 75-25 olarak yine ev sahibinin tarafına koymuştum. Ancak ne var ki, Trabzonspor takımı için ön gördüğüm o yüzde 25’lik şansın da bu kadar yerlerde sürüneceğini beklemiyordum. Hani bir-iki kontra falan olur mu diye o rakamda durmuştum.

Evet, Fenerbahçe rakibini futbolun tam karşılık deyimi ile ezdi ama geçemedi. Sadece Mehmet Ekici’nin frikik atışında ayaklarının üzerinden yükselen Volkan sanırım futbol hayatının en rahat maçını oynamıştır. Tıpkı önündeki Gökhan, Alves, Egemen ve Caner geri dörtlüsünün yaşadığı gibi... Selçuk, sözüm ona gelecek rakip kontralarda ya da Gökhan’la Caner’in çıkışlarında tandemin nöbetçiliği yapacaktı ya, o da çıktı çıktı hücuma katkıda bulundu. Diego alabildiğine rahat, Topal da öyle idiler. Hatta ataklarda istedikleri gibi oynayabildiklerinden rakibi karşılamada diri kaldılar, pres yapabildiler. Emenike koşucu ama dengeli değilken, Alper belki de Trabzonspor’un yapabildiği yegâne karşılamada beklendiğinden daha az etkili oldu. Bunda yaşamış olduğu bir haftalık sakatlığından kaynaklanan idman eksikliğinin de rolü olabilirdi. Takımın yegâne soluk vermeyen ismi Kuyt idi... İsmail Kartal’a gelince... Maç tamamen rakip ceza alanına yığılmış. Bu tip oyunların sendeki en etkili silahı kim Webo tabii ki... Bu oyuncunun maça giriş dakikası taaa 82... Kuyt’ın çıkışı da taaa 57.dakikaka... Peki, maç eksiği olan Meireles’in, hem de daha 68. dakikada Diego’nun yerine girişi ne anlam taşıyordu ki Ceza alanına çıkan top sayısı azalsın diye mi Rakibin Medjani’yi ön liberoya alışında rakibi rahatlatmak mı istedi ki acaba

Gelelim Trabzonspor’a... Sanırım bu ülkede Yusuf’un sol arkada harcanacağını, takımı da hiç bir katkıda bulunamayacağını yazan ilk ve tek kişi bendim. Ersun Yanal aynı yanlışta ısrar ederek ne büyük hata ettiğini 35. dakikada anlayıp İshak’ı o belgeye, Yusuf ‘u da Sefa’yı aldığından sağ öne koydu. Peki, bu bile Trabzonspor’a ivme kazandırdı mı Yaprak bile kıpırdamadı derler ya... Açık net olarak, Trabzonspor bu maçı 4,5 kişi ile oynamıştır. Kaleci Hakan, Salih, Aykut, İshak biraz da Medjani... Yani Fenerbahçe, sonradan oyuna giren yıldızları Meireles, Webo ve Sow’la bile bu 4, 5 kişilik takıma bir gol dahi atamadı. Burada kaleci Hakan’ı ön sıraya alalım. Müthiş çıkışları, refleksleriyle, önündekileri yönetişi ile maçın adamı oldu. Diğer 3, 5 kişi de hamle ve fiziksel direnişleriyle fark edildiler.

Orta alan hemen hemen hücum teşebbüsünde pas hatası yaptı, top kaptırdı, pres yedi ve teslim oldu. Onları da biraz önce dile getirdiğim oyuncular kurtardı. Erkan Zengin ise kısa süre önce ismi üzerinde kapışmanın ne kadar boş olduğunu sergiledi sanki... Büyük takım oyuncusu olmakla, küçük takıma çalım atmak farklı şeylerdir. Cardozo ise zaten teslim olacaktı. Ön kritiğimde bu oyuncunun ne oynayacağını, daha doğrusu hiç bir şey yapamayacağımı  zaten maçtan önce de yazmıştım. Trabzonspor’un bu maçtaki tek çarpıcı atağında Cardozo defansın arkasına Yatabare’yi bir top çıkarmak istedi ama Egemen’e takıldı top...

Özetle, Fenerbahçe farklı bile kazanabileceği maçta 2 puan kaybetti.

Ya hakem Ben daha önce de yazdım, bu maça çıkm amalıydı. Ama çıktı. Haa kötü mü yönetti Hayır! Ancak aklı hep oradaydı. Bazıları Alves’e kart olur mu diye feryat ediyor. Başka ülkede bu hamleye kırmızı bile çıkabilirdi. Anlaşılan o ki siz bu işi hiç bilmiyorsunuz. Rakibini tokatlayan Egemen’in de kırmızı kart görmesi gerekirdi. Ancak Yıldırım önündeki kalabalıktan dolayı bunu görmemiş olabilir de, o çizgide duran siyahlı adam ne işe yarar Penaltı mı   Bakın bakalım Diego rakibinin sol ayağına takılıp kendi yolunu kesip rakibinin önünde kalıyor mu Yani koşusu devam etmiyor. Bu kuralda önemli olan koşunun devamı ve rakibin takibidir. Biz öğretelim de...