Şam’da duruma hâkim olarak Emeviye Camii’nde “Cuma namazı” kılmak gibi iddialı bir rüya vardı!

Bu bir zamanlar dillerden düşmeyen bir rüyaydı!

Her rüya gibi bu rüya da uyanıldığı zaman sona erdi!

Ve acı gerçekler ile baş başa kalındı!

Biz üç beş devlet büyüğümüzün Şam’da Emeviye Camii’nde “Cuma namazı” kılmasını beklerken bir de baktık ki milyonlarca Suriyeli ülkemizde beş vakit namaz kılar hale gelmiş!

Yani mülteci olmuşlar, neye niyet, neye kısmet değil mi!

Şimdi zaman zaman bu rüyayı hatırlıyor ve hatırlatıyoruz.

“Ne rüyaydı ama” diye lafa giriyoruz ve hemen ardından ülkemizde beş vakit namaz kılmaya başlayan Suriyelileri ne yapacağımızı tartışmaya başlıyoruz.

Kimimiz onları baş tacı edilmesi gereken misafirler olarak görüyor ve herkesin böyle görmesi gerektiğini savunuyor.

Kimimiz ise onları bir an evvel anavatanlarına geri göndermemiz gerektiğine inanıyor.

Hele hele içlerinden bir ikisinin adı birtakım kriminal olaylara karışmış yani suç işlemişlerse bu arzu daha bir katmerleniyor.

Evet, rüyalar ile gerçekler çoğu kez örtüşmüyor!

Çoğumuz rüyalarda bolluk içinde yüzerken gerçek hayatta sefilleri oynuyoruz.

Ya da rüyalarda krallar gibi yaşarken gerçek hayatta yiyecek ekmek bulmakta zorlanıyoruz.

Bu rüya da öyle sonuçlandı!

Kendimizi bölgenin “abi ülkesi” olarak görüp komşu ülkelerle ilgili politikaları buna göre şekillendirmeye kalkışınca gerçeklerin bu hayallerle örtüşmediğini öğrendik.

Kural koymaya özendik ama koyduğumuz kuralları takan olmadı!

Hatta kimse oralı bile olmadı!

Bu olay bize rüyalar ile amel etmenin pek doğru olmadığını göstermiş olmalı!

Dün bu tür hatalar yaptık.

Bugün bu hataların faturasını ödüyoruz.

Bu durumdan ibret alarak yarınlarda atacağımız adımlarda çok dikkatli ve hassas olmalıyız.

Bir rüya gördüğümüz zaman bunu gerçek sanıp herkesle paylaşmaya kalkışmamalıyız!