Sanatçıların Afrin ziyareti tartışması sürüyor. Oysa mesele başka. Ben size yakın tarihten, gazeteci Fehmi Çalmuk’un MTTB’nin Yüz Yılı kitabından ilginç bir “sanatçı-siyasetçi” anekdotu aktaracağım.
Konu benim de şahsen severek dinlediğim, sanat müziğimizin ünlü sesi Zeki Müren’in bir “tavrı” ile ilgili. Müren, 1960 darbesinden sonra Adnan Menderes’ten mütevellit, “Bizi diktatörden kurtardı. Bir kez elini öpeyim, öleyim” dediği Cemal Gürsel’le görüşmek ister. MTTB Ankara Başkanı Edip Geyik’i devreye sokar ve birlikte giderler. Geyik o anı şöyle anlatıyor:
***
“Randevu alınca birlikte gittik. Cemal Gürsel’in elini öptü. ‘Bizi Demokrat Parti’den kurtardınız. Siz bir kahramansınız’ dedi. Gürsel de ona iltifat etti. Ancak götürdüğüme çok pişman oldum.”
Sanat, güç, döneme göre şekillenmek…
***
Demek ki neymiş. “Sanat Güneşi” dahi olsa sanatçının, siyasi tavrına, sözüne değil sanatına bakmak lazımmış. Gerçi bugünkülerde hoş o “sanat” da yok ya!
MECLİS’TE SAADET KONUŞULUYOR
Eskiden Cumhurbaşkanı bir gündem oluşturdu mu, herkes onu konuşurdu. Şimdi manavından akademisyenine, bürokratından milletvekiline herkes Saadet Partisi Lideri’nin ne diyeceğini bekliyor.
Meclis’te de milletvekillerinin adeta diğer partisi Saadet. Ne yapacağı, ne söyleyeceği, ne twit atacağı en çok merak edilen parti.
***
Bir milletvekili ile konuşuyoruz. Diyor ki; “Saadet, milletin dikkatini çekmeyi başardı. Herkes dönüp ne diyeceğine bakıyor.”
Yorgun ve üretemeyen Meclis’te dışarıdan bir partinin politika üretmesi, birçok milletvekilini heyecanlandırıyor. Vekiller adeta kendi partilerinden havlu atmış gibiler. Saadet’in dört partiden de iltihaklara hazır olması gerekiyor. Çok yakında, vuslatlar olabilir.
EN BAKİR OY DEPOSU!
Türkiye’de partilerce parsellenmiş seçmenler tablosunda; “Bizim sorunlarımıza biraz dokun, oyumuzu al” diyen hazır, geniş tabanlı üç toplumsal kesim ve mesele var!
***
Kürt Meselesi.
Yeni veya genç seçmenler. (Meclis’teki partiler, burayı tutamıyor.)
Ve mağdurlar.
Kendini, “Dönemin kaybedeni, yorgunu” sayanlar.
Halkın nabzını tutanlara göre; bu üç kesime yatırım yapan, dokunan, politika üreten önümüzdeki dönemin kazananı olacak.
DEVRALALIM DERKEN, ONLAR BAKANLIĞI GÖTÜRÜYOR!
Fulbright anlaşması çerçevesinde, MEB’den seçilecek İngilizce öğretmenleri 40 gün süre ile ABD’de eğitim alacakmış! Meğerse biz FETÖ’nün yurtdışındaki okullarını Maarif Vakfı’na devralırken, adamlar içeriden bakanlığı ABD’ye götürüyor!
ANADOLU TIBBI MARKA DEĞERİ KAZANACAK!
Boğazda geminin çarptığı yalının sahibi, tıp profesörü Hekimbaşı Salih Efendi aynı zamanda bahçesindeki bitkiler yetiştiren bir doğal tıpçıydı. Tıp Fakültesi’nde Nebatat (Botanik) dersleri verirdi.
***
Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın gayretleriyle “Medeniyetlerin Beşiğinde Anadolu Tıbbı” bu hafta İstanbul’da masaya yatırılacak. Türkiye’de ilk kez “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi” İstanbul’da 19-22 Nisan’da düzenlenecek. Kongrede; tamamlayıcı tıp alanında bilimsel, kültürel ve sosyolojik alandaki “karşıtlık algısının değiştirilmesi” ve modern tıp ve tamamlayıcı tıbbın entegrasyonunun sağlanması amaçlanıyor.
***
Bu kongre ile birlikte, halk sağlığı açısından sorun teşkil eden merdiven altı uygulamalar mercek altına alınacak. Anadolu tıbbının marka değeri artırılacak.
GÖSTERGE DEMİRYOLU
Çünkü bu iktidarın yüzünü güldürmeyen Milli Eğitim ve Kültür’e rağmen prim yaptığı iki bakanlıktan biri Sağlık, diğeri Ulaştırma’ydı.
Twitter’da bakıyorum. Şimdiki Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan da, Türkiye’ye yeni projeler kazandırmak için bir Dışişleri Bakanı gibi her hafta bir ülkede.
Yurt içinde ise yürüyen projelere ilaveten İstanbul’a üçüncü havaalanı en çok konuşulan yatırım.
***
Ne ki benim için 1950’lerden sonra hep ihmal edilen demiryollarına yatırım çok daha önemli.
Diyeceksiniz ki Doğu Ekspresi ile Kars yolculuğu revaçta. Gayet güzel. Lakin esas beklenen, Ankara-Sivas-Erzurum veya Ankara-İzmir veya Antalya hızlı trenleridir. Veya Ankara-Mardin hızlı treni.