Sarıkız, Ayışığı, Eldiven, Ergenekon gibi yapılanmalar kimilerine hep hayal gibi geldi..

28 Şubat sürecinde merhum Başbakan Necmettin Erbakanın antidemokratik biçimde alaşağı edilmesinde olduğu gibi...

Bazı büyük gazeteler ve yazarlar bile bu türden yapılanmaları, köşelerine sayfalarına nedense yansıtmadılar.

Heralde, "Bu bir abartılı oyun. Neden böyle bir oyuna alet olalım" diye düşündüler..

Fakat onların bu düşüncelerini yerle yeksan eden bir kitap yayınlandı..

NOKTA Dergisinde haberleştirilen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örneke ait Darbe Günlüklerinin devamı, gazeteci-yazar Alper Görmüş tarafından İMAJ ve HAKİKAT: Bir Kuvvet Komutanının kaleminden Türk Ordusu. Darbe Günlükleri: Tam Metin" ismiyle kitaplaştırıldı.

Etkileşim Yayınlarından..

Kitabı okuduğumda şöyle düşündüm; Askerlik mesleğini en iyi şekilde yapması gereken, Türkiyeyi dışa karşı savunması lazım gelen en üst düzey Komutanlar, işi gücü bırakıp, seçimle işbaşına gelen Hükümetin elini kolunu nasıl bağlarız, çalışmalarını nasıl engelleriz, çıkarılması öngörülen yasalara nasıl taş koyabiliriz, hatta bunun da ötesinde gerekirse yönetimi doğrudan nasıl ele geçirebilirizin hesaplarını yapmışlar..

Bir finansör çıksa milyonlarca bassa ve ücretsiz olarak dağıtsa keşke bu kitabı.. Demokrasi adına büyük hayır işlemiş olur..

Bu köşede bazı alıntılar yapacağım ama neler olduğunu anlamak için kitabın tümünü okumak şart;

Söz, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnekin;

İsterseniz Mehmet Ağarı kullanabilirsiniz!..

"Karargaha döndüğümde Kocaeli Üniversitesi Rektörünü beni bekler buldum. 5 Aralık günü YÖK Başkanı seçimi yapılacak. Bu nedenle acaba ben de aday olsam mı diye gelmişti. Kendisine diğer komutanlar ile bu konuyu konuştuğumu ve bu aşamada yeterli desteği alamayacağı için aday olmamasını telkin ettim ama bu arada bir gelişme olursa bayram haftası içinde kendisini arayacağımnı söyledim." (20 Kasım 2003)

"Yavuz Kayral, istersem Mehmet Ağarı tamamen bizim maksadımıza göre kullanabileceğimizi söyledi. Yavuz bey eski bir MHPli ve son derece milliyetçi. AKPnin tutumlarından son derece şikayetçi ama çeresiz, bizim gibi. AKP taraftarlarının yolsuzlukları önlemediğini, sadece yönünü kendi ceplerine çevirdiğini, devleti ele geçirme planı uyguladıklarını ve getirdikleri kişilerin çok yeteneksiz kişiler olduklarını söyledi." (22 Ekim 2003)

"Yavuz Kayralı mahsus davet ettim. zira bundan önceki gelişinde DYPnin her zaman emrimize hazır olduğunu söylemişti. Ben de bundan önceki gün topluca aldığımız karar gereğince kendisine DYPnin seçimlerden önce bir miting tertipleyerek Kıbrıs konusunu desteklemesini istedim. "Peki" dedi ve gitti" (21 Kasım 2003)

Askerlerin yolsuzluk hesaplaşması...

"Saat 15:00te Genelkurmay Başkanını ziyarete gittim. Sıra esas konumu açıklamaya gelmişti. Önce Albay Belgütayın yazdığı mektubu önüne koydum ve "Ben sizi üzmek istemezdim ve buı konuyu asla getirmeyecektim ancak Bülent Amiral size bahsettiği için ben de iki taraflı bu konuyu bilmenizde yarar var" dedim. Kağıdı aldı ve okudu. "Bu adam sağlıklı bir adam değil. Geldi benle konuştu ve bu konuyu da bana söyledi. Amiral olmak istediğini söyledi." dedi. Ben de kendisine, "Bu adam İlhami Paşa için rapor hazırladı ve siz de onu bu rapora istinaden mahkemeye verdiniz. Bu raporu yazarken niye normal olmuyor " dedim. Devam ettim: "Ayrıca benim bu raporun doğru olduğuna inanmamı gerektiren pek çok neden var. Son iki yıl içinde sadece bunlar ile uğraşılmadı. Ne çocuklarımın şirketleri kaldı ne de benim bu şirketleri kurup oraya hissedar olduğum..." Durdum. Söyleyeceğim herşeyi söylemiştim. Rahatladım. Bana, "Doğru ama çocuklarına söyle TSK ile iş yapan kimseler ile iş yapmasınlar." dedi. Anladığım kadarı ile Bülent efendi giderken her türlü zehrini ve yalanını kusarak gitmişti. Sonra Genelkurmay Başkanı bana kendisine nasıl iftira atıldığını ve gerici dendiğini anlattı. Ayrıntılarını burada anlatmayacağım." (31 Ekim 2003)

Muhtıra toplantısında olanlar...

"KKKlığında toplandık. Ne yapacağımızın programını yaptık. 1 Aralık günü bizlere yani kuvvet komutanlarına bir takdim yapılacak. Bu takdimi müteakip 3 Kasım günü Şura üyelerine bir takdim yapılacak ve sonra konu Başbakana ve Cumhurbaşkanına iletilecek. Şura toplantısında amacımız Ağustos 2004 ayına kadar olacak sürede bu hükümet bildiğini okumaya devam ederse komuta heyetinin, halkın da duyacağı bir Muhtıra vermesi şeklinde bir yetki almak. Akşam Kara Kuvvetleri Komutanının verdiği akşam yemeğine katıldık. Öğlen yaptığımız toplantıda artık hepimiz bu işin bu Genelkurmay Başkanı ile gitmeyeceğine, bu adamın kendi menfaatlerini ülke yararı önünde tuttuğunu, korkak ve hükümete yaranma peşinde olduğuna dair fikir birliğine vardık. Bizi takip ettirdiğini de zannediyoruz." (22 Kasım 2003)

"AYın (Aytaç Yalman) bazı rahatsızlıkları vardı. Kendini rahatlatmdan takıntıdan kurtulamayacaktı. Bu nedenle de pazar günü tüm orları kahvaltıya davet etmişti. Buna neden orlardan birinin verdiği cevaptı. Hepimiz AYın istifa etmesini kabul etmedik. Ve kendimize göre bir eylem planı yapmaya karar verdik.

- Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık. Bu nedenle ben MÖı (Mustafa Özkan) davet edecektim.

- Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik.

- Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik.

- Sokaklara afiş astıracaktık.

- Dernekler ile temas edip onları da hükümet aleyhine teşvik edecektik.

- Bütün bu olayları yurt çapında yapacaktık.

Yukarıdakiler SARIKIZ olarak anılacaktı. Ayrıca bana ALABANDA isimli bir proje verdiler. Ben de onun hazırlığını yapacaktım." (6 Aralık 2003)

Hükümete tekmeyi vurun gitsin

"Sergide MÖ ile görüştüm ve kendisine artk basının desteğine ihtiyacımız olduğunu söyledim. Kendisi her türlü yardımı yapacağına söz verdi. Bu arada Kuran Kursları hakkındaki yönetmelik değişikliklerini konuştuk. Zapsuya, "İntihar ettiniz, neden böyle aptal işler yapıyorsunuz " demiş. Zapsu hemen yönetmeliği iptal ettireceğini söylemiş. Bu arada Orhan Paşa ile de görüştüm ve kendisine Aydın Doğanın çok dikkatli olmasını, onun kuyusunu kazmakta olduklarını, bizimle beraber olmasını ve halkı aydınlatacak yayınlar yapmalarını söyledim. Bu arada Aydın Beyi eve yemeğe davet edeceğimi de anlattım." (9 Aralık 2003)

"Akşam tam çıkarken Genelkurmay eski Başkanlarından Org. İsmail Hakkı Karadayı aradı. Bana hem nasihat hem de mesaj verdi. Herkesin umutsuzluk içinde olduğunu ve Kıbrısın kaybı için askerlerin ne zaman tören yapacaklarını sorduklarını söyledi kendisine. Durum göründüğü kadar kötü değil. Bizler hala umutsuz değiliz. Hatta laf arasında, "Hükümet sizi dinlemiyorsa tekmeyi vurursunuz gider." dedi. Söylediklerinde gerçek payı var..." (23 Aralık 2003)

Darbe yapıldığında lazım olacak sanatçı!

"11:00-11:30 Kemal Anadolun ziyareti. CHP grup Başkan Vekili. Kendisini daha önce tanımıyordum. Kendisine önce CHP olarak kendilerinden neler beklediğimizi anlattım. "Tamam, mesajınızı ilgili yerlere ulaştıracağım" dedi.

12:00-14:00 Onur Öymenin ziyareti. Kuvvet komutanları ile beraber toplanarak Onur Öymen ile Kıbrıs konusunda görüşme yaptık. Diğerlerinde olduğu gibi onun da görüşlerini sorguladık...

14:30-15:30 (E) Org. Kemal Yavuz ve Tuncay Özkanın ziyareti. Tuncay Özkan daha önce Show TVde görev yapıyordu. Ancak bu hükümet kendi aleyhinde yayın yapan tüm kişileri ya oldukları gazetelerden çıkarttı ya da TVlerden uzaklaştırdı. Kemal Yavuz General de aynı durumda. Ben de kendilerine yardım edebilmek için MÖ (Mustafa Özkan) ile konuştum."  (25 Aralık 2003)

"Gündüz OHAL gazilerinin TSK Rehabilitasyon Merkezinde açmış oldukları sergiye katıldık... Bir ara Ege bölgesinden türküler çalınıyordu. Sahnede TRTden saz ve türküleri ile Tolga isimli bir sanatkar gazilere refakat ediyordu. Sanatkârın sesi aynı Hasan Mutlucanın sesi gibiydi. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur hemen kulağıma eğildi ve "Bu sanatkarın adresini alalım, lazım olabilir." dedi. Güzel bir espriydi." (27 Aralık 2003)

NOT:  Bugün 6 Mayıs 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 4 ay altı gün eksildi. Oysa, yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir somut adım henüz yok. Şaka gibi... Takipçisiyiz...