Önceki gün gazetemizin acar foto muhabiri Mesut Acar, heyecanla yanıma gelerek, "Abi, e-mail ime ilginç bir bilgi notu gelmiş. İri tirajlı bir gazetenin çocuklara oynaması için dağıttığı Hugo adlı oyunda acayip işler ve oyunlar varmış" dedi. Neymiş bu acayip oyunlar ve işler Hugo namlı kahraman, memleket memleket dolaşırken, Türkiye nin üzerine geldiğinde, bizim ülkemizin toprakları oyunu kurgulayanlar tarafından, Sevr anlaşmasını bile aratacak biçimde bölük, pörçük yapılmış Hatta, oyunun bir anında karşınıza gayet iri harflerle şu yazı çıkıyormuş: "Türkiye de kendinizi asla güvende hissetmezsiniz" "Büyüdük, irileştik, devasa olduk, her bir vatandaşımızın payına düşen gelir 5 bin 400 dolar oldu" teranelerine inanmayın İşsizliğin, aşsızlığın arttığı, sosyal dramların herkesin canını acıttığı, kapkaçın, hırsızlığın, gaspın vakay-ı adiyeden sayıldığı ülkemizde uygulanan sosyal-ekonomik politikalarla sokakların artık güvensiz olduğu acı bir gerçek. Hugo cular, son dönemdeki sokak terörüne vurgu yaparak, "Türkiye de kendinizi güvende hissetmezsiniz" diyorlarsa, bir oranda haklılar Fakat, memleketimizi bölmek parçalamak için hazırolda bekleyenlerin ağızlarını sulandıracak haritalar çizerek, ancak hayal pazarlamacılığı yaparlar Bu oyunu araştırmadan, soruşturmadan, incelemeden piyasaya süren gazeteye de bir çift lafımız var: Bu işler, "Türkiye Türklerindir" diye slogan atmaya benzemez Ya olduğunuz gibi görünün, ya göründüğünüz gibi olun! Bir şehir efsanesi midir, rivayet midir bilemeyiz. Bu oyunun Kanal 6 dönemindeki sunucusu Tolga Garipoğlu nun belki de Mehmet Ali Erbil den seneler önce, televizyonculuk tarihimizin en büyük canlı yayın kazalarından birini yaşadığı söylenir Canlı telefon bağlantısıyla Hugo oynayan bir afacanın, oyunu beceremeyince, cümle alemin önünde, "Hugo ya" ağır bir sinkafla dümdüz gittiği söylenir Son söz: Türkiye yi bölmek çocuk oyuncağı değil!

*

Diyalog, hoşgörü, dinler arası uzlaşı Vatikan kontrolündeki misyonerlik faaliyetlerinin sihirli formülleri bunlar. Son ve mükemmel din İslam ile kendilerini eşitlemek, aynı platformda yeralmak isteyenlerin "altın tas içindeki zehir" operasyonları... Ne yazık ki, kerli ferli isimlerimiz, bu projeye çanaklık yapmaktan geri kalmayan türlü türlü cemaatlerimiz ve son kertede hükümetimiz, var gücüyle bu entrikalara alet olmayı sürdürüyor. Oynanan Bizans oyunları ve entrikaları, misyonerlerin önünü açacak türlü faaliyetlerle devam ediyor. Uyduruk dinler bahçesi projeleri, senelerdir kapalı olan kiliselerin ihyası, mantar gibi türeyen apartmankondu kiliseler Önceki akşam Gani Müjde nin defalarca ekrana gelen Kahpe Bizans filmini izliyoruz. Sepetçioğlu ve Yetiş Bey, Bizans a girmenin formüllerini arıyorlar Diyor ki, Yetiş Bey, "Bize şimdi iki papaz ve bir Prens kıyafeti lazım" O an, aradıkları Papazlar yanlarında bitiveriyor Filmin daha önce izlediğimiz orjinalinde, Yetiş Bey ve Sepetçioğlu nun Papazları ve Markus Antonyus u nasıl madara ettikleri açık açık görülüyordu Önceki akşam izlediğimiz versiyonda, bu bölümler makas yemiş Papazlarımızın kıyafetleri alınmış ama, nasıl alındığı belli değil Kiliseler ihya edilirken, dinlerarası diyalog ve tatlı su zeminleri tatlı tatlı sürdürülürken, filmi ekranlara getirenler de, Hristiyan din adamlarının o sahnede madara edilmelerinin "Bizans entrikalarına" zarar vereceğini düşündüler herhal! Sansüre bakın, hinliğe bakın!