Açın kapınızı. Evinizin önünde bekleyen misafirleriniz

var. Ramazan girdi gireli bir umut kapı açılır diye bekleyen, gözlerini evinize

dikmiş sabırla izleyen gözcüleriniz var. Artık diğer tüm şeylere kapatın

kapınızı, kendinizi kapatın ve sizi bekleyen şeye dönün. Görün ki, siz bir

parça aralasanız kendinizi, tüm şefkatleriyle, tüm sevgileriyle koşup

sarılacaklar size. Görün ki nasıl hasret kalmışlar gönülden bir muhabbete!

Haydi, bırakın artık görkemli sofralarla, şaşaalı

ziyafetlerle süslediğiniz davetlerinizi. Bırakın artık iftar saati için geri

sayım yapmaları. Bırakın ne varsa alıştığınız klasikleri. Ömrünüzde bir kez de

olsa onlara ayırın Ramazanı. Çok değil bir iftar yemeğini, bir sahur sofrasını

da onlara sunun ve yürekten davet edin yüreğinize. Sizden istedikleri yemek

değil, su değil, bir tas çorba bile değil. Sadece hatırlanmak, sadece var sayılmak

ve gönülden bir muhabbet...

Evet, Ramazan geldi geçiyor. İftarlarımız, sahurlarımız,

davetlerimiz devam ediyor. Açlık, susuzluk, yorgunluk, sıcak Zor da olsa insan

bünyesi için, bitiyor bir bir. Kendimizi Ramazana kilitleyip, beş duyu

organımızı da iftara göre ayarladığımız içinse bazı şeyleri yine es geçiyoruz.

Es geçiyoruz mesela dünyanın bir yerinde iftar saatinde

sofrasına bomba düşenleri. Es geçiyoruz mesela sahurunu kâfirlerden saklanarak

karanlıklarda yapanları. Baksak görmüyor, görsek duymuyor, duysak konuşmuyoruz.

Arakan ı davet etmiyoruz soframıza, Myanmar ı çağırmıyoruz sahurumuza. Büyük

huşularla kıldığımız teravih namazlarının secdelerini Doğu Türkistan la

yapmıyoruz. Yine unutuyoruz onları, yine açmıyoruz kapıları ve yine kapatıyoruz

yüzlerine umutları.

Oysa Ramazan, ilk önce kardeşlik ayı değil miydi İlk

önce kucaklaşma, selamlaşma, dostluk ve muhabbet ayı değil miydi Ramazan

gelince insan kendinden geçer, kardeşine yönelmez miydi Din kardeşinin nefsini

kendi nefsine tercih etmez miydi

O halde şimdi, topraklarında kan ve gözyaşıyla imanlarını

yeşertmeye çalışan mücahitlere açalım kalbimizi. Yılmadan söyledikleri diriliş

marşlarını, ilmek ilmek yeni nesillerine işleyen mücahideleri görelim. Görelim

sırtında ağır teçhizatıyla denizin altından yüzerek karaya çıkan ve

Siyonistlere mermi sıkan yürekleri. Görelim biz bu satırları yazarken bile

Gazze de yakılan ağıtları. Görelim tüm dünyanın suskun puskun izlemesine inat

yakılan İNTİFADA ateşlerini

Evet, bilelim ki, bu dünya üzerinde Arakan diye bir yer

var. Müslüman oldukları için vatandaş yerine konulmayan, tüm haklardan mahrum

edilen, asimile edip dinlerinden uzaklaştırmak için yıllardır uğraştıkları

halde, İslam sancağını gönüllerde dalgalandırmaya devam eden bir İslam

coğrafyası var.

Görelim ki, uzaklarda bir yerlerde Patani adında bir

kardeş var bize. Uzak ama canımız kadar yakın bir kardeş.

Duyalım ki, Pakistan, Yemen, Somali adında misafirlerimiz

var kapımızda bekleyen. Yıllardır iç savaşlarla, anarşiyle yorulmuş,

yıpratılmış, bereketli topraklarına kuraklık bulaştırılmış diyarlar buralar.

Ama hâlâ ayakta, hâlâ direnişte

Ve bir de Doğu Türkistan var tabi. Bakışlarını bizden hiç

ayırmayan müslüman kardeşlerimiz onlar. Ramazanları yasak, secdeleri yasak,

camileri kilitli... Elleri kolları kopmuş bir halde hâlâ göğüslemeye

çalışıyorlar hak dini. Budist zulmüne direniyor ama bizden de bir soluk

bekliyorlar...

Peki ya Suriye Televizyon ekranlarında dönmüyor

haberleri, bitti mi zulümleri, bitti mi yangınları Civar ülkelere göç edince

yok mu sayacağız onları Zalim zulmünü dikte etmeye devam ederken, hâlâ

bebekler üzerinde kimyasallar denenirken nasıl bitsin ki dertleri

Bir Musa beldesi, bir Yusuf diyarı... Bir zamanlar nice

peygamberle yürürken rahmet bulutları, şimdi karanlığın sisi(!) kaplamış

semaları. Mısır, üzerindeki zulüm sisini dağıtmaya çalışıyor. Mısır, tüm

dünyaya nasıl Müslüman bir kardeş olunur, nasıl Müslümanca dimdik durulur dersi

vermeye ve 21. yüzyıla direniş diyarı olarak adını yazdırmaya devam ediyor.

Irak... Terbiye edilmemiş aygırlar gelip postallarıyla

bastıkları günden beri topraklarına, hâlâ sendeliyor. Hâlâ Allah adına, din

uğruna ayakta kalmaya, yürümeye devam ediyor ama eli silahlı yerli zalimler

kırıyor ayaklarını, kesiyor adımlarını. Ve Irak darmadağın olmuş bir halde

Ramazanı yaşıyor!

Afganistan, Çeçenistan, Libya... Güler mi yüzleri bir

gün, bilinmez ama onlar gülen yüzlerle bir umut bizim gözlerimize bakıyorlar.

Ve bizden çok değil, susayan gönüllerine bir yudum muhabbet bekliyorlar.

Ve Kudüs... Tüm diyarların nazlı çiçeği. Tel örgüler

ardında bekleyen sevdamız. Zulüm duvarları arkasında kanayan yaramız. Evet,

Kudüs duruyor yerli yerince. Devrilmez, sarsılmaz bir kale gibi bakıyor bize.

Ama değişmiyor kaderi, gülmüyor yüzü. Hâlâ yanıyor sokakları. Hâlâ göklerini

aydınlatan güneş değil, siyonist bombaları

Mademki Ramazan kardeşlikti ve mademki el ele gönül

gönüle vermekti; tüm Müslüman coğrafyalarıyla birlikte karşılamalı değil miydik

Ramazanı Hep beraber sahurda Myanmar a misafir olup, iftarda Arakan a gitmeli,

teravih secdelerinde alnımızı her akşam bir başka İslam toprağına koymalı,

sabah namazlarına Ayasofya da ev sahipliği yapmalı değil miydik Nihayet

Ramazanı birlik ve beraberlik içinde bitirip de bayram sabahı, bayram namazına

konvoylarla Kudüs e gitmeli değil miydik

Bizler içimize kapanmayı bırakırsak ve bırakırsak o güzel

diyarları kendi içlerine kapatmayı, kendi sınırlarına hapsedip, nice devletler

kurmaya muktedir yüreklerimize almama hastalığından kurtulabilirsek eğer,

aslında her secdemizde onlarla beraber olduğumuzun farkına varabileceğiz. Biz

onlarla beraber olduğumuzda dağılacak tüm kara bulutlar. Kan golüne dönmüş

İslam topraklarında güller derilecek.

Yeter ki biz açalım gönüllerimizi onlara. Yeter ki açalım

onlar için ellerimizi her şeyin sahibi olan Rahman a. Tüm dualara icabet edilen

iftar vakitlerinde, bereketlerle bezenen sahur vakitlerinde bizden bekledikleri

tek şeyi yapalım ve dua edelim kurtuluşları için. Şeytanın kilit altında

tutulduğu Ramazanda, büyük şeytan Siyonizm ve askerlerin ebediyen cehennem

kilitlerine vurulması için, tuzaklarının başkasına yıkılması için, tuzak

kuranların en hayırlısı olan Rabbimize yalvaralım.

O halde hazırlanın, bu

akşam iftarda dualarımızla ve İntifada heyecanıyla Gazze deyiz