“Baba, bizim öğretmeni profesör yapsınlar. Kendisi gibi bin tane öğretmen yetiştirsin” dedi 9 yaşındaki kızım. Peki nasılmış miniklerin sevdiği öğretmen modeli, nasıl yetişmeliymiş?

Anlatayım da hak verin!

Aslında yaptığı üç şey var. Sevmek, ödevle bunaltmayıp okulu sevdirmek, merhamet ve şefkatle yaklaşmak. Çünkü bilgi her yerde öğrenilebilir. Örneğin geçen dönem verdiği ödev şuydu: “Yeni biriyle tanış. Yeni bir halı doku. Yeni kitap oku, yeni yerler gör!”

***

Bu yaz küçük ama etkili bir yöntemle çocuklara yaz boyu sevgi, ilgi ve şefkati öğretmeyi seçti.

Tam 32 öğrenciye ayrı ayrı balık hediye etti. Karne ile beraber bir sayfa da Beta cinsi balığın ağzından şöyle yazmış: “Bana kalırsa sen artık kendinden başkasını düşünmeye hazırsın. Öyle ya dünya sadece siz insanların etrafında dönmüyor.”  Şunu demeyi de ihmal etmiyor balık: “Kendini yalnız hissetme diye, sana göz kulak olayım, sırdaşın olayım diye emanet etti beni sana” Peki ödevi ne mi miniklerin?

***

“Balığa güzel bir isim koymak. Yaz boyu arkadaş olup ilgilenmek. Bu balık macerasının nasıl geçtiğini de sonbaharda Öğretmene anlatmak. Hepsi bu. Belki bir sayfa. Ama bir balıkla çocukların neler öğrenebileceğini tahmin ediyorsunuz değil mi!

Diğerkâmlık, sevgi, şefkat ve merhamet.

***

Unutmadan, bizim kızımızın öğreneceği ve öğreteceği önemli bir şeyi daha haber vereyim! Evdeki kedisi Mestan da çok heyecanlandı bu işe! Ara sıra patisiyle “Hoş geldin!” demek istiyor. Balığa “zarar vermeden” yaşayıp dost olmasını sağlamak da ailece ödevimiz! Hikayenin sonu umarım Mestan’la bitmez!

***

Bu arada bu 6.dönemdir tam 32 afacanın karnesine ayrı ayrı yazdığı şiirin bize düşen payı şöyle oldu:

***

“Meraklı minik kedi

Kendini hiç incitmedi

Gerekenlerin hepsini öğrendi

Zenep’e hergün tatildi

Öğretmeni onu şimdiden özledi”

***

Bir çocuğumuzun öğretmeni böyle, ötekininki tam tersi. Ancak bu olumlu modeli YÖK alsın, Eğitim Fakülteleri doğrudan uygulasın. Milli Eğitim, şu meslek içi eğitim döneminde bu modelleri anlatsın.

Sanırım, gerçek bir eğitim ustası olan Prof. Ziya Selçuk, bugünkü tepe yöneticilere vaktiyle “Öğretmen yetiştirme modelimizi yenileyecek” bir öneride bulunmuştu. Bir ses çıkmadı ne yazık ki!

***

Ne ki bugünkü geri kalmış model değiştirilmez. “YÖK, bu YKS modeli ile öğretmen seçmeye devam eder. Eğitim Fakültelerinin bu modeliyle yetiştirip MEB’e gönderdiği öğretmenlerle 18 milyon evladımızı “Yetiştirmeye” devam edersek, bu en büyük israfın bedeli çok ağır olur. Nesillerimizi Youteber’lara teslim etmiş oluruz. Bence naçizane Sayın Cumhurbaşkanı da öncelikle bu işe eğilmeli.

Aksi halde daha çok deist, ateist, laik, yobaz, bencil, nefsinin esiri veya bilgi yüklü vicdansızlık, dejenerasyon tartışmalarıyla oyalanıp dururuz!

BABALAR VE OĞULLARI

Geçmişte listelere ve sonrasında kabineye girmek için gereken belliydi.

Ya Rahşan Hanım’a, ya bir Pensilvanya perisine, ya bir Sendika Ağasına veya bir Mafya Babasına yakın olacaktınız. Ya da babanız, kuvvetli bir siyasetçi olacaktı.

***

Şimdi de adaylık süreçleri bitti. Listeye giremeyenler yüreği buruk da olsa, acısını içine gömdü. Ses çıkarmıyor. Bir umutla bekliyor!

Ama bir hakikat var ki… Siyasette de “Möhterem bir Büyüğe” sırtını dayayacaksın! Bir “Baban” yoksa, hiçsin!

Örnek mi?

İsmet İnönü- Erdal İnönü. Adnan Menderes-Aydın Menderes. Turgut Özal-Ahmet Özal. Alparslan Türkeş-Tuğrul Türkeş.

Şimdi de Bülent Arınç-Mücahit Arınç, Mehmet Ağar-Tolga Ağar. Yaşar Karayel-İsmail Emrah Karayel.

Bir gariplik daha var ki, evlatlar genelde tutunamayanlar listesine giriyor.

KANDİL MESAJI!

Muhalefetin kandil mesajı:

Geceniz mübarek olsun.

İktidarin kandil mesajı:

Bir gece ansızın gelebiliriz:)