Şeytan, Hz. Adem’den bu yana 100 milyarın üzerinde insanla uğraşmış, 124 bin peygambere karşı mücadele etmiş, Nemrut, Firavun, Haman, Karun, Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi büyük kâfirler yetiştirmiş, 120 bin sahabeye farklı farklı tuzaklar kurmuş,  alanında uzman ve son derece profesyonel bir düşmandır... 

Şeytan, bir peygamberi bile cennetten çıkarabilecek planlar yapmış, aynı peygamberin yani Hz. Adem’in iki evladından birinin ilk kanı dökerek kardeş katili olması için çalışmış, başka bir peygamberin, Hz. Nuh’un evladının kafir olarak can vermesi için gayret etmiş, bir diğer peygamberin Hz. Yakup’un çocuklarının kendi öz kardeşleri Hz Yusuf’u kuyuya atmaları için ustaca tuzaklar kurmuş melun bir düşmandır… 

Şeytan, İslam tarihimiz boyunca yüz binlerce Müslüman’ın kanına ve canına mal olan, belki de kıyamete kadar devam edecek ciddi tefrikalara kapı aralayan Cemel ve Sıffin savaşları, Harre ve Kerbela olayları gibi büyük kargaşaların alt yapısını hazırlamış, organizasyonunda bizzat yer almış, sponsorluğunu ve reklamını yapmış, kışkırtmış azılı bir düşmandır… 

Şeytan, “Ey rabbim beni azdırmana karşılık bende yeryüzünde kullarına günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım...” (Hicr: 15/39-40) diyerek büyük bir kin ve nefretle yemin etmiş, milyon kere yenilmiş, milyon kere zafer kazanmış, her türlü insanla uğraşmış, görmüş geçirmiş, insanlık tarihi kadar büyük bir tecrübeye sahip usta bir düşmandır… 

İşte bu büyük düşman, şimdi de Allah’ımız muhafaza etsin ümmetimizin belini kırabilecek, dirilişimizi yüzyıllar sonrasına erteleyebilecek, nesillerimizi Siyonizm’e ve emperyalizme köle yapabilecek büyük bir operasyonun hazırlığını yapmakta ve alt yapısını oluşturmaktadır. Şeytanın bu son operasyonun adı “Mezhep Çatışmasıdır.”  

Kur’an’ın, “Size en şiddetli düşman Yahudiler ve müşriklerdir” (Maide, 5/82) hükmüyle Müslüman zihinlerde inşa ettiği öncelikli düşman algısını ve ümmetimizin Siyonizm’e ve emperyalizme karşı teyakkuz halini herhangi bir mezhebe, meşrebe, fırkaya, gruba yönlendirenler gibi mezhebi adına Müslüman katletmeyi caiz ve sevap görerek teşvik eden sapkın anlayışlar da aslında şeytanın değirmenine su taşımaktadır.  

Şeytanın gerçekleştirmek istediği bu büyük ve tehlikeli operasyonun tek çözümü bir Kur’an projesi olan İSLAM BARIŞ gücüdür. “Müminlerden iki topluluk savaşacak olursa aralarını düzeltin. Şayet biri diğerine zulme devam edecek olursa zulmedene karşı Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle bulun…” (Hucurat, 49/9) ilahi talimatı gereği İslam coğrafyamızda meydana gelen ihtilafların binlerce kilometre uzaktan gelen emperyalistler tarafından değil, müminler tarafından çözüleceği uluslararası bir mekanizmayı kurmak Müslümanlar üzerine farzdır.  

Türkiye’miz öncülüğünde kurulacak İSLAM BARIŞ GÜCÜ ile birlikte her türlü farklılıklarına rağmen kendisini Müslüman olarak tarif eden bütün akımlar, ümmetin ana gövdesi içerisinde değerlendirilerek öncelikli düşmanımız batıya karşı büyük ve güçlü bir blok oluşturulacaktır. Müslümanlar arasındaki ihtilaflar bizzat Müslümanlar tarafından çözülecek, Müslümanlık kisvesi altında terör örgütleri kurarak Müslümanlara zulmeden veya mezhebi adına Müslüman kanı dökmeyi caiz gören tüm yapılanmalar ıslah edilecek, ıslah olmuyorsa güç kullanılarak yola getirilecektir. Böylece topraklarımızdaki tüm emperyalistler NATO ve İncirlik Üssü’nü de alıp, coğrafyamızı terk etmek zorunda kalacaklardır.