Ülkemizde herhangi bir bakan herhangi bir konuşma yaparken mutlaka “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla” veya “Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle” ifadesini kullanıyor. Acaba bakan olmanın birinci şartı bu mudur! Bakan olma şartlarının birinci maddesi: Herhangi bir yerde herhangi bir konuşma yaparken Cumhurbaşkanı’nın ismini veya sıfatını mutlaka anmak! Herhangi bir bakan bakanlık makamına atanırken benim adımı veya sıfatımı mutlaka anacaksın diye yemin mi ettiriliyor acaba! Devlet yönetiminde böyle bir yemin ettirme olduğunu sanmıyoruz. Peki, neden bakanlar böyle konuşuyor? Hatta sadece bakanlar böyle konuşmuyor bürokratlar da böyle konuşuyor. Sağlık konusunda konuşan ‘kurul üyesi’ tıp doktorları bile böyle konuşuyor.

Çoktandır Türkiye’de yalakalık düzeni hüküm sürüyor. Hükümetin herhangi bir bakanı konuşma yaparken mutlaka “Sayın Cumhurbaşkanımız” demeden konuşamıyor. Her türlü talimatı her türlü işi bakanlara da bürokratlara da bir kişi veriyor. Makamdaki bakanlar bürokratlar kendi başına herhangi bir iş yapmıyorlar. Öyle ki bir bakan lavaboya gidecek olsa herhalde Cumhurbaşkanı talimat vermeden gidemiyor. Muhtemelen bakan, Cumhurbaşkanı’ndan talimat almadan sabahleyin elini yüzünü bile yıkamıyor. Efendim elinizi yüzünüzü yıkamayacak mısınız? Talimat bekliyoruz beyefendi! Ya talimat hiç gelmezse? Biz de hiç yıkamayız! Bu kadar mı evet bu kadar!

Devlet yönetimi yalakalık düzeniyle işletiliyor. Yalakalık düzeniyle işletildiği için bakanlar ve bürokratlar kendi yapacakları işi yapmıyorlar. Ancak talimat gelirse öyle iş yapıyorlar. Yapılan işi de yalakalık için yapıyorlar. Görevlerinin gereği değil makamda kalabilmek için. Yalakalık düzeninde hiçbir iş gerektiği gibi yapılmıyor. Yalakalar yalakalık yaptıkları kişinin arkasından konuşurlar yüzü geldiğinde işi en iyi ben yapıyorum şeklinde göstermelik iş yapıyorum yarışına girerler ve işi gerektiği gibi değil göze nasıl girilecekse öyle yaparlar. Yalakalar yağlı makamlara otururlar ama herhangi bir itibarları olmaz çünkü kendi başlarına iş yapmadıkları için yalakaları kimse ciddiye almaz. Almıyor zaten. Bütün bakanlar bütün bürokratlar Cumhurbaşkanı’na yalakalık yapıyor. Yalaklık yaparak makam elde ediyorlar yalakalık yaparak makamda kalıyorlar. Ülkemiz için yapmaları gereken işleri yapmıyorlar. Bakanlar ülke sorunları için kendi düşüncelerine göre çözüm üretmiyor, sorunlar her gün daha fazla artarak devam ediyor. Kurulan bu yalakalık düzeninde her iş yalakalık için yapıldığından bütün işler gerektiği gibi yapılmıyor, ülke sorunları çözülmüyor.

Kurulan yalakalık düzeni hukukta da kendini gösteriyor medyada da. Yandaş medya haberleri yalakalık düzenine göre veriyor. Çünkü yandaş medyanın patronları yalaka olduğundan çalışanlar da ister istemez -işini kaybetmemek için- haberleri yalakaca veriyor. Sadece haber değil, yandaş kanallarda hiç alâkası olmayan bir programda Cumhurbaşkanı övülüyor. Program siyaset konuşulan bir program değil, ekonomi konuşulan değil, hukuk değil, söz Cumhurbaşkanı’na da gelmiş değil pat diye övmeye başlıyor sunucular. Eğer sunucular o an övmeye başlamasa mutlaka o programı yani kazandıkları paracıkları kaybedebilirler. Övmeye başladıkları an o program kendi ağırlığını ve gerçekliğini kaybederek insanların gözünde küçülüyor. Elektrikler gidiyor!

Hukukçular hakkı ve hukuku sanki bilmiyorlar talimat alarak iş yapıyorlar. Haktan haklıdan yana değil de yalakalık düzenine göre hakkı ve hukuku tahakkuk ettiriyorlar. Yalakalık düzeninden yana değilsen herhangi bir hakkın yok. Yalakalık düzenine tabi olanlar her türlü haklı, her türlü iş ellerinden geliyor. Hukuktan haberi yok hukukçu, ekonomiden haberi yok ekonomist, yazarlıkla alâkası yok yazar, âlimlikle ilgisi yok âlim, tıpla ilgisi yok tıpçı. Yalakalık düzeninde yalakalar istediklerini oluyorlar. Sonra kriz neden oldu deniyor bu yalakalık düzeni sürdükçe ekonomide de hukukta da medyada da her alanda kriz devam edecek. Adam işini yapmak yerine yalakalık yapıyor makamları paracıkları kapıyor. İşi kim yapacak. Kimse yapmıyor. Devlet yalakalık düzeniyle adeta işlemez hale geldi. Her alanda hak yeniyor. Halkın çoğunluğu yoksul olduğu için kimse bir şey diyemiyor ama Allah görüyor, yenmiş haklar, yapılması gereken yapılmamış işlerden dolayı biriken ahlar bir gün bu yalakalık düzenini yıkacaktır. Halk olarak bekliyoruz.

Bu düzen yıkılmadan devlet de millet de düzlüğe çıkamaz!