Rusya’nın yakın tarihindeki en önemli siyasi isimlerden Boris Yeltsin, Sovyetler Birliği’nin son yıllarından Vladimir Putin döneminin başlangıcına uzanan sürecin merkezinde yer aldı. 1991’de Rusya’nın halk tarafından seçilen ilk devlet başkanı olan Yeltsin, Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecindeki rolü, ekonomik reformları, Çeçenistan Savaşı ve Vladimir Putin’i başbakanlığa getirmesiyle tarihe geçti. 31 Aralık 1999’da sürpriz bir kararla görevinden istifa eden Yeltsin, devlet başkanlığı yetkilerini Putin’e bıraktı. Yeltsin, 23 Nisan 2007’de 76 yaşında hayatını kaybetti.

Boris Yeltsin kimdir, Sovyetler Birliği’nin dağılmasında nasıl bir rol oynadı, Putin’i neden yerine bıraktı? Rusya’nın ilk devlet başkanı Yeltsin, 1991-1999 yılları arasında ülkeyi yönetti. 31 Aralık 1999’da istifa ederek yetkilerini Vladimir Putin’e devreden Yeltsin, 2007 yılında 76 yaşında hayatını kaybetti.

Rusya’nın ilk devlet başkanı oldu

Boris Nikolayeviç Yeltsin, 1 Şubat 1931 tarihinde Sovyetler Birliği sınırları içerisindeki Sverdlovsk bölgesinin Butka köyünde dünyaya geldi. Ural Politeknik Enstitüsünde inşaat mühendisliği eğitimi aldıktan sonra uzun süre inşaat sektöründe çalıştı.

Yeltsin’in kariyerinin yönü daha sonra siyasete çevrildi. Sovyetler Birliği Komünist Partisi içerisinde yükselen Yeltsin, 1976 yılında partinin Sverdlovsk bölge teşkilatının birinci sekreterliğine getirildi.

1980’li yıllarda Moskova’daki merkezi siyasette etkili olmaya başlayan Yeltsin, Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’un reformlarını başlangıçta destekledi. Ancak daha sonra reformların yeterince hızlı ilerlemediğini savunarak Gorbaçov yönetimine karşı siyasi bir pozisyon aldı.

Gorbaçov ile yolları ayrıldı

Yeltsin’in siyasi yükselişindeki en önemli aşamalardan biri Mihail Gorbaçov ile yaşadığı görüş ayrılıkları oldu. Gorbaçov’un perestroyka politikalarını başlangıçta destekleyen Yeltsin, zaman içerisinde reformların daha kapsamlı ve hızlı olması gerektiğini savundu.

1987 yılında Sovyetler Birliği Komünist Partisi Politbürosundaki görevinden ayrılması, Yeltsin’in merkezi parti yönetimine karşı çıkan güçlü bir siyasi figür haline gelmesinde önemli rol oynadı.

1990 yılında Rusya Yüksek Sovyeti Başkanlığına seçilen Yeltsin, Sovyetler Birliği içerisindeki Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nin en etkili siyasi isimlerinden biri haline geldi.

1991 darbesindeki görüntüsü tarihe geçti

Boris Yeltsin’in dünya çapında tanınmasını sağlayan olaylardan biri Ağustos 1991’de Sovyetler Birliği’nde yaşanan darbe girişimi oldu.

Gorbaçov yönetimine karşı gerçekleştirilen darbe girişimi sırasında Yeltsin, Moskova’daki Rusya parlamento binası önünde direnişin siyasi yüzlerinden biri haline geldi.

Bir tankın üzerine çıkarak yaptığı konuşma, Yeltsin’in siyasi kariyerinin sembol görüntülerinden biri oldu. Darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması, Sovyet merkezi yönetiminin gücünü daha da zayıflattı ve Yeltsin’in siyasi etkisini artırdı.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasında etkili oldu

Boris Yeltsin, Sovyetler Birliği’nin Aralık 1991’de resmen sona ermesine giden süreçte önemli rol oynayan siyasi liderlerden biriydi.

Yeltsin, Haziran 1991’de yapılan seçimlerde Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığına seçildi. Böylece Rusya tarihinde halk tarafından seçilen ilk devlet başkanı oldu.

1991’in sonunda Sovyetler Birliği dağıldığında Rusya Federasyonu bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktı ve Yeltsin görevini yeni Rusya Federasyonu’nun devlet başkanı olarak sürdürdü.

Bu nedenle Yeltsin’in siyasi kariyeri hem Sovyetler Birliği’nin son dönemini hem de modern Rusya Federasyonu’nun kuruluş yıllarını kapsadı.

Ekonomide büyük dönüşüm başladı

Yeltsin döneminin en tartışmalı alanlarından biri ekonomi oldu. Sovyetler Birliği’nden kalan merkezi planlama sisteminin yerine piyasa ekonomisinin kurulması amacıyla kapsamlı reformlar başlatıldı.

Fiyat kontrollerinin kaldırılması, devlet işletmelerinin özelleştirilmesi ve serbest piyasa sistemine geçiş bu dönemin temel ekonomi politikaları arasında yer aldı.

Ancak dönüşüm Rusya açısından oldukça sancılı geçti. Ekonomik daralma, yüksek enflasyon, gelir dağılımındaki bozulma ve özelleştirmeler sırasında büyük ekonomik güce ulaşan yeni iş insanlarının ortaya çıkışı Yeltsin döneminin önemli gelişmeleri arasında yer aldı.

1993 krizi dönüm noktası oldu

Yeltsin’in devlet başkanlığı dönemindeki en büyük siyasi krizlerden biri 1993 yılında yaşandı. Devlet Başkanı Yeltsin ile parlamento arasındaki yetki ve reform anlaşmazlığı giderek büyüdü.

Siyasi kriz sonunda silahlı çatışmaya dönüştü. Moskova’daki parlamento binası çevresinde yaşanan olaylar, Sovyetler Birliği sonrası Rusya’nın en kritik iç siyasi krizlerinden biri olarak tarihe geçti.

Krizden sonra Rusya’da yeni anayasal sistem oluşturuldu ve devlet başkanlığı makamının yetkileri önemli ölçüde güçlendirildi.

Çeçenistan Savaşı Yeltsin döneminde başladı

Yeltsin döneminin bir başka önemli başlığı Çeçenistan oldu. Rusya Federasyonu içerisindeki Çeçenistan’ın bağımsızlık girişiminin ardından Moskova yönetimi bölgeye askeri müdahalede bulundu.

1994 yılında başlayan Birinci Çeçen Savaşı Rusya açısından ağır kayıplara ve ciddi siyasi tartışmalara yol açtı.

Çeçenistan sorunu Yeltsin’in devlet başkanlığının son yıllarında da Rusya siyasetinin en önemli güvenlik meselelerinden biri olmayı sürdürdü.

1996’da yeniden seçildi

Ekonomik ve siyasi sorunlara rağmen Boris Yeltsin 1996 yılında yeniden devlet başkanlığı seçimlerine katıldı.

Seçimin ikinci turunda Komünist Parti lideri Gennadi Zyuganov karşısında üstünlük sağlayan Yeltsin ikinci kez devlet başkanı seçildi.

Ancak ikinci döneminde Yeltsin’in sağlık sorunları daha fazla gündeme gelmeye başladı. 1996 yılında ciddi kalp rahatsızlıkları yaşayan Rus lider kalp ameliyatı geçirdi. Sonraki yıllarda kamuoyundaki görünürlüğü ve yönetimdeki etkinliği sağlık durumuyla birlikte sık sık tartışıldı.

Vladimir Putin’i başbakanlığa getirdi

Yeltsin’in siyasi mirasının günümüze kadar uzanan en önemli kararlarından biri Vladimir Putin’in yükselişinde oynadığı rol oldu.

Putin, 1990’ların sonunda Rusya yönetiminde hızla yükseldi. Yeltsin, Ağustos 1999’da Putin’i başbakanlığa getirdi.

Bu atama, Putin’in Rusya’nın en üst siyasi makamına uzanan kariyerindeki en kritik dönüm noktalarından biri oldu. Yeltsin kısa süre sonra Putin’i gelecekte devlet başkanlığı görevini üstlenebilecek isim olarak öne çıkardı.

31 Aralık 1999’da sürpriz şekilde istifa etti

Boris Yeltsin, devlet başkanlığı görevini normal görev süresinin tamamlanmasını beklemeden bıraktı.

31 Aralık 1999 tarihinde televizyondan halka seslenen Yeltsin, Rusya Devlet Başkanlığı görevinden istifa ettiğini açıkladı. Kararın ardından dönemin Başbakanı Vladimir Putin, anayasal düzen gereği devlet başkanlığı görevini vekâleten üstlendi.

Böylece Yeltsin’in yaklaşık sekiz buçuk yıl süren devlet başkanlığı sona ererken Rusya siyasetinde Vladimir Putin dönemi başladı.

Putin, Mart 2000’de gerçekleştirilen devlet başkanlığı seçimini kazanarak görevi asaleten üstlendi.

Putin’i neden yerine bıraktı?

Yeltsin’in istifa kararında ilerleyen yaşı, sağlık sorunları ve Rusya’daki siyasi koşullar önemli başlıklar arasında yer aldı. İkinci devlet başkanlığı döneminde kalp rahatsızlıkları nedeniyle uzun süre tedavi gören Yeltsin’in yönetimdeki görünürlüğü azalmıştı.

Putin ise başbakanlığa getirildikten sonra kısa sürede Rus siyasetinin merkezindeki isimlerden biri haline geldi.

Yeltsin’in 31 Aralık 1999’daki istifasıyla Putin otomatik olarak devlet başkanlığı görevini vekâleten devraldı. Böylece iktidar değişimi seçimlerden birkaç ay önce gerçekleşmiş oldu.

Yeltsin neden öldü?

Boris Yeltsin devlet başkanlığından ayrıldıktan sonra aktif siyasetten büyük ölçüde çekildi. Sağlık sorunları ise ilerleyen yıllarda devam etti.

Yeltsin, 23 Nisan 2007 tarihinde Moskova’daki Merkez Klinik Hastanesinde hayatını kaybetti. Ölümünde kalp ve dolaşım sistemiyle bağlantılı sağlık sorunlarının etkili olduğu açıklandı. Dönemin tıbbi açıklamalarında ilerleyici kardiyovasküler ve çoklu organ yetmezliğinden söz edildi.

1 Şubat 1931 doğumlu Yeltsin öldüğünde 76 yaşındaydı. Cenazesi Moskova’daki Novodeviçi Mezarlığı’na defnedildi.

Boris Yeltsin’in eşi ve çocukları

Boris Yeltsin, Naina Yeltsina ile 1956 yılında evlendi. Çiftin evliliğinden Yelena ve Tatyana adlarında iki kızları dünyaya geldi.

Yeltsin’in ailesi, devlet başkanlığı yıllarında da Rus kamuoyunun yakından takip ettiği ailelerden biri oldu. Özellikle kızı Tatyana Yumaşeva, babasının devlet başkanlığının son yıllarında siyasi çevresindeki etkili isimler arasında gösterildi.

Yeltsin’in ölümünün ardından eşi Naina Yeltsina ve ailesi düzenlenen devlet törenine katıldı.

Rusya tarihinin geçiş dönemine damga vurdu

Boris Yeltsin’in sekiz yılı aşan devlet başkanlığı dönemi, Rusya’nın Sovyet sisteminden farklı bir siyasi ve ekonomik yapıya geçtiği yılları kapsadı.

Sovyetler Birliği’nin dağılması, piyasa ekonomisine geçiş, büyük özelleştirmeler, 1993 anayasal krizi, Çeçenistan savaşı ve oligarkların ekonomik güç kazanması Yeltsin döneminin öne çıkan gelişmeleri arasında yer aldı.

Yeltsin’in siyasi kariyerindeki son büyük karar ise Vladimir Putin’i başbakanlığa getirmesi ve 31 Aralık 1999’da istifa ederek devlet başkanlığı yetkilerini ona devretmesi oldu. Bu karar Rusya’nın sonraki çeyrek yüzyıllık siyasi tarihinde belirleyici bir dönüm noktası haline geldi.

Muhabir: Haber Servisi