Dünyada ve çevremizde savaş rüzgarlarının özellikle,  11 Eylül 2001 den itibaren esmeye başlandığı söylenir. Buna sebep olarak da genelde ABD de Dünya Ticaret Merkezi nin vurulması gösterilir.  Ama aslında olaylar daha dikkatlice izlenirse, dünyada ki bu yeni vahşet dalgasının Yugoslavya nın dağılmaya başlaması ve özellikle  Bosna-Hersek savaşları sırasında  bütün şiddeti ile ortaya çıktığı görülür.

Srebrenica katliamının bu sene Onbirinci yıldönümünü anıyoruz. Bu yaşanan insanlık felaketine bir kere daha yanıyoruz.

Kısa geçmiş:

Tito nun ölümünden sonra Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, kendisini meydana getiren çeşitli cumhuriyet ve özerk bölgeler arasında dağılmaya başladı. Böylece 90 lı yıllar, ilk olarak Rusya nın, sonra da Yugoslavya nın dağılma sürecine girmesi ile başlamıştır.

Yugoslavya nın en merkezi, orta bölgesi hem tarım için bereketli topraklar ve hem de bol nehir ve ormanlarla kaplı bir bölgedir. Burası Boşnakların  yaşadığı ve onların tarihsel vatanı olan Bosna-Hersek tir.  Boşnaklar o yörenin yerli halkı olup, Slavlar özellikle 13. yüzyıldan itibaren Yugoslavya denen yere gelip yerleşmişlerdir. Kuzey de, Dinyeper Nehri nin kıyılarından gelip Adriyatik kıyılarına yerleşen bu gruba Güney Slavlar yani Yugoslav denmektedir.

Boşnaklar geçmişte tek tanrılı Bogomil inancını  kabul etmişlerdi ve sonradan Osmanlılarla birlikte İslam ın Balkanlara gelişiyle topluca Müslüman olmuşlardır.  Slavlar ise yerleşim yerlerine göre ya İtalya nın tesirinde kalarak Katolik,  ya da Bizans ın etkisinde Ortodoks olmuşlardır.

Osmanlıların Balkanlar a hakim olması ile birlikte, stratejik konumu son derece uygun olan Bosna-Hersek, Osmanlı ordularının merkezi haline gelmiştir. Birçok Anadolu Türk ü buralara yerleşmiş veya görevle gönderilmiş ve yerli Boşnaklarla karışmışlardır. Zamanla Boşnaklar, Osmanlı ile özdeşmişler, saraya pek çok şanlı vezir ve sadrazam sağlamışlardır. Dil olarak da Boşnak-Türkçe karışımı konuşmaya başlamışlardır.

Osmanlı nın çöküş döneminde bu topraklar, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu na kaybedilmiştir. Osmanlı nın Balkanlar da gerilemesi sırasında milyonlarca Türk ve Müslüman Anadolu ya göç etmek zorunda kalmıştır.

Bosna-Hersek Savaşı:

Böylece, Yugoslavya dağılma sürecine girince Avrupa devletleri eski tarihi bağ ve alışkanlıkları ile taraf tutarak, dağılmayı hızlandırmışlardır. Fırsattan istifade eden ve Bosna nın bereketli topraklarını aralarında bölüşmek üzere harekete geçen Slav asıllı, Hristiyan Sırplar ve Hırvatlar, iki taraftan Bosnalıların üzerine saldırmışlardır. 1991-1995 yıllarında Avrupa nın ortasında çok kanlı ve vahşi savaşlar gerçekleşmiştir.

Avrupa tuttuğu tarafa el altından yardım ederken, görünürde sayısız toplantılar yaparak siyasi kararlar almak için çalışmıştır. Bu arada ortaya çıkan planların çoğu Bosna yı kantonlara bölerek adeta pul-pul ayırıp, parçalamayı   hedefleyen planlar olmuştur. Srebrenica işte bu kanlı savaşların sonuna doğru gerçekleşmiştir.

Srebrenica şehri,  Birleşmiş Milletler in ilan ettiği "güvenli bölge"lerden birisiydi. Burası Hollanda askeri güçleri tarafından korunmaktaydı. Bölgede son derece yazıf bir Boşnak gücü bulunuyordu. Ellerinde sadece eski silahlar ve av tüfekleri mevcuttu. Sırpların ise aynı yörede 1000 ile 2000 arası tam techizatlı ve tanklı güçleri vardı.

Srebrenica şehri aylardır abluka altında tutulmakta, halk, su ve gıdadan yoksun bir şekilde adeta açlığa mahkum edilmişti. Fransız komutan Phipe Morrillon bile bu duruma isyan etmiş, Boşnaklardan yana tavır almıştı. Fakat Morrillon,  BM tarafından hemen başka bir bölgeye tayin edildi.   Yerine gelen Hollandalı komutan Sırp komutanla son derece yakın bir ilişki içerisindeydi. Hatta  birlikte içki içtikleri fotoğraflarla tespit edilmişti. Bu arada izin ve saire ile giden Hollandalı askerler bir daha dönmemiş veya dönüşüne mani olunmuştu. Sonunda Sırplar, Temmuz 11 de saldırıya geçtiklerinde Hollandalı askerler savaşmak istememiş, komutanları da Srebrenica şehrini Sırp komutan Miladiç e teslim etmiştir.

İşte felaket ondan sonra başlamıştır. Sırplar ilk defa 10 yaşından 65 yaşına kadar bütün Boşnak erkeklerini ayırmış ve kamyonlarla şehrin dışına taşımışlardır.

Kadın, çocuk ve yaşlılar ya yaya olarak veya otobüslerle yollanmış, onlara açıkça yalan söylenerek, kısa zamanda ailelerine kavuşacakları söylenmiştir. Bu yalanları söyleyen Sırp komutan hemen akabinde tüm erkeklerin öldürülme emrini vermiştir. Böylece Temmuz 18 e kadar tam 8160 Boşnak erkek feci şekilde öldürülmüştür. Gözleri çıkartılmış, kulakları kesilmiş ve bu arada ağır yaralanıp da ölmemiş olanlar da, diğer ölülerle birlikte buldozerlerle büyük toplu mezarlara canlı, canlı gömülmüştür.  Srebrenica katliamı Sırp askeri merkezinin, Boşnaklara büyük göz dağı vermek için planlayıp, gerçekleştirdiği bir olaydır.

Nedenler, Sonuçlar:

"Olamaz, imkansız" denilen bu korkuç olaylar ne yazık ki son derece planlı ve programlı bir hazırlığın sorucunda gerçekleştirilmiştir. Belgrad da Sırp İlimler Akademisi nde  akademisyenler tarafından teorik hazırlık ve düşünce bazında ikna ve izah yolları hazırlanan bu korkunç olay, daha sonra Sırp Genelkurmayı tarafından uygulanmaya konmuş ve Sırp Siyasiler tarafından da desteklenip,  haklı gösterilmeye çalışılmıştır.

Bu aslında "tarihi bir İntikam"dır. Türkler den, Boşnaklar dan, tüm Müslümanlar dan alınmaya çalışılan bir intikam ve bir öç. 1398 yılında Kosova Meydan Savaşı nda Osmanlı ya yenilen Sırplar, yine aynı ovada 1998 yılında Milosoviç in liderliğinde bir intikam mücadelesi başlatmıştır.

Olayın birkaç sebebi vardır:

* Müslümanları Slav topraklarından temizlemek ve saf Hristiyan Slav birliği meydana getirmek,

*Türk ve Osmanlı gücünün hatırası olabilecek herşeyi söküp atmak,

*  Boşnak Müslümanların bereketli topraklarını ellerinden almak,

*  Srebrenica bölgesindeki çok zengin gümüş ve çinko madenlerinin yataklarını ele geçirmek,

*  Slavlardan farklı olan (ırk, din ve dil farkları) Boşnak neslini silip, yok etmek. (Burada modern zamanların en kanlı ve en canavarca soykırımı gerçekleştirilmiştir. Lahey Savaş Suçluları Mahkemesi tarafından da bu olay soykırım olarak ilan edilmiştir. Sırplar suçlu bulunmuştur)

*  Bu sadece bölgesel bir plan olmayıp, Büyük Avrupa Birliği projesinin bir parçası olarak sistematik olarak hazırlanmış olan bir planın bir parçasıdır. Avrupa yı, kendilerinden kabul etmedikleri ırklardan ve İslam dan temizlemek bu planın ana hedefidir.

* Bunun içindir ki, savaş yıllarında Sırplara yardım eden İngiltere, Fransa, Rusya ve Hırvatlara destek veren Almanya ve İtalya nın rolleri unutulmamalıdır. Onlar da en az Sırplar kadar suçludurlar.

* Birleşmiş Milletler (BM) herkese silah ambargosu uygularken, bu ülkeler özellikle Rusya ve Yunanistan el altından Sırplara her türlü silah yardımını yapmışlardı.

* Güney Kıbrıs Rum kesimi de paravan şirketler kurarak Sırplar için her türlü silah ve mühimmatı temin etmiştir.

* Büyük Srebrenica katliamında komutan Miladiç özel yetiştirilmiş Neo-Nazi Yunan birliğinin de katliamda yer almasına yer vermiştir.

Bütün bunlar göz önünde tutulunca 11. yılında Srebrenica da olanların hatırlanmasının ne kadar önemli olduğu da ortaya çıkmaktadır. TRT hakikaten fevkalade bir programla bunu anmış ve kimlikleri tespit edilen kurbanlardan 500 tanesinin toplu cenaze merasimi Srebrenica da gerçekleştirilmiştir.

Kıssadan Hisse:

500 yıllık hırslarını hala alamayan ve en inanılmaz vahşeti gözlerini kırmadan yapan bu kişiler hala çevremizde bulunmaktadırlar. Bunlar, her an Yunanlılarla ve Ermenilerle işbirliği yapmaktadırlar. Ortada bir Ortodoks dayanışması mevcuttur. Bunları büyük Avrupa devletleri korumakta ve desteklemektedirler, aynen eskiden olduğu gibi.

Böylesine bir Avrupa Birliği nin, Türkiye yi ne  kadar içine almak istediği rahatça anlaşılabilir. Dolayısı ile bunları memnun edeceğiz diye kendimizi kandırmanın alemi yoktur.  Böyle birşeye ihtiyaç da yok.  Bunlar, Türkiye yi parçalamadıkça rahat etmezler. Bunu daima akılda tutmalıyız. Tarih önünde utanması icap eden, kendilerini affettirmeleri gereken asıl yukarıdaki olayları gerçekleştirenler ve onlara arka çıkanlardır. Olaylardan ders çıkartmak gerekmektedir.